THY İKRAM CEPHESİNDE NELER YAŞANIYOR

THY İKRAM CEPHESİNDE NELER YAŞANIYOR

Do&Co 1981’de Viyana’da ilk restoranını açarak işe başladı. Viyana’dan sonra  uluslararası ikram hizmetlerine geçti. Türk Hava Yolları, Gate Gourmet Usaş ile sözleşmesini feshedip, Doğudan’ın Do&Co adlı şirketiyle ortaklık anlaşması yaptı. Türkiye’de tanınmadığı için, haberlerde kıyamet koptu. Ünlü bir ikram firması bırakılıp Viyana’da yaşayan bir Türk’e milli havayolunun mutfağı nasıl teslim edilir?

Turkish Do&Co 2006 yılında kuruldu. 1 Ocak 2007 tarihinden  itibaren, Türkiye’nin 9 büyük havalimanında  “Havayolu İkram” faaliyetini sürdüren şirketin, merkezi  İstanbul Atatürk Havalimanında olmak üzere, Ankara, Trabzon, Adana, Antalya, Dalaman, Bodrum, İzmir ve Sabiha Gökçen Havalimanlarında, yaklaşık 1.500 çalışanı ile başta Türk Hava Yolları olmak üzere yerli ve yabancı 63 havayoluna ikram hizmeti veriyor.

“İyi damak sınır tanımaz” sloganıyla işe başlayan Do&Co; menü planlaması ve tasarımı,  kabin ekibi prosedürleri ve kabin ekibi eğitimi konularında iddialı ve başarılıydı.

Türk Hava Yolları’nın % 50 ortağı olduğu Turkish Do&Co’nun kurucusu Doğudan, son olarak Polonya Hava Yolları’nın ikramını üstlenen Lot Catering’i ve Ukrayna’da da Kiev Catering’i satın aldı. 60’ın Üzerinde havayolu şirketinin ikramını gerçekleştirdiklerini belirten Doğudan bir ropörtajında şöyle diyordu:

“Günde 250 binin üzerinde yolcuyu havada doyuruyoruz. Genelde Türk mutfağının en güzel örneklerinden oluşan menülerimiz var. Türkiye’nin üç boyutlu damak elçisiyiz. Dünya sayemizde daha çok patlıcan ve daha çok hünkârbeğendi yiyor.”

 “Do&Co’nun kurucusu kimdir derseniz, 1960’llı yıllarda İstanbul Elmadağ’da Kervansaray adında şık bir gece kulübü vardı derim. Sahibi İbrahim Doğudan.

Kervansaray, muhteşem menüleri ile, gurme lezzet ve şık ambiyansı birleştiren mükemmel bir yerdi. 1966 Yılında ünlü şarkıcı Marc Aryan tek konserini burada vermişti. Belçika’da  Marc Aryan olarak tanınan Henri Markaryan, yolu bu topraklardan geçen Lübnan göçmeni bir Fransız şarkıcı. Bir dönemin en meşhurlarından. Ama ne ses!

İbrahim Doğudan 1970’lerin başlarında memleketten ayrıldı ve Viyana’ya yerleşti. Opera binasının biraz ilerisinde bir restoran açtı “Kervansaray”. 5 Yıldızlı restoranın sahibi İbrahim beyin oğlu Atilla Doğudan işte böyle çekirdekten yetişme. Büyük spor turnuvalarının lüks ikram hizmetleri Atilla Doğudan tarafından yapılıyordu.

Baba Doğudan’ın Türk yemeklerini tanıttığı Viyana Kervansaray şu anda kapalı ama Atilla Doğudan, babasının restoranının adını en iyi balık lokantasında yaşatıyor.

Do&Co Neler Yaptı, bu sütunlara sığdırmak mümkün değil!

Doğudan’ın uçaklara catering hizmeti, sonradan Austrian Airlines tarafindan satın alınmış olana Lauda Air ile başlamış. Mükemmelliğin keşfedilmesinden sonra, bir çok  havayolu sıraya girmiş.

Do&Co’nun Viyana’da, Avusturya Hava Yolları’nın Viyana Havalimanında’ki lounge’larının işletmesi, New York, Londra, Berlin, Münih, Frankfurt, Milano’da catering kuruluşları mevcut. Buralarda Emirates, British Airways, Cathay Pasific gibi havayollarına uçak ikramı sunuyor.

Lufthansa Alman Hava Yolları’nın Frankfurt’ta First Class yolcular için yeni açtığı son derece lüks salonu da  Doğudan’a teslim edilmiş.

THY ile anlaştıktan sonra Türkiye’de de dokuz istasyonda mutfakları o yönetiyor.

Mütevazi kişiliği ve başarı grafiği ile tanınan Doğudan, THY uçaklarında yolcu şikayetlerini ortadan kaldırdı. Usaş zamanında en başta gazeteciler olmak üzere, İkram ve Halkla İlişkiler Başkanlıkları’nın telefonları susmaz, şikayet mektupları öbek öbek gelirdi. Elektronik postaya geçildiğinde, gönderilen e-mail’ler’e cevap yetiştirmek mümkün değildi.

Şikayetlere Usaş ağzı ile cevap veriyorduk, ”istediğiniz menülerin kabiniçinde sunumu mümkün değil” ya da “havayolu ikramında menüler farklılık arzeder, vs…..”

Sayın Hıcal Uluç’a çok şey borçluyuz. “Ucuz etin yahnisi hesabı” ile verilen menülerin hoşnutsuzluğunu köşesinde ayyuka çıkarınca, şirket şöyle bir silkindi. Hemen Usaş’dan bir menü presentation (yemek tadımı) talep edildi. Usaş CEO’su sayın M.Hammam bizzat ilgilendi. Yemekler hazırlandı, menü sunumu için sayın Uluç’a tarih ve saat verildi. O da memnuniyetle geldi.

Usaş’la iplerin bir gün, bir yerde kopacağı uzak bir ihtimal değildi. Şikayetler çok arttığı gibi, ikram ünitesinin  teftişleri bitmek bilmiyordu.

Türk Hava Yolları Teftiş Heyetinden, Ulaştırma Bakanlığı’ndan birer-ikişer gelip aylarca  otururlar. Hesap-kitap incelemeye alınır. Öyle yazılı sorular yöneltirler ki, rutin işi bırakıp raporlar hazırlar, canınızdan bezersiniz. Usaş’a verilen her cent’in hesabı tek tek sorulur. Örnek mi?

Neden uçağa yüklenen plastik bardakların sayısı ….adet?

İkramcılar orada durur, neden?

Birimler arasında kopukluk olduğundan, uçakta bir yolcuya ikram edilen içecek için yüklenen bardak sayısını, havada servis yapan kabin memurunun sarfiyatı belirler. Yerlerine oturanlar, daha uçak kalkmadan hemen su isteyebilir. Yemekten önce içecek servisine 1 ad.bardak, yemekte ikinci, yemekten sonra çay-kahve için üçüncü bardak diye sayarsanız, havada ya bardaksız kalır ya da çöpe atılan bardakları toplayıp yıkamak zorunda kalırsınız. Oysa, İkram ve Kabin Hizmetleri birlikte koordineli çalışsalar, bu sorulara gerek kalmaz!

İkramcılar havadaki servisi bilmiyor, servis yapanlar da ikramın nasıl çalışıp, hesapladığını.

Teftişler sonrasında tatsızlıklar yaşandı, sıkıntılı sancılı dönemler bitmeden tekrar teftiş başlardı.

Do&Co’nun hizmet vermeye başlaması büyük bir yenilikti ve reform yarattı. Uçakta verilemez denilen menüler teker teker sıralandı. Hizmetin mükemmelliği gazetelerde, sosyal medyada boy boy resimler ve ropörtajlarla duyuruldu. Uçan şefler ve Türk yemekleri ile THY’nin son 10 yıldaki tırmanışına büyük katkı sağlamıştı. Her şey yerli yerinde tıkır tıkır giderken, bomba gibi bir haber patladı “ortaklık bitiyor”

Sayın Hıncal Uluç, 21 Ekim tarihli köşesinde işte bu sıkıntıyı dile getirmiş, hem de en güzel, en anlamlı cümleleriyle, “başbakanım bu işe derhal el koyun”. Okumanızı tavsiye ederim.

Singapurlu SATS mı?

1972 yılında kurulmuş. Hem Ortadoğu’da hem de Uzakdoğu’da faaliyet gösteriyor. İkramcı kimliğimle birkaç kez gittim, gördüm. Temiz, güzel, hijyenik ama….benim yolcumun damak tadından-alışkanlıklarından, Türk mutfağından, ne anlar, ne kadar becerir?

Yıllar önce kabin Memuru olarak gittiğimde, Singapur’dan Airbus’lara yükledikleri menüleri çok iyi biliyorum. Acılı Ekşili Çorba, Minik Havuç Topları, Taze Yeşil Kuşkonmaz Filizleri, Patates Au Graten, Mantar Soslu Dana Madalyon, Suşi ve Nooddle çeşitleri, Deniz Ürünleri gibi Çin mutfağından izler taşıyan lezzetler vardır.

Benim yolcum değişik tatları sever ama, Beğendi’den, Bayıldı’dan, Şiş’ten Mantı veya Şakşuka’dan vazgeçmez.

SATS’ın (Singapore Airport Termianal Services) yerinde olsam, Türklerin önüne  uçaklarda neler geliyor, araştırırdım. Yolcu gibi gel İstanbul’a, bak bakalım lezzet şölenine. Aynısını yapabilir misin?

Ya da…Türk aşçılardan yardım alman gerekecek.

Meral Döşemeciler

Geri

Kimler Neler Demiş?

1000

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.