Dilimiz kadar gittikçe sanırım zihnimizde kirlendi. Halen hijyen setleri ve odalarının olmadığı işyerlerinde kadın olmak… Haftalık 45 saatlik mesainin düşürülmesi lazım…

Dilimiz kadar gittikçe sanırım zihnimizde kirlendi. Halen hijyen setleri ve odalarının olmadığı işyerlerinde kadın olmak… Haftalık 45 saatlik mesainin düşürülmesi lazım…

Değerli Okurlar, 

“Adam ölüm anında Azrail’e sorar; ‘ölürken melek olarak sen geliyorsun da doğarken niçin melek gelmiyor?’ Azrail, ‘annen var ya’ der.” Annelerin kanatsız birer melek olduğu ve insan neslinin ve yaşamın ana kaynağı olduğu gerçeğini kuşkusuz hepimiz kabul ederiz. Ama kadına haksızlıkların eksik olmadığı bu dünyada, günlük hayatta en ufak gerilimde bile ağzımızdan çıkan küfürlü bir hakaretin parçası bile etmekten de asla gocunmayız.

Oysa ne olayların ne de sorunların aslında bir kadınla ya da bir anneyle bile ilgisi yokken insanın insanı anneler üzerinden aşağılaması ne kadar acı. Bu densizliğimizin ve ahlaksızlıklarımızın bile bilinç altında acaba herkesin en mahremi, en değerlisi olan annesi üzerinden karşısındakinin canını acıtma acizliğimi yatıyor bilinmez. Dilimiz kadar gittikçe sanırım zihnimizde kirlendi. Artık bu densizlikleri çok rahatça işyerinde, sokakta ya da bir toplu taşımada hatta küçük bir kız çocuğunun yanında bile yapmaktan hiç utanmaz olduk. Kadınlarla ilgili hassasiyetlerimize ne oldu? hangi ara neden bu kadar yitirdik bunu sorgulamamız gerekmez mi?

Çalışma yaşamında kadınlara yeterince önemin ve değerin verilmediği bir dünyada bir de üstüne hakaret etmekten, dövmekten, taciz ve tehdit etmekten hiç çekinmediğimiz ve hatta katletmekten hiç geri durmadığımız bir çağda yaşamak ne kadar büyük bir ayıbımız. Oysa kadınlar evimizde tüten ocağımız, neslimizi yaşama aktaran ortağımız, sığındığımız merhamet ve şefkat kucağımız ve hiç kuşkusuz en tutkulu aşklarımızın nedeni değil mi? Onların evinde bir anne, yatağında bir kadın, sokağımızda ya da yanı başımızda geçimini sağlamak için çalışan, alın teri döken bir insan olduğunu bize unutturan şey ne?

Rahmetli Neşet ERTAŞ “Kadın İnsandır. Biz insan oğluyuz derdi.” Bende babamın emaneti, yaşama gayem, her zaman en büyük destekçim ve bu hayattaki en büyük gücüm ve içimdeki insanın ve şefkatin mimarı, çalışan bir kadının çocuğu olarak dünyaya geldim. Çalışan bir annenin yaşadığı tüm zorluklarını bende onunla yaşadım. Gördüklerim dışında neler hissettiğini sanırım asla tarif bile edemem. 

Halen özel günlerinde bir hijyen odasının ya da hijyen seti desteğinin bile esirgendiği işyerlerinde çalışmaları ve halen süt izni, doğum ve gebelik gibi süreçlerindeki yaşadıkları zorluklarla rağmen bize hayat vermeye, doğurmaya, üretmeye ve yaşama değer katmaya devam etmeleri ne kadar büyük bir erdem ve fedakârlık.  

Sabahın çok erken saatlerinde servis beklerken tacize uğrayanlardan, ya da sokak hayvanlarının saldırısına maruz kalanlardan ders almadık. Koştura koştura işe gelen, sıcak yatağından uykulu gözlerle uyandırdığı çocuğunu kreşe bırakmak zorunda kalan kadınlara karşı vicdanımızı hiç sorgulamadık. Onlara ses tonumuzla bile yükselerek ya da üstlerinde baskı kurarken hiç vahşi egomuzu doyuramadık. Kadınların değerini bilmeyen bir toplum asla ama asla iflah olmaz. 

Aile düzeninin ve yaşamın dengesi kadındır. Onların çalışma hayatındaki sorunlarını ve içinde bulundukları zorlukları aşmak için yasalardan çok önce zihnimizde bir farkındalığın oluşması gerekiyor. İstihdamda, ücrette ve kariyerde bile halen haksızlıklara maruz oldukları işyerleri var. Havacılık sektörü bu konuda daha duyarlı ve konforlu gözükse bile sektörümüzdeki kadınların ve annelerin sesine kulak verdiğinizde yaşadıkları zorlukların ne kadar çok olduğuna şahit oluyorsunuz. Özellikle kabin memuru ve kadın teknisyenlerin sesine kulak verilmeli. Çocuk büyütürken ve ailelerine yetişmeye çalışırken yaşadıkları zorlukları göz önünde bulundurarak onlara pozitif seçenekler sunulması lazım. 

Esnek çalışma modellerinin mümkün olduğu sistemlerde hızlıca yaygınlaşması ve haftalık 45 saatlik mesai saatinin insan sağlığı ve sosyal yaşam açısından gözden geçirilip muhakkak azaltılması gerekiyor. Kadın yöneticilerin ve kadın çalışanların önünün açılması ve pozitif ayrımların çoğaltılması lazım. Güçlü bireyleri güçlü annelerle, güçlü toplumları güçlü ailelerle, güçlü aileleri de yalnızca güçlü kadınlarla inşa edebilirsiniz. Toplumsal ahlakın ve edebin kadınlara karşı hassasiyetlerin artmasıyla daha da güçleneceğine inananlardanım. Çalışma yaşamında kadına saygının, bireysel saygıya ve karşılıklı hoşgörüye de katkı sunacağına düşünüyorum.   

Ekonomik sorunlarımız, ücret yetersizliğimiz ya da karşılaştığımız birçok sıkıntıyı zamanla aşabiliriz. Ama mutlu ve huzurlu bir toplum olmak için kudretli iradeler kadar vicdanlı, merhametli ve empatisi gelişmiş ahlaklı bir anlayışa da ihtiyaç var. İnsanın insana karşı sorumluluk duygusunun gelişmediği hiçbir ilişki veya sistem başarılı olamaz. Bunu ne aile ne de çalışma hayatında başaramayız. Bir yönetici yönettiğine karşı sorumluluk duymazsa sadece altındakine sorumluluk yükleyerek sürdürülebilir bir başarı sağlanabilir mi? Sevmeden, sevdirmeden, zorla baskıyla çalıştırdığınız insanlardan, işini ve yöneticisini severek yapanlardan daha mı çok verim alınır?

Yaşadığımız huzursuzlukların ve mutsuzlukların temelinde bence en çok ahlaki çöküntüler yatıyor. Fahiş oranda yapılan zamları, fiyat istikrarsızlıkları ile haksız kazanç ve fırsat sağlama hırsıyla birbiriyle yarışanları sadece ekonomik gerekçelerle izah edemeyiz. Buradaki sosyal ve toplumsal ahlaki erozyonu görmezden gelirsek sorunlarımızı çözemeyiz. Bu yüzden diyorum ki anne şefkat ve merhametse, ahlakın temelinde en çok sevgi, saygı ve hoşgörüye ihtiyaç varsa, öyleyse anasını seven, kadınına saygı duyan, onlara hak ettiği değeri veren bir toplumun, empatisi yüksek, sosyal ilişki dili saygılı ve sorumluluk duygusu yüksek, vicdanlı ve duyarlı hale gelmesi daha kolay olmaz mı?

Annelerin ve kadınların sesine kulak veren yöneticiler ve işletmeler daha mutlu ve başarılı olmaz mı? 

Annelerin ölmediği, şiddete, baskıya ve geçim sıkıntısına mahkûm edilmediği, hak ettiği değeri ve önemi gördüğü ahlaklı bir toplum olabilme dileği ile hepinize iyi haftalar diliyorum…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkan Yorumlar

  1. 2 hafta önce

    Kendi adına konuş Eytechnic. Sen 50 yaşında olabilirsin, canın tembellik etmek istiyor da olabilir, neden olmasın. Ama tüm eytliler senin gibi düşünmüyor. Hatta, senin eytli bile olmadığına ama eytlilere içten içe kin besleyen bir troll olduğuna da yemin edebilirim ama ispatlayamam.

  2. 2 hafta önce

    Eytli calisanlar olarak kamuda tasarruf tedbirleri altında Sayın Mikail Bey den biz eytli calisanlar bir düzenleme bekliyoruz.
    Selametle

  3. 2 hafta önce

    Eline sağlık. Konusu itibariyle mükemmel bir yazı olmuş. Kadınlar tac-i serdir.

3 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Eytli calisanlar olarak kamuda tasarruf tedbirleri altında Sayın Mikail Bey den biz eytli calisanlar bir düzenleme bekliyoruz.
    Selametle

    • 2 hafta önce

      Kendi adına konuş Eytechnic. Sen 50 yaşında olabilirsin, canın tembellik etmek istiyor da olabilir, neden olmasın. Ama tüm eytliler senin gibi düşünmüyor. Hatta, senin eytli bile olmadığına ama eytlilere içten içe kin besleyen bir troll olduğuna da yemin edebilirim ama ispatlayamam.

  2. 2 hafta önce

    Eline sağlık. Konusu itibariyle mükemmel bir yazı olmuş. Kadınlar tac-i serdir.