NEREYE BAKSAM, KARŞIMA THY ÇIKIVERİYOR.

Bu haftaki yazımı, değişik bir konuya ayırmak istedim, ancak başaramadım… Çünkü;  her taşın altından THY çıkıyor, nereye baksam karşıma THY çıkıyor. 2003 yılından bu yana, kapanan şirketlere göz attığımızda; havacılığımızın şirket bazında nasıl zorlandığını ve kapanan şirketlerin neden kapandıklarını, benden daha iyi bildiğinizden eminim. Bu koşullarda, yeni bir başka şirketin açılabileceğini de düşünmüyorum.

AKP iktidarının başlangıç yıllarında, özel hava yolu taşımacılığına destek yapılmış ve gerçekten bilet fiyatlarında düşüş sağlanmıştı. İlerleyen yıllarda; THY, eskiden olduğu gibi, devlet desteği ile resmen tekelleşmeye gitti. Toplam sayıları; sağdan saysan üç, soldan saysan yine üç olan özel havayolu şirketlerimiz, THY’nin kayrılmasına, –biri dışında (Pegasus)-, suskunluklarını korumaktadırlar.

Oysa, dünya havacılığını izlediğinizde; low cost taşımacılık yapan şirketlerin, diğer şirketlere göre daha çok iş yaptığını ve zararda olmadığını gözlemleyebilirsiniz.  Pegasus olmasaydı, THY yine eski fahiş bilet fiyatlarına döner ve “hava yolu, halkın yolu oldu…”  diyerek, her konuşmasında bu konudan söz eden Binali Yıldırım’ın bu klasikleşmiş sözcüğü, yerini tekrar “havayolu, zenginin yolu” olarak değiştirirdi.

Bakın şimdi “nereye baksam karşıma THY çıkıyor” başlığımın gerçekçiliğine;

THY-Turkish Cargo-THY Teknik-TGS-Sun Express-THY/OPET-HABOM-DO&CO-Türk kabin hizmetleri Sanayi A.Ş- Pratt Whitney- Goodrich THY teknik servis merkezi(GTTSC)- TURKBINE Teknik Gaz Türbinleri A.Ş- Uçak koltuğu üretimi San A.Ş

Bu şirketlerin tümü, THY’nin ya %100 malı veya THY ile ortaklığı olan şirketler. İşin komik yanı, bu sektörün içerisinde ve ilgi alanımız içinde olan bu şirketlerden biri hakkında yazıldığında, yine THY adı kullanmak zorunda kalınıyor.

 Bunun yanı sıra, Anadolu JET-BoraJet ve Sun Express’i saymaya bile gerek yok. Neredeyse tüm havacılık sektörü THY’ye çalışıyor.

Atlas Jet desen kendi ETS acentesi sayesinde ayakta. ETS gerçekten güçlü bir grup ve ETSTUR, doğal olarak kendi havayolu olan Atlas Jet i kullanıyor. ETS olmasa Atlas Jet de potaya girecek.

Onur Air desen, ne olduğunu bilen varsa bana da anlatsın. %70’i satıldı %30’u hala Cankut Bagana’da denilen bu şirketimiz, hala Cankut bey tarafından yönetiliyor. Onlar da ayakta kalmalarını; Rusya’ya, Dry lease olarak verilen iki A320 ve Arabistan’da Wet lease olarak uçuş yapan dört adet A330’lar sayesinde sürdürüyorlar. Kısaca, Onur Air de Araplar olmasa Türkiye’de zorlanıp potaya giriverecek.

Tarifeli yurt içi ve yurt dışı uçuş yapanlardan geriye ne kaldı? Ben mi hatırlayamıyorum acaba?

Bu THY kumpası içinde; özel sektörün en güçlü şirketi olan Pegasus, hala direniyor.  Düne kadar SAW’ı burnuna tutmayan THY, sonunda SAW’a gitmek zorunda kaldı. THY, bu kez de SAW’ın hancısı Pegasus ile uğraşmaya başladı. THY’yi daha önce de SAW ‘da gördük ve bağlantılı seferlerini yürütemediği için ayrılmak zorunda kaldığını biliyoruz. THY bu sefer, yancı şirketleri olan Sun Express ve Anadolu JET ile organize olarak, Pegasus’la rekabet e girişti. Ancak, bunda da başarılı olamadı. Atatürk Havalimanından başka yerde hub kurmayı beceremeyen THY, bu sefer Atatürk Havalimanının şişen slotları ve filosunun artan uçak sayısının baskısı nedeniyle tekrar SAW’a dönüverdi.

Siyasi iktidar ve SHGM’deki etkisi tartışılmaz olan THY, yavrularını da yanına alarak, Pegasus’u  bu aralar kendi evinde vurmaya çalışıyor. Pegasus ise; kolay kolay pes edecek gibi görünmüyor ve THY ile yasal ortamda mücadele ederek, hakkını yedirmemeye ve piyasada varlığını sürdürmeye kararlı.

Pegasus, THY’nin kendisini piyasanın dışına itmeye çalıştığını iddia ederek, daha önce de rekabet kuruluna başvurmuştu. Pegasus,un bu şikayeti, rekabet kurulundan dönünce, Pegasus bu sefer ilgili karara, idari mahkeme kanalıyla itiraz etmiş ve bu itirazı kabul edilerek, rekabet kurulu mahkeme kararı nedeniyle bir kez daha toplanıp aynı konuyu bir kez daha değerlendirmeyi kabul ettirtti. .

Rekabet kurulunun siyasi hükümet tarafından etki altına alınabilmesi mümkünse de, yine de adil bir karar vermesi sürpriz olmaz.

Grev kırıcılığı mahkemece kabul edilmesine rağmen, bir üst mahkemeye başvurup anında usulden bu davayı reddettiren THY’miz, bakalım bu sefer Pegasus’ un mahkeme kararı ile kazanıp bir kez daha rekabet kuruluna giden bu konusunu nasıl halledecek.  THY’nin şimdilik(!) başarılı gibi görünen faaliyetlerinin arkasında, kanatları altına girdiği siyasi gücün büyük payının olduğunu söylemeye, sanırım gerek bile yok.

“Mektepler olmasa, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim!” diyen eski Milli Eğitim Bakanı Emrullah Efendi’nin dediği gibi, hareket eden THY’nin ikide bir ayağının dolanmasına alıştık. THY Yönetimi sanırım, “Ah bu mahkemeler olmasa, ben bu havacılığı ne güzel idare ederdim” diyordur.  THY Yönetimi’nin de yargıdan çok şikâyetçi olduklarını düşünüyorumJ

THY-Pegasus arasındaki rekabet kurulu kararlarını sayfa, sayfa okudum. Bu konuda benim görüşüm; Pegasus haklı gibi olsa da, sonucu tabii ki Rekabet Kurulu belirleyecek. Pegasus’un rekabet kuruluna yaptığı itirazı ve rekabet kurulu kararı çok uzun olduğundan, burada yayınlamam olanaklı olmadı. Ancak, meraklı okurlarım, Rekabet Kurulu sitesinden, Pegasus’un davasının gerekçelerini ve rekabet kurul kararını içeren raporları okuyabilirler.

Demokrasimizin olmazsa olmazı “Kuvvetler ayrılığı “ bakalım işe yarayacak mı?

Havacılığımız; THY ve diğerleri diye ikiye ayrılmış durumda. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımızın bile THY’ye bir çok konuda müdahale şansı bulunmuyor. Çünkü THY; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına doğrudan bağlı değil. THY ancak uçuş emniyetini ilgilendiren konularda SHGM aracılığı ile Ulaştırma Bakanlığı’na bağlıdır.

Bunların yanı sıra serbest piyasa ekonomisinin etkili olduğu ülkelerde, bakanlığın bilet fiyatlarına tavan ücret koyma arzusunu, serbest piyasa kuralları ile çelişir bulduğumu belirtmek isterim.  Bakanlık, bu uygulamasını sadece iç hatlarda sınırlı kalmak koşulu ile son üç gün kalana kadar uygulayacak ve son üç gün bilet fiyatlarını serbest bırakacakmış.

