Değerli Okurlar,
Savaşın yükselen tansiyonu hem siyasi hem ticari hem de sektörel krizin derinliğini giderek artırıyor. Şu aşamada herkes can derdinde ve ayakta durabilmenin gayretinde. Yükselen maliyetler ve daralan sektördeki küçülmeler ile acil tasarruf tedbirleri hali hazırdaki tüm masalarda tartışılmaya başlandı. Bir yandan enerji krizi bir yandan artan fiyatlarla havacılık sektörü de bu savaştan en fazla etkilenen sektörlerden biri olma yolunda hızlıca ilerliyor. İstihdamlar neredeyse durdurulmuş, yatırımlar kör topal şekilde ilerliyor ve görünen o ki bizim bu krizin etkisinden pek de kısa vadede kurtulma şansımız görünmüyor.
Şu ara bereketiyle sürekli pistleri askıya alan yağışlar ve devam eden kötü hava muhalefetleri ile yaşanan aksamalar ve gecikmeler de ayrı bir risk gündemi haline geldi. Hal böyle olunca bu haftada sektördeki gerilim gittikçe arttı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz boğazındaki bu kriz petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmaları sürdürüyor. Havayolu firmalarının normal şartlarda toplam maliyetlerin yaklaşık %25–30’u yakıt giderlerinden oluşurken şu an bu oranların %40’ları aşan sınırlara dayandığı ön görülüyor.
Baştan tedbir alan havayolları bu dalgalanmaları genellikle önceden yapılan yakıt hedge anlaşmaları ile önlem alarak oluşabilecek rekabet baskısını yenmek ve sezon içindeki talep dengesini gözetmek için ani şekilde bilet fiyatına yansıtmazlar. Ama bu dalgalanmalarının derin kalıcı hasarlar bırakması durumunda ise artık bilet fiyatlarına yansıması kaçınılmaz hale gelir.
Petrol fiyatındaki %10 artış → havayolu maliyetlerinde minimum %2–3 artışına tekabül eder. Bu da genellikle bilet fiyatının yanı sıra, yakıt ek ücreti, bagaj ve diğer hizmet ücretleri üzerinden yolcuya yansıtılması anlamına gelir. Türkiye’de ise bu durum özellikle uzun menzilli uçuşlar yapan havayolları için daha da hassastır. Çünkü petrol 60 dolar → 100 dolar seviyesine çıkması büyük havayollarının yıllık milyarlarca dolar ek yakıt maliyetine katlanmak zorunda kalacağı anlamına gelir.
Sektörün amiral gemisi olan Türk Hava Yolları, son yıllarda büyümeye ve 2025 yılında yaklaşık 92 milyon yolcu taşınarak tarihinin en yüksek rakamlarına ulaşılmasına rağmen şirketin operasyonel giderlerinde yakıtın payı yaklaşık yüzde 27, personel giderlerinin payı ise yaklaşık yüzde 25 seviyesine çıktığını belirtmişti. Bu kriz dönemlerindeki maliyetlerin daha da yükselmesi genellikle ilk refleks olarak mevcut maliyetleri kısma yönelimine doğru gelişeceğini düşündürüyor.
Pandemi döneminde yaşananlar hala hafızalarda canlı duruyor. Dünya genelinde on binlerce havacılık çalışanı işini kaybettiği o günlerin, Ortadoğu’daki gerilimin büyüyerek devam etmesi durumunda tekerrür etme riski asla göz ardı edilemez. O nedenle gözünü vardiya primlerine veyahut eyt’li çalışanların ücretlerine dikenleri de mutlaka ilgililerin dikkate alması ve şimdiden önlemler alarak koruma politikaları geliştirmeleri gerekir.
Öte yandan ülkemizde ROLLS – ROYCE firmasıyla THY Tekniğin yaptığı anlaşma gibi yeni bir pazar heyecanı ve yeni istihdamlara gebe fırsatların da doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Uçak bakım ve onarım sektörü (MRO) günümüzde havacılık sanayisinin en hızlı büyüyen, neredeyse küresel ölçekte 100 milyar dolar büyüklüğüne ulaşmış ve yaklaşık %40’ının da motor bakım hizmetlerinde oluştuğu göz ardı edilmemeli.
Dünya genelinde motor bakımına bakıldığında Singapur Asya-Pasifik havacılık merkezi, Dubai Orta Doğu transit merkezi, Frankfurt Avrupa bakım hub’ı, Hong Kong Çin ve Asya uçuşları için kritik merkezi, Londra geniş gövdeli uçak bakımı için yüksek kapasiteli bakım merkezi adreslerine dönmüş halde.
Bu merkezlerin ortak özelliklerine bakıldığında büyük havayolu hub’larına yakın olmaları, güçlü mühendislik altyapısı ile yüksek nitelikli bakım personeli kapasitelerine sahip olmaları gibi parametreler öne çıkıyor. İstanbul bu kriterlerin zaten önemli bir kısmına sahip. Bu nedenle Rolls-Royce ile temelleri atılan motor bakım merkezi başarıyla hayata geçirilirse İstanbul’u küresel zirvede hak ettiği noktaya taşıyabilir.
Bugün THY Teknik A.Ş., Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük bakım kuruluşlarından biri olarak kabul ediliyor. Şirketin mevcut kapasitesi ile yılda binlerce uçak bakım operasyonu yöneten,150’den fazla uluslararası havayolu müşterisi olan, dar ve geniş gövdeli uçak bakım kabiliyetine sahip, komponent ve parça bakım hizmetleri konusunda kapsamlı departmanlarla hizmet verebilen büyük bir kuruluş.
Ancak küresel MRO devleriyle karşılaştırıldığında motor bakımında hâlâ büyüme potansiyeli olan bir çizgide. Örneğin Lufthansa Technik, GE Aerospace, ST Engineering gibi şirketler halan motor bakım pazarının en büyük pastasını yiyen firmalar. Bu nedenle Rolls-Royce ortaklığı, THY Teknik’in bu ligde daha üst sıralara çıkması açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Şayet planlandığı gibi yılda 200 motor bakım operasyonu ile motor başına ortalama 5 milyon dolar bakım geliri sağlanırsa, yılda ortalama 1 milyar dolar aşan bir gelir sağlanabilir.
10 yıllık potansiyeline bakıldığında ise; Tahmini büyüklük Motor bakım geliri 10 milyar $ Etki alanı; Yan sanayi üretimi 3–4 milyar $, Hizmet ihracatı ile 5 milyar $, Dolaylı ekonomik katkı alanları ile 10 milyar $ ile neredeyse 20 milyar doların üzerinde bir ekonomik etki potansiyeline sahip olduğu ön görülüyor.
İstihdam etkisinin genişlemesinde Uluslararası MRO yatırımlarında genel bir kanı vardır. 1 yüksek teknoloji işi → 3–4 dolaylı istihdam anlamına gelir. Bu nedenle kurulacak motor bakım merkezi: 1.500 – 2.000 doğrudan gerektiği düşünüldüğünde dolaylı istihdam ile yaklaşık 5.000’e yakın istihdam alanı yaratır. Dolaylı istihdam ile parça üretimi, lojistik, havacılık yazılımları, mühendislik hizmetleri gibi alanlarda birçok hizmet ülkemizden sağlanabilir. Bu gibi stratejik fırsatlar doğru yatırım ile doğru yönetildiğinde ülkeye çok önemli bir katma değer sağlayabilir. Motor bakım ve revizyonu, Türkiye’nin yüksek hacimde hizmet ihracatına dönüşerek, savunma sanayisinden yerli üretim alanlarına geçişe kadar geniş bir yelpazede güçlü bir ekonomik alan yaratabilir. Yeter ki inanarak azimle çalışalım.
Hepinize sağlık ve huzur dolu bir hafta diliyorum…









