SUÇLU BİZİZ..

SUÇLU BİZİZ..

Geçen haftaki yazımda, yapılacak olan THY Genel Kurulu’ndan sözedeceğimi yazmıştım. THY Genel Kuruluna katıldım, gözlem ve izlenimlerimi, Airporthaber’de siz değerli okurlarıma sundum.
Danışıklı Dövüş

THY Genel Kurulu’na katılmamın nedeni; her nedense, bu genel kurul toplantısının basına kapalı yapılmasıydı. Halka açık bir şirketin genel kurul toplantısının, (sanki MGK toplantısı gibi) kapalı kapılar ardında yapılmasına seyirci kalmak istemedim.

Yaşamım boyunca, hiçbir şirketin hisse senedini almış ve borsayla uzaktan yakından ilgilenmiş biri değildim. Ancak, bu genel kurula katılabilmek için THY’nin bir lot hisse senedini satın alarak (8.-YTL) başvurumu yaptım. Ve oldukça zorlu SPK işlemlerinin ardından “ortak statüsünde” genel kurul davetiyemi alarak genel kurula katıldım.

Önceden bilginize sunduğum haberin ayrıntılarına girerek yine aynı bilanço oyunlarına ait sorularımı ve aldığım yanıtları burada yinelemeyeceğim. Bu hafta, THY Genel Kurulunda yaşanan yasal olsa da, etik olmayan bazı davranışlardan sözedeceğim.

Bilginiz olduğu üzere, bu tür genel kurul toplantıları; Yönetim ve Denetim Kurullarının sorumlu oldukları kesime hesap verdikleri demokratik platformlardır. Bu nedenle; Genel Kurulu demokratik yöntemlerle yönetecek olan Divan, toplantıda hazır bulunanlar arasından seçilir ve toplantıyı yönetme görevi verilir.

THY’nin son Genel Kurulunda bu demokratik tutum ve geleneğe; şirketin –yönetmeliğine neden ve ne düşünülerek yazıldığı tartışılacak- “Genel Kurulu, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı yönetir” şeklinde bir antidemokratik madde bulunması yüzünden gölge düştü ve bence anti-demokratik bir biçimde yönetildi.
Eleştirilen ve eleştirilere yanıt veren kişilerin Divan Kurulu üyeleri olduğunu düşündüğünüzde, eleştiri yapan ve soru soran konuşmacıların düştüğü durumu ve traji-komik konumu anlarsınız.
***

Genel kurul salonunda, ortakların oturduğu bölümde, THY’nin hazırladığı “Genel Kurul Faaliyet Raporu” herkesin önündeydi ve ortaklar tarafından yeni inceleniyordu. Genelde tüm genel kurullarda yapılan bu kasıtlı yanlış oyun, burada da yapılıyordu. Ortaklar birbirini o anda görüyor ve hazırlanmadan genel kurula sanki konu mankeni gibi katılıyorlardı. Bu oyunun her zaman böyle oynandığını bildiğimden Genel kurula haftalar varken THY’nin SPK’ya yolladığı bilançoyu bulmuş ve üstünde 2 mali müşavir arkadaşım ve bilançolardan çok iyi anlayan ve bu işi yapmış kişilerden yardım alarak, dersimi çalışmıştım. Kafama yatmayan birçok hususu hem Divan hem de yönetim olarak karşıma çıkan aynı kişilere yönelttim.

Faaliyet raporu hakkında sorduğum sorular; ortak statüsünde orada bulunan 15 kişi tarafından daha önce faaliyet raporu incelenemediğinden, pek anlaşılamadı. Koskoca THY’nin Genel Kurulunda soru soran tek kişi olmak ve tüm gözlerin üstünüzde olmasının zorluğunu sanırım takdir edersiniz.

Sorduğum 11–12 sorunun bazılarına Divan ve Yönetim Kurulu olarak yanıt verildi, ancak ben ikna olmadım. Cevaba karşın bir daha soru sormak nasip olmadan; Divan, ustaca bir manevrayla başka maddeye geçerek Yönetim ve Divanı ibraya sundu. Tabii ki eller hep havada, madde ne olursa olsun geçiyordu. Tek başına minicik bir hisse ile tüm ortaklara ve kamuya karşın mücadele etmek takdir edersiniz ki olanaksızdı. Sonuçta; yönetim de, denetim de her zaman her genel kurulda yaşandığı üzere, kolayca ibra edildiler.

Bir şirkette tüm gider ve gelirler faaliyet alanlarına göre açıkça belirtilmelidir. “Diğer” adı altında; içinde neleri kapsadığı açıkça belirtilmeden gelirde; 197.497.490.- YTL, giderde ise; 7.429.386.- YTL’likbence astronomik olan rakamların, bilançoda açılımının yapılamadan ibraya sunulması ne derece doğrudur?

Seçim aşamasına gelindiğinde ise; THY’nin ve Templaten grubunun baştan anlaştıkları net olarak gözlemlenmekteydi. %49’luk kamu hissesini elinde bulunduran yönetime karşın %9,9 luk hissesiyle bir şey yapamayacağını bilen Templaten grubu, sıcak ilişkilerini baştan kurmuş ve oraya hazırlıklı gelmişlerdi. Alacakları iki kişilik yönetim kurulu üyeliğini; birini, THY’nin eski yönetim kurulu üyesinden seçerek THY yönetimine jest yapmayı da ihmal etmediler. Diğerini de Türkcell’in eski genel müdürü olan Muzaffer Akpınar’dan yana kullandılar. Ve böylece, kamuoyuna; -aslında öyle olmasa da !- THY’nin sadece kamu destekli bir yönetim kurulu oluşturmadığı izlenimi verildi.

