EFSANELER ÖLÜR MÜ ?

EFSANELER ÖLÜR MÜ ?

TWA bir efsaneydi, bir Amerikan simgesi. Görkemli, çekici, trajik. Zamanından çok önce gitti.

TWA olarak anılarda kalan Trans World Airlines 71 yıllık geçmişi boyunca havacılığın en tanınmış markalarından biri oldu.
Ticari hava yolculuğunun altın çağlarında, 1960’lı ve 1970’li yıllarda uçakla seyahat edenler çok şıktı. Harper’s Bazaar, Vogue gibi moda dergilerinden fırlamış gibi. Bir kokteyl parti ya da dine’ye katılacakmış izlenimi veren tayyör ve takım elbiseleri, şapka ve aksesuarları ile kadın ve erkekler, kabine adeta bir podyum havası verirlerdi. Biz bu zerafeti ancak filimlerde izleyebildik. Amerikan, Fransız veya Yeşilçam yapımlarında rol alan yıldızlar, aynı güzelliği beyaz perdeye yansıttı. Uçak kabinleri de yolcuları kadar modern ve zarifti.
Howard Hughes tarafından geliştirilen havayolu, yeni uçakları ve egzotik destinasyonları ile 1980’lerdeki kötü yönetimine kadar hafızalardan silinmedi.
Hughes, birkaç yılda önemli kazanç sağlayıp 1930’da sinema, 1931’de içki sanayiine girdi. Daha sonra havacılığa yöneldi. TWA Havacılık Şirketi’nin hisse senetlerinin dörtte üçünü ele geçirerek bu alanda söz sahibi oldu.

Yalnızlığa olan eğilimi nedeniyle, yaşamı bir sır perdesinin arkasında gizliydi. Bu da büyük bir ilgi odağı olmasına yol açtı.
Temizlik takıntıları yüzünden Acapulco’daki Princess Hotel’de inzivaya çekildi. Orada kendisine âdeta hastane gibi steril bir ortam oluşturdu. Yıllarca mikrop kapmamak için kimseyle görüşmedi. Tıpta bu hastalık “Obsesif Kompülsif Bozukluk” olarak tanımlanıyor. Halk arasında “Takıntı Hastalığı” olarak biliniyor.  1976 yılında, uzun bir hastalık döneminden sonra 71 yaşında öldü. Hayatını uçmaya adamıştı, ölümü de havada oldu. Meksika’nın Acapulco kentinden Amerika’ya uçarken…
2004 Yılında, Howard Hughes adını dünya yeniden hatırladı. Başrolünü Leonardo Di Caprio’nun oynadığı THE AVIATOR/ Göklerin Hâkimi  filmi ile.

***

TWA Terminal Binası renkli günler yaşadı, yakın havacılık tarihine ışık tuttu. Eero Saarinen tarafından, 1956-1962 yılları arasında tasarlanan ve 2. Dünya Savaşı sonrası modernizmine ışık tutan en mükemmel örnek olduğu söylendi. Terminal; New York John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı 5 ci terminaliydi.

TWA veya Trans World Uçuş Merkezi olarak tasarlanan özgün terminal 1962 yılında açıldı. O dönemin elit tabakasına hitap ederken pek çok filimde sergilendi. Binanın kanatları büyük bir kuş şeklindeydi.

 

Ulaşım yoğunluğu, uçak tiplerinin değişmesi ve güvenlik önlemlerinin arttırılması gibi nedenler, terminali güçsüz bıraktı. Beklentileri karşılayamıyordu. Ekim 2001 başlarında hizmete kapandı. Tüm renkli yaşamı, rüzgar gibi geçen yılları gerilerde kalmıştı.
Önce bir konferans merkezine dönüştürülmesi düşünülse de mimari çevreler, yapılacak değişikliklerin yapının özgünlüğünü kaybedeceğini ileri sürerek karşı çıktılar. Bir anıt gibiydi!
2001 yılından sonra bir ölüm sessizliğine bürünen terminal binası, yatırımcı ve otel sahibi André Balazs tarafından değerlendirmeye tabi tutuldu.
İçinde restoranları, barı, uçuş müzesi, SPA, spor ve kongre merkezi olan bir otel olması gündeme geldi. Muhtemelen ismi “The Standard Flight Center” olacak binanın yapımı için onay bekleniyor.

***

17 Temmuz 1996 günü  New York-Paris uçuşunu yapacak olan 800 sefer sayılı TWA B747-131 tipi uçak, 230 yolcu ve 18 kişilik ekibi ile havalandığında herşey normal gözüküyordu. O sıcak günde, Boeing 747’nin içi havalandırma sistemi sayesinde serindi. Aniden ortaya çıkan bir sorun, uçağın Long Island Körfezi’ne çakılmasına neden oldu.
Uçakta sorun yaşandığına dair herhangi bir işaret ya da yardım çağrısı yokken, bu ani patlama nasıl gerçekleşmişti?
Dünyayı sarsan TWA 800 kazasının arkasında yatan nedenler gizemini hep korudu.
Bu kazadan sonra TWA radikal değişikliklere gitmeye karar verdi; yaşlı uçak filosunu yeniden düzenleme kararı aldı, yeni uçak siparişleri verdi.
TWA, 2001 yılında American Airlines tarafından satın alındı. Bir efsane bitmişti.

***

Bugün, birbirinden renkli, konforlu, geniş gövdeli yolcu uçaklarının boy gösterdiği sivil havacılık arenasında, sanmayın ki tüm havayolu taşıyıcıları rahatınızı düşünüyor. Ucuz fiyat politikası izleyen, düşük maliyetli havayolu şirketleri, bilet fiyatını aşağıya çekerken, bırakın konforu, rahatlığı kısıyor. Kabine ekstra koltuklar konulması, bacak aralıklarının daha da azaltılması anlamına geliyor. Koltuk aralıklarının kısaltılması yolcuların sıkışması demek. Havayolları, her sıraya birer koltuk daha ekleyerek mevcut koltukları daraltıyor. Nerede TWA’in rahat, mükellef yerleşim planı?
Efsane gitti ama geride unutulmaz anılar bıraktı. Fotografları, şarkıları ve filimleri ile. Hatırlamak, anmak gerek, iade-i itibar vakti.

 

 

Haberi Sesli Dinle