Ayrıca; 2001 veya 2002 senelerinde Kemal Derviş ‘in önerdiği ve kabul edilen tek maddelik bir kanunu hala geçerliliğini korurken, tavan ücret belirleyebilmek olanaklı görünmüyor. Bu tek maddelik kanunda,” Havayolları bilet fiyatlarını kendi belirler, bilgi olarak Ulaştırma Bakanlığına sunar” denmektedir.

Bu iş tavan ücretle değil, ancak rekabet ortamının yaygınlaşması ile düzene girebilir.

Devletin işi, rekabet ortamı oluşturmak ve rekabetin adil koşullarda yapılmasını denetlemektir. Sopa göstermek değildir.

Bunu böyle yapacaklarına, havacılığımızı THY tekelinden arındırıp özel havayollarının artmasına yönelik faaliyet yapılsa, serbest piyasa ekonomisine uymayan, tavan ücret gibi; güç kullanarak dengeleri yerine koyma sistemi yerine, özel havayollarının ülke genelinde daha çok olmasını sağlayabilecek önlemler alınabilse, zaten bu fiyat tavan ücreti belirleme saçmalıklarına gerek bile kalmazdı.

Kendi işimden bir örnek vereyim; işlettiğimiz otelin oda veya yatak fiyatlarını kendimiz belirliyoruz ve oluşan rekabet koşullarına göre her an değişiklik yapabiliyoruz. Aksi takdirde, benim fiyatım bu diye direttiğinizde, müşteri daha uygun fiyat belirleyen otele gidiyor. Esnaf ve Sanatkârlar Odası,  pansiyon-otel ve moteller için fiyat öneriyor, ama uyan yok.  Esnaf odalarının verdiği tarifeden daha ucuza oda vermek durumunda kaldığımız olduğu gibi, Bayram gibi özel günlerde ise fiyatları yükselttiğimiz bir gerçek. Demek ki, piyasa kendi rakamını oluşturuyor. Hükümetimiz ve Bakanımız, özel şirketlerin birbiri ardına kapanmasına neden olan sorunları çözsün, bakın bakalım yolculuk kaça yapılacak.

Bunun yanı sıra; Low Cost taşımacılığa bazılarımızın hala alışamadığını gözlemliyorum. Low Cost taşımacılıkta, yanındaki koltuk 150-200 TL’ye satılmadıysa senin 50-60 liralara uçman mümkün olamaz. Bu sistemde, dünyanın her yerinde bir çok satış teknikleri geliştiriliyor.(çay, kahve, su, uyku seti gibi) Sonuçta, Türkiye’de gözlemlediğim kadarı ile bu sistem iyi çalışıyor ve yolcularımızın çoğu bu sistemi benimsemiş görünüyor…

Gördünüz işte, Pegasus’la ilgili bir şeyler karalayayım dedim, hemen karşıma yine THY çıkıverdiJ   

THY yukarıda yazdığım şirketler aracılığı ile burnunu o kadar çok yere sokmuş ki, nereye baksam THY’yi veya uzantısını görüyorum.

 Ayrıca; hasbelkader, bir köşe yazarı olarak okunma yüzdelerimde düşme değil, yükselme izleniyor. Demek ki, okurlar THY ile ilgili haber ve yorumlarımı seviyorlar. Eeeee, ben de sadece okurumla bütünleştiğime göre, ne olacak?  Tabii ki okurlarım yeter diyene kadar yazacağım.

Sonuç olarak; Türkiye liberal ekonomiyi uygulayan bir devlet olmasına rağmen konu THY olunca devlet havayolunu(yönetimi devlet)) kayırıp özel şirketlere vuruyor. Hâlbuki devletin özel havayollarını destekleyip, THY’nin onlara ağabeylik yapması beklenirdi.

NOT/ Kaçırılan pilotlarımız ve kaçırılan arkadaşları için eylem yapan çelik yürekli pilotumuzu unutmadım. İnşallah la, maşallah ’la çözülecek konu değil bunlar. Bizler pilotlarımızın, sağlık ve afiyetle orada olmalarını ve seslerini duymaktan ziyade, evlerine dönmeleri ile ilgileniyoruz. Zamana yayma, balık hafızalarımız sayesinde unutturma sistemleri, bu konuda mümkün görünmüyor. Bizler için SONUÇ önemlidir. SONUÇ.