IFALPA 80. Konferansı, 51 ülkeden toplam 305 pilotun katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Havacılık sektörünün bugününü ve geleceğini etkileyen konuların ele alındığı konferansta; sahadan gelen deneyimler, uluslararası perspektifle değerlendirildi.
Küresel hava trafiğinin en yoğun kesişim noktalarından biri olan İstanbul’da gerçekleşen bu buluşma, Türkiye’nin havacılık ekosistemindeki konumunu da bir kez daha öne çıkardı.
Bende bu önemli organizasyonun ilk gününde oradaydım. Havacılık ve ekonomi gazetecilerinin katıldığı basın toplantısında yerimi aldım. Basın toplantısına TALPA Başkanı Kaptan Pilot Okan Üreksoy ve IFALPA Başkanı Kaptan Pilot Ron Hay liderlik yaptı. Biz de onlara sorularımızı yönelttik önemli bilgilere ulaşma imkânı bulduk.
Toplantıda şu konular öne çıktı:
“Sesimiz Duyurmak İçin Çalışıyoruz”
Açık iletişimin olduğu, raporlamanın teşvik edildiği, cezalandırmanın değil gelişimin esas alındığı ‘Pozitif Emniyet Kültürü’nün bu konferansın merkezinde yer aldığını belirten Üreksoy, bu kültürün en önemli şartının ise sistemin içindeki tüm paydaşların, özellikle de pilotların sesinin duyulması ve korunması olduğunu kaydetti.
”Havacılık Meslek Yasası’ Uçuş Emniyeti İçin Bir Zorunluluk’
Türkiye’de uçucu personelin çalışma hayatını bütüncül şekilde düzenleyen ‘Havacılık Meslek Yasası’nın bulunmamasının uçuş emniyet kültürünün sürdürülebilirliği açısından yaratabileceği risklere değinen Üreksoy, “Uçucu personeli çalışma hayatını, hak, sorumluluk ve yükümlülükleri ile birlikte açık şekilde tanımlayan, sektöre özgü riskleri dikkate alan, uluslararası standartlarla uyumlu bir ‘Havacılık Meslek Yasası’nın hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Uçuş emniyetinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir’’dedi.
‘Yıpranma Payı Hakkımız”
Üreksoy, sivil uçucu personelin “fiili hizmet süresi zammı” (yıpranma payı) hakkından yararlanan meslek grupları arasında yer alması gerektiğinin de altını çizdi.
Basın toplantısının ardından Okan Üreksoy ile bir araya geldik. Üreksoy’dan konferans ile ilgili bir değerlendirme aldım ve kendisine özel olarak ayrıca iki soru sordum.
1-Unfith to fly (Uçuşa hazır değilim) Konusunda Şirketlerle Hangi Durumdasınız?
“Unfith to fly Görüşmelerimiz Devam Ediyor”
Okan Üreksoy, “Bununla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Bunu uygulayan şirketler var, uygulayamayan şirketlerle de bu anlamda tavsiyelerimiz devam ediyor. Planlamalarını çalışmalarını yapıyorlar. Bizim için bu önemli bir konu. Unfith to fly şu demek: Bir pilot eğer kendini uçuşa uygun hissetmiyorsa, yorgun hissediyorsa, bunu gönül rahatlığıyla hiçbir yaptırıma maruz kalmadan şirketine bildirebilmeli. Hiçbir hak kaybı olmaksızın istirahat sağlandıktan sonra uçuşuna devam ettirilmeli. Bununda suistimal edilecek bir konu olduğunu kokpit açısından düşünmüyoruz.
2-Pilotların Hususi Pasaport Alımı Sürecindeki Son Durum Ne?
“İlk Etapta 2 bin Pilot Hususi Pasaport Alacak”
En son 2020 yılında hazırlanan kanun teklifi Meclis İçişleri Komisyonu’nda idi. Bu bizim sektörümüz için büyük bir ihtiyaç olarak devam ediyor. Malum son dönemlerdeki vizeyle ilgili konulardan dolayı. Biz uçucu olarak, görevli olarak gittiğimizde önemli değil ancak eğitim, uzun süreli konuşlanma, toplantı gibi konularda pilotlarımız özellikle Avrupa’ya gitme durumunda kaldıklarında vize engellerine takıldığı için bu şirketlerimizi de operasyonel etkinliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Bu konuda biz havacılık işletmelerimizle, şirketlerimizle de aynı görüşteyiz. Onlar da pilotlarımıza hususi pasaport verilmesi konusunu destekliyorlar. Çünkü onlara da önemli bir operasyonel esneklik kazandıracak. Rakamsal olarak da çok büyük bir miktardan bahsetmiyoruz. Yaklaşık ilk etapta devreye girdiğinde tahmini 2 bin pilot buna hak kazanacak” şeklinde iki soruma cevap aldım.
20 yıl aradan sonra İstanbul’da gerçekleşen IFALPA konferansı tamamlandı. Özellikle uçuş emniyetinin gündemde olduğu birçok konu ele alındı.
Emniyetli uçuşlar…