THY Yönetim Kurulu Başkanının aynı zamanda Genel Kurul Divan başkanı olması nedeniyle; gündeme getirilen THY yönetim ve denetim kurulu üyelerinin maaşlarının artırılması konusu ve bu isteğin gerçekleşmesi için oy istemesi, doğrusu Sayın Karlıtekin’e pek yakışmadı. Hatta bir ortak tarafından afakî, uçuk rakamlar dile getirilmesi, genel kurulu o anda komediye dönüştürdü.
Özelleştirme İdaresi tarafından yapılması istenen zamla, yönetim kurulu, denetim kurulu üyelerinin maaşları 3–4 kat artmış oldu.
Sonuç olarak; THY’nin bu genel kurulunda, belki hiçbir şey değiştiremedim ama en azından, yönetimin yanlışlarını kendi yüzlerine tüm yönetici ve ortaklarının yanında söyleyebildim. Yazdılarımla, sözcüklerimi bağdaştırabildim.

Değerli okurlarım;
THY’nin Genel Kurulunda yaşananlar, aslında tüm demokratik kurumlarımızın Genel Kurullarında şöyle veya böyle yaşanmakta.

Üyelerin veya ortakların; bilgisiz, deneyimsiz, örgütsüz ve suskun olması, genel kurullarda yönetimi oluşturan kişilerin kolayca ibra olmalarına fırsat vermektedir. Genel kurula katılan kişiler, kendilerini konu mankenliği dışına çıkartmadıkça, sorgulamayı ve denetlemeyi beceremedikçe herkesin yakındığı toplumsal kirlenmenin önüne geçmek olanaksızdır.
Yönetim ve Denetimi aynı kadrolardan seçtikçe ve yönetimlerin faaliyetleri boyunca, onlara kişisel beklentilerimiz doğrultusunda şak, şak’cılık yaptıkça, faaliyet raporlarının kargacık burgacık rakamları içersinde, “diğer” ve “muhtelif” diye geçen bilanço maddelerinde, bu diğer ve muhtelifinin içeriğinde neler olduğunu sorgulamadıkça; her zaman elleriniz havada kalacak, avuçlarınız patlayana kadar sizi tüketenlere sizi sömürenlere alkış tutmaya devam edeceksiniz.

Demokrasimizde seçim sistemlerinin yanlışları bilindiği halde iktidarı ele geçirenin bu yanlışı düzelteceğine o yanlıştan yararlanarak iktidarlarını sürdürmesi ve muhalefete geçtiğinde ise yeniden bu yanlışı ortaya sürmesi olağanlaşmıştır. (Bakınız politik yaşamımız!)

Seçim sistemimizdeki yanlışlar ve demokrasi adına oluşturulan delege sistemi sayesinde; 2000 kişinin oy kullandığı bir yerde, 1001 kişinin oyunu alıp, 999 kişinin muhalefetini hiçe sayan ve oyunu çöpe atarak temsil hakkından mahrum eden bir sistem haline dönüştürülmüştür. Aynı zamanda,muhalefet olarak oy verdiğiniz ve sizi temsil etmesini istediğiniz kişinin bir anda güçten ve iktidardan yana tavır aldığını sıklıkla gözlemlemişsinizdir.

Ülkemizde, herhangi bir kuruluşun başında olan bir yönetimin, kendi bırakmadıkça, değişmesi neredeyse olanaksızdır. Hataları ne olursa olsun, genel kurullardaki hazırlıksız ve şartlı gelen delege veya üye yapısı nedeniyle, muhalefet imkânsız haldedir. Bu nedenle bu tür –demokratik!- kurumlarımız, insanlara hizmet adına değil, kendilerine ve yandaşlarına hizmet eder hale maalesef yine bizlerin duyarsızlığı sayesinde getirilmişlerdir. 

Gücü elinde bulunduran yönetimler, seçim zamanını belirlemekte, faaliyet raporlarını seçim günü ortaya çıkartarak neyin ne olduğunun anlaşılmamasını sağlamaktadır. Bu kişilerle mücadele etmek“benim oyumla bir şey olmaz,””bana mı kalmış? “ “işim vardı katılamadım”gibi sözcüklerin arkasına sığınmakla yapılamaz.

Demokrasi mutlaka şimdiye kadar getirilen sistemlerin en iyisi, en güzeli, en doğrusu. Ancak, bu rejimde ne yazık ki dejenerasyona açık ve bu durumuyla da insanlara pek yarar getirdiği söylenemez. Demokrasi; halkın yaşamın tüm alanlarında denetim ve gözetimden yoksun bırakılarak katılımı engellendikçe de gelişip serpilemeyecek ve bugünkü güdük haliyle demokrasi oyunu sürdürülecektir.Ülkemizde, hepimizin tanık olduğu bu traji-komik oyununun oyuncuları da ne yazık ki bizleriz…Uyanıp silkelenmedikçe de rollerimiz değişmeyecek!

Bu güzel rejimi koruyup geliştirmek, yaşamımızı güzelleştirip gerçek Demokrasiyi işletmek istiyorsak her platformda mücadele edip en az namussuzlar kadar yürekli olmayı bileceğiz.

İyi haftalar.

Etiketler: