Koltuk Mücadelesi mi, Güven Krizi mi? Özçelik-İş'te Genel Kurul Öncesi Zor Sorular

Koltuk Mücadelesi mi, Güven Krizi mi? Özçelik-İş’te Genel Kurul Öncesi Zor Sorular

Değerli Okurlar,

BÖLÜM 1

Sendikalar, toplu iş sözleşmesi imzalayan kurumlar değildir. Onlar binlerce emekçinin iradesini temsil eden yapılardır. Bu nedenle bir sendikanın gücü, masada aldığı zam oranları ve üyelerinin yönetime duyduğu güvenle de ölçülür. Güven zedelendiğinde ise en başarılı toplu sözleşmeler bile tartışmaların gölgesinde kalabilir.

Bugün ise Özçelik-İş Sendikası böyle bir dönemeçten geçiyor.

11 Temmuz’da yapılacak genel kurul yaklaşırken sendikanın gündemini yönetim anlayışı, sendika içi demokrasi, delege sistemi, şeffaflık beklentileri ve değişim talepleri de en az ücret pazarlıkları kadar konuşulması sendikanın geleceğine ilişkin farklı bakış açılarını da ortaya koyuyor.

Mevcut yönetim, geride kalan dönemi önemli toplu iş sözleşmeleriyle tamamladığını vurguluyor. MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi, THY Teknik ve KARDEMİR anlaşmaları, yönetimin en güçlü referansları arasında gösteriliyor. Gerçekten de bu sözleşmeler, sendikanın pazarlık gücünü ortaya koyan önemli örnekler olabilir!…

Sendikaların tarihi bize şunu gösteriyor: Başarılı sözleşmeler tek başına kurumsal huzuru garanti etmiyor.

Bir sendikanın üyeleri karar alma süreçlerine ne kadar katılabildiklerini de sorguluyor. Özçelik-İş’te son aylarda yaşanan tartışmaların merkezinde de bu soru bulunuyor.

Genel kurul sürecinde İstanbul Anadolu Havacılık Şube Başkanı Okan Ödemiş’in genel başkan adaylığını açıklaması, yarışın alışılmışın dışında gerçekleşeceğini gösteriyor. Bu adaylık uzun yıllardır sendika içinde görev yapan bir ismin mevcut yönetime alternatif oluşturması bakımından önemli.

Bir başka gelişme ise İskenderun Şube Başkanı Mehmet Güngör’ün görevinden ayrıldığı yönündeki yerel basın haberleri oldu. İstifanın nedenleri konusunda kamuoyuna farklı iddialar yansıdı. Ancak bu iddiaların önemli bir kısmı bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Bu nedenle bugün için kesin olarak söylenebilecek tek şey, genel kurul öncesinde sendika içinde dikkat çeken bir hareketliliğin yaşandığıdır.

Asıl dikkat çekici olan ise tartışmaların niteliği.

Eskiden sendikalarda seçimler daha çok “kim kazanacak” sorusu üzerinden yürürdü.

Bugün ise “sendika nasıl yönetiliyor” sorusu daha fazla konuşuluyor.

Bu değişim küçümsenmemeli.

Çünkü işçi artık aldığı ücret artışına bakmıyor.

Kararların nasıl alındığını…

Delegelerin nasıl belirlendiğini…

Şubelerin ne kadar söz sahibi olduğunu…

Yönetimin eleştirilere nasıl cevap verdiğini de merak ediyor.

Bu değişim Türkiye’deki sendikal hareket açısından önemli bir kırılma noktası olabilir.

Elbette hiçbir büyük kurum eleştirilerden tamamen uzak değildir. Ancak eleştirilerin varlığından çok, bu eleştirilere verilen cevap kurumsal olgunluğu gösterir.

Bugün Özçelik-İş yönetiminin önünde çok önemli bir sınav bulunuyor.

Kamuoyunda maaşlardan delege sistemine, şube ilişkilerinden yönetim tarzına kadar farklı başlıklarda tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmaların bir kısmı doğrulanmış gelişmelere dayanırken, bir kısmı ise henüz iddia niteliğini koruyor. Böylesi dönemlerde yönetimlerin en güçlü silahı polemik değil, şeffaflıktır.

Çünkü bilgi eksik kaldığında söylentiler büyür.

Belirsizlik arttığında güven azalır.

Güven azaldığında ise kurumların en değerli sermayesi yıpranır.

Özçelik-İş’in bugün karşı karşıya olduğu asıl mesele de budur.

Genel kurul salonunda yapılacak oylama elbette yeni dönemin yönetimini belirleyecek.

Fakat üyelerin zihnindeki asıl oylama çoktan başlamış durumda.

Onlar sendikanın bundan sonra hangi anlayışla yönetileceğini de değerlendiriyor.

Belki de bu nedenle 11 Temmuz’daki genel kurul bir başkanlık seçimi olmayacak.

Güven ile şeffaflık, gelenek ile değişim, yönetim ile taban arasındaki ilişkinin de yeniden test edileceği önemli bir eşik olacak.

Bir sendika güçlü olabilir.

Büyük olabilir.

Yetkili olabilir.

Ancak üyeleri yönetime güven duymuyorsa, o gücün sürdürülebilirliği her zaman tartışma konusu olur.

Okan Ödemiş’in Ortaya Koyduğu Model Ne Vaat Ediyor?

Sendikal mücadele, toplu sözleşme masasında verilen bir pazarlık değildir. Gerçek sendikacılık, işyerinin koridorlarında, üretim bantlarının başında, vardiya çıkışlarında ve üyelerin gündelik yaşamında anlam kazanır. Çünkü sendikanın gerçek gücü, genel merkez binalarının duvarlarından değil, temsil ettiği emekçilerin güveninden doğar.

Bugün Özçelik-İş Sendikası’nda yaklaşan genel kurul süreci, isimlerin yarışacağı bir seçim olarak görülmüyor. Bu süreç sendikanın gelecekte hangi anlayışla yönetileceğine ilişkin önemli bir tercih anlamı taşıyor. Bu noktada Genel Başkan adaylığını açıklayan Anadolu Havacılık Şube Başkanı Okan Ödemiş’in ortaya koyduğu yaklaşım, sendika içerisinde dikkatle takip edilen gelişmelerden biri haline geldi.

Ödemiş’in adaylığını farklı kılan ilk unsur, süreci doğrudan üyelerle başlatmış olmasıydı. Adaylığını bir salon toplantısıyla ya da kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerle değil, üyelerine gönderdiği kısa mesajla duyurdu. Ardından ikinci mesajında ise kendi sendikal geçmişini ve hedeflerini doğrudan emekçilerle paylaştı.

İlk bakışta sıradan bir iletişim yöntemi gibi görülebilir. Ancak sendikal kültür açısından değerlendirildiğinde bu tercih önemli bir mesaj içeriyor. Çünkü burada verilen asıl mesaj, “kararların merkezinde üye vardır” anlayışının öne çıkarılmasıdır. Bu yöntem, temsil edilenlerle temsil edenler arasındaki mesafeyi azaltmayı amaçlayan yeni bir iletişim modelinin de işareti olarak yorumlanabilir.

Elbette tek başına güçlü iletişim başarılı bir sendikal yönetim için yeterli değildir. Üyeler sonuç görmek ister.

Şube iki ayrı seçimden güçlenerek çıkmayı başardı. Bu başarı işyerlerini merkeze alan saha çalışmalarını, temsilcilerle kurulan sürekli iletişimi ve üyelerle birebir teması teşkilatın en güçlü yönleri arasında gösteriyor.

Bugün birçok sendikada en fazla dile getirilen eleştiri, yönetim ile taban arasındaki mesafenin giderek açılmasıdır. İşçiler kendilerini seçim dönemlerinde hatırlanan bir unsur olarak görmek istemiyor. Karar mekanizmalarının içinde yer almak, görüşlerinin dikkate alınmasını ve sorunlarının doğrudan çözülmesini talep ediyor.

Okan Ödemiş’in üzerinde durduğu “işyeri odaklı sendikal model” tam da bu beklentiye cevap vermeyi hedefliyor.

Bu