Kısaca TUSAŞ diye bilinen Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı, 28 Haziran 1973 tarihinde Türkiye’nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bünyesinde kurulmuş bir şirketti.
Türk Hava Kuvvetleri’nde savaş uçağı olarak F-16 uçaklarının kullanılması kararıyla birlikte; bu uçakların üretimi, uçak sistemlerinin entegrasyonu ve uçuş testlerini yaparak Türk Hava Kuvvetleri’nin hizmetine sunmak üzere TUSAŞ, 1984 yılında TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), Türk-ABD ortak yatırım şirketi olarak 25 yıllık bir süre için kuruldu. 25 yıl dolmadan 2005 yılında TAI’deki yabancı hisseler Türk hissedarlar tarafından satın alınarak, TAI ve TUSAŞ, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) çatısı altında birleştirildi.
Havacılık ve uzay sanayinde küresel ilk yüz oyuncu arasında yer alan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii şirketinde Havacılık Yapısalları Grubu, Uçak Grubu, Helikopter Grubu, İnsansız Hava Aracı (İHA) Sistemleri Grubu, Uzay Sistemleri Grubu, Milli Muharip Uçak Grubu ve Mühendislik Grubu adı altında stratejik iş merkezi olarak örgütlendi.
TUSAŞ, Ankara’da 4 milyon metrekare açık, 640 bin metrekare kapalı alanda sabit ve döner kanatlı hava platformlarından insansız hava araçları ve uzay sistemlerine kadar entegre havacılık ve uzay sanayi sistemlerinin tasarım, geliştirme, modernizasyon, üretim ve entegrasyon süreçlerinde hizmet veren modern tesislere sahiptir.
Boeing ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), Boeing 737’lerin motor kapağı üretim ve tedariki için yapılan anlaşma gereği, 2025 yılından itibaren üretilen tüm Boeing 737 uçaklarında kullanılan motor kapaklarının yarısını TUSAŞ üretmekte ve Boeing’e vermektedir.
B737 motor kapaklarının üretiminin yanı sıra TUSAŞ, Boeing 787 Dreamliner tipi uçaklara irtifa dümeni, kargo paneli, kuyruk yatay hücum kenarı ile 737 irtifa dümenini üretiyor. Yıllardan bu yana halen uçmakta olan Boeing uçakları için binlerce parça ve komponent teslimatın TUSAŞ’ın son teknolojiye sahip modern tesislerinde gerçekleştiriliyor.
TUSAŞ, Boeing’in yanı sıra Airbus’a da yedek parça ve gövde bileşenleri üreten birinci sınıf, küresel bir Tier-1 (Birinci Kademe) tedarikçi olarak, nihai ürünü üreten ana üreticiye (OEM. “Original Equipment Manufacturer” -Orijinal Ekipman Üreticisi) parça, montaj veya sistemleri doğrudan sağlayan en üst düzey tedarikçidir. Bu üreticiler TUSAŞ GİBİ aracıları ortadan kaldıran ana markanın birinci derece iş ortağıdır.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, ticari uçaklar için şu parçaları üretmekte.
• Airbus İçin: A350F kargo uçağının tüm metalik parçaları, A321 uçağının gövde panelleri ve kontrol yüzeyleri.
• Boeing İçin: Boeing 737 uçaklarının motor kapakları, 787 Dreamliner için kargo kapıları, 737 MAX 10 programı için kritik gövde bileşenleri ve binlerce alt montaj parçası.
• Genel Yapısal Parçalar: Kompozit paneller, uçak gövde iskeletleri ve hareketli parçalar.
TUSAŞ’ın nasıl bir şirket olduğunu ve başarısının altında yatan gerçeği tam görebilmek için web sitesinde ilan ettiği iki konuya dikkate sunuyorum:
Tedarikçilere karşı sorumluluklar
Tedarik zinciri yönetimini şeffaf, izlenebilir ve kurumsal prosedürlere dayalı bir sistemle yürütür. TUSAŞ; tedarikçi ve iş ortaklarından tüm faaliyetlerinde iş etiğine uygun davranmalarını, yürürlükteki mevzuata ve TUSAŞ standartlarına tam uyum sağlamalarını bekler. İş ilişkileri adalet, saygı, profesyonellik ve karşılıklı güven temelinde yürütülür.
Rakiplerimize karşı sorumluluklar
TUSAŞ, rekabet hukukuna ve ilgili düzenlemelere tam uyum sağlamayı temel bir ilke olarak benimser; yabancı hükümetlerle, devlet kurumlarıyla ve uluslararası kamu otoriteleriyle yürütülen faaliyetlerini adil rekabet kuralları çerçevesinde yürütür, rakiplerine karşı haksız avantaj sağlayacak hiçbir uygulamaya başvurmaz.
TUSAŞ, sanayi casusluğu, gizli bilgi elde etme amacı taşıyan yöntemler veya iş ahlakıyla bağdaşmayan diğer davranışlardan kesinlikle kaçınır. Rekabet sadece yasal, meşru ve etik zeminde yürütülür, bütün ticari faaliyetlerde şeffaflık, dürüstlük ve profesyonellik esas alınır.”
Yarım asırlık bir geçmişe sahip TUSAŞ savunma sanayi ve havacılık alanında Türkiye’nin yüz akı şirketlerden biridir. Kuranlara ve yaşatanlara saygı ve minnet duygularımızı iletiyoruz.
Mutlu yarınlar Türkiyem.
————————————————————
Mehmet T. Nane, ikinci kez IATA’da
Dünya havacılığında Türkler de var!
Uluslararası anlamda dünyadaki en önemli kuruluş,193 ülkenin üye olduğu Birleşmiş Milletler (Union Nations-UN) Teşkilatı’dır. BM’nin kurucularından olan Türkiye, geçmişte 1951-1952, 1954-1955, 1961 ve 2009-2010 yıllarında BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyesi olarak çok etkili bir rol üstlenmiş. Türkiye, 2037-2038 dönemi için de BMGK geçici üyeliğine şimdiden adaylık başvurusunu yaptı.
Birleşmiş Milletler tarihinde ilk kez bir Türk vatandaşı 2020-21 döneminde BM Genel Kurul Başkanlığı üstlenmiş ve Büyükelçi Volkan Bozkır, 75’inci Genel Kurul’un Başkanlığını yapmıştır.
Birleşmiş Milletler dışında bağlı olan Turizm, Ticaret, Sivil Havacılık, Deniz teşkilatı ve Eurocontrol teşkilatlarının yönetimlerinde Türk vatandaşlarının her hangi bir görev alıp alamadığına, yanı sıra gayri resmi kuruluşlar olan Uluslararası Hava Taşıyıcıları Birliği (IATA), Dünya Seyahat Acentaları Birlikleri Federasyonu (UFTAA), Uluslararası Havalimanları Konseyi ACI gibi kuruluşlarda ne kadar söz ve yetki sahibiyiz buna bakmakta yarar var.
Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) nezdinde halen Büyükelçi Şebnem Cenk daimi temsilci olarak görevdedir. Bu kuruluşta geçmişte Genel Sekreterlik makamı için eski daimi temsilci Büyükelçi Suat Hayri Aka aday olduysa da ne yazık ki aldığı oy yetersiz kaldı ve başarılı olamadı.
UFTAA’da Türkiye’yi TÜRSAB adına turizmci Çetin Gürcün temsil ediyor.
ACI yönetiminde geçmişte TAV’dan M. Sani Şener, IGA’dan Hüseyin Kadri Samsunlu ve DHMİ adına Hüseyin Keskin seçilerek görev yaptılar.
Temel Kotil, 2013 yılında kısa adı AEA (Association of European Airlines) olan Avrupa Havacılık Birliği’nde başkan olarak görev yapmıştı. Çelebi Hava Servisi EMEA Ülkeleri Yer İşletme ve Kargo Başkanı Atilla Korkmazoğlu da Airports Services Association (ASA) Havaalanları Hizmet Derneği Başkanlığı yapmıştır.
ACI yönetiminde halen IGA Genel Müdürü Selahattin Bilgin, TAV CEO’su Serkan Kaptan ve DHMİ Genel Müdürü Enes Çakmak göreve gelmiştir.
Dünya havacılığında çok önemli yeri olan Uluslararası Hava Taşıyıcıları Birliği (IATA) yönetiminde geçmişte THY’den Temel Kotil ve Ahmet Bolat görev yaptı. THY, İlker Aycı yönetimi döneminde IATA’da temsil edilmedi.
Özel sektördeki havayollarının tümü IATA üyesi olduğu halde, nedense bu kuruluşun dışarıda yapılan toplantı ve genel kurullarına THY ve Pegasus yöneticileri hariç hiçbiri ilgi duymaz katılmazdı. Katılmaları çok iyi olurdu.
Sektöre perakende sektöründen gelen Pegasus’un önceki Genel Müdürü M. Tevfik Nane geçmişte IATA Denetim Kurulu Üyesi iken, şirketinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduktan sonra Haziran 2022’de IATA 80’inci Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildi. Geçmişte de Performans ve Üyelik Komiteleri’nde de görev yapan Nane, 2019’dan bu yana IATA’da kesintisiz görev yaparak ayrı bir rekora da imza atmıştır.
Bir Türk olarak IATA’da görev yapan Nane’nin 120 ülkede, 370 resmi ve özel üye şirketle sivil havacılığın yüzde 90’ını temsil eden önemli bir kurumun yönetim kurulu başkanı olması, önce kendisinin sonra da ülkemizin büyük bir başarısıydı. IATA yönetiminde ara vermeksizin görev yapan Mehmet Tevfik Nane son yapılan IATA Genel Kurulu’nda Türk Hava Yolları’nın Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker gibi başarılı bir yöneticiyle yönetim kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı olarak seçilme başarısını tekrar gösterdi.
Bu iki değerli yöneticinin IATA’da üst düzeyde görev alması, THY ve özel havayolu şirketlerimizin küresel havacılıkta öncü rol oynamaya devam etme kararlılığını göstermesi açısından da önemli bir gelişme olarak milletçe hepimizi gururlandırıyor.
Ve çok değerlidir ki, Mehmet Tevfik Nane’nin gelecek dönemde Haziran 2027’de bir yıl süreyle ikinci kez başkanlık görevine seçileceğinin de açıklanması gerçekten çok önemli. IATA tarihinde ilk kez Başkan seçilen tek Türk olan Mehmet T. Nane, yine göreve ikinci kez gelecek ilk ve tek Türk yönetici olarak tarihe de geçti.
Bu görevi sırasında adının geçtiği anda Türk ve Türkiye kavramlarıyla birlikte anılması ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlayacaktır. Bu nedenle tekrar öneriyorum ki, devlet Nane’ye büyükelçilik unvanı vermelidir.
Mehmet T. Nane’nin ve Murat Şeker’in IATA gibi çok önemli uluslararası bir kuruluşun yönetimine seçilmesinden ötürü kutluyorum.









