Ölünün ardından Takiyye yapılmaz…(!)

Ölünün ardından Takiyye yapılmaz…(!)

Son haftalarda, Irak’ta düşen uçağı ve bu kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sigorta sorunlarına ve kazaya neden olan sorunları yazdım durdum. Gündemin çok hızlı değiştiği bir ortamda, sektörümüzü çok yakından ilgilendiren bu kazanın unutulmayıp, sorumlularının bulunmasına kadar da gündemde tutmaya çalışacağıma söz verdim. (Bu konuyla ilgili olarak sizler de duyduğunuz her türlü yeni bilgiyi bana e.posta olarak atarsanız, gerçekten bu insanlara ve sektörümüze yardımcı olursunuz.)

Bu haftaki yazıma başlamadan önce; Geçen hafta görev sırasında beyin kanaması geçirerek hayatını kaybeden THY kabin amiri Ömür Günay’a Allahtan rahmet, ailesine ve mesai arkadaşlarına başsağlığı dilerken bu konuyla ilgili bazı noktaları dile getirmek istiyorum:
Tarih: 16–17–18 Ağustos 2006’da tüm gazetelerde; THY’nin uçuş ekiplerinin fazla uçtukları ve bu uçuşların kurallara uygun olmayıp tehlike yarattığına dair bir haber ve bu haber içinde de “Bu uygulamaya karşı bir tepki olarak, bir günlük eylem yapılacağı” yönünde bir duyuru yer almaktaydı.YORGUNLUK ÖLDÜRÜR konulu bu paralı ilanla Hava-İş Sendikası, uçuş güvenliği adına bu eylemi yapacaklarını kamuoyuna duyurmuştu. SON DERECE HAKLILARDI.
Saygıyla karşıladık.
Çünkü uçuş güvenliğini sarsacak boyutta bir uygulamaya evet demek ve bunu savunmak mümkün değildi.

Tüm kamuoyu, medya ve çalışanlar bu eylemi beklerken araya giren TURSAB Başkanı, Başaran Ulusoy ve THY Genel Müdürü, Temel Kotil bu eylemden Hava-İş Sendikası’nı vazgeçirdi. Neler olmuştu da bu eylemden vazgeçilmişti? Yoksa ekipler fazla uçurulmuyor muydu? Sendika kasasından milyarlarca ilan parasını boşuna mı harcamıştı? Bu sorulara cevap aramak gerekiyordu.

Eylemin yapılacağı gün, 19 Ağustos 2006 günü, THY Uçuş İşletme Genel Müdür yardımcısı İlhami Uslay bir bildiri yayınladı. Bu bildiride; bu eylemin yapılmamasını istemekte ve sorunların düzeleceği belirtiliyordu. Toplu sözleşme maddelerini uygulamadığından Sendika ile mahkemelik olan THY’nin ileriye dönük verdiği ve Genel Müdür Yardımcısı imzalı bu yazı geçerli miydi, yoksa yine kandırmaca mıydı?
Sonuç olarak; topluma sorularak alındığı söylenen eylem kararı, sendika yönetimince yine topluma söylenmeksizin vazgeçildi. İLGİNÇ(!) Neler olmuştu da bu haklı eylemden bu kadar çabuk vazgeçilmişti?
Bu da beni bu konuda ufak bir araştırma yapmaya sevk etti. Şimdi lütfen aşağıdaki her maddeyi dikkatlice okuyalım.

Eylem tehdidi ile kazanılanlar:
1- Sendika bu eylemden 20.Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nde söz aldığı fakat THY’nin uygulamadığı Kaptan Pilotlarda 100.000, ikinci pilotlarda 75.000 USD olan lisans kaybı sigortasının imzalanması adına, yani para için mi vazgeçmişti? (bir türlü imzalanmayan bu madde ne garip tesadüftür ki, sendika eylemden vazgeçtiğinde bir anda imzalanıverdi.)
2- Görev sonu pass uçuşların uçuş görev süresi içinde mütalaa edilmesi de kabul edilmişti.
Gelişmeler:
1- TURSAB Başkanı Sayın Ulusoy’ bir işçi sendikasına bu konuyla ilgili olarak hangi sıfatıyla müdahil olmuştu, sıfatının veya görevinin sendikanın yapacağı eylemle ilgisi neydi ki, Sendikada toplantıdaydı?
2- Toplu İş sözleşmesi hükümlerine bile bağlı kalmayan THY’nin Yönetim kuruluna karşın siz sadece bir Genel Müdür yardımcısının sözü ve yazısıyla mı eylemden vazgeçme kararı aldınız.
3- Eğer eylemden vazgeçmenizin sebebi istediklerinizin ve Aşırı yorgunluğun çözümlenmesi ise (ki-vazgeçmenizin sebebi anca öyle olmalı) neden Medya’ya Ömür kardeşimizin ölüm olayını aşırı uçuşa bağlayan beyanat verdiniz? Yoksa bu ekiplerin fazla uçurulması sorunu çözülmeden mi eylemden vazgeçmiştiniz(!)
4- Sendika boy, boy ilan verip milyarlarca Tl harcayarak planladığı ve yürütme kararı aldığı bu eylemden vazgeçtiğinde Kamuoyunda ve THY yönetimindeki inandırıcılığını kaybedeceğinin farkında olamadı mı?Şimdi bir daha eylem yapmaya kalksanız, buna inanan ve bu eylemi ciddiye alan bir kurum, kuruluş veya kişi çıkar mı?
5- Şimdi size sormazlar mı: Sayın Başkan; bu konuda eylem yapacaktınız ve bir anda eylemden vazgeçtiniz. Eylemden vazgeçmek demek istenilenin alındığını gösterir, yorgunluğun bittiğini gösterir, düzenin sağlandığını gösterir.
İstenilen alınmadıysa neden eylemi tatbik etmekten vazgeçtiniz ve bu sorundan hala etkilenen insanlara sahip çıkamadınız. Şimdi, siz eğer istediklerinizi elde edemediyseniz Eylemden neden vazgeçtiniz.
İstedikleriniz ve almayla yetindikleriniz yukarıdaki iki maddeyle sınırlıysa ve bunlarda çözüldüğüne göre neden hala uçuşun kaç bacak olduğunu anlatıp ekiplerin yorulduğundan bahsediyorsunuz?
Ayrıca; Sizin bu eylem yapmayıp işi oluruna bıraktığınız tarihten sonra THY yeni kabin memuru almadı ve THY’nin o tarihten sonra uçuş ağı azalmadı üstelik arttı.

Sonuç olarak; Hava İş in Sayın profesyonel(!) Yönetimi; YORGUNLUK ÖLDÜRÜR diyerek ortaya eylem planı koyacaksın, tüm Ülkenin gazetelerinde yarımşar sayfa ile bunu deklere edeceksin, sonra da kayda değer hiçbir gelişme olmadan gazetelerle Kamuoyuna Basın yoluyla deklere ettiğiniz sorunlar çözülmeden bilemediğimiz etkenlerden dolayı eylemi uygulamaktan ve elindeki kozdan vazgeçeceksin. Ve de hayatını kaybeden merhume Ömür Günay kardeşimizin ölüm sebebi sizlere sorulduğunda bunu AŞIRI YORGUNLUĞA bağlıyarak Takiyye yapacaksın.

Size Hazreti Mevlana’nın bir sözüyle cevap vermek istiyorum “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”.
İyi haftalar.

Etiketler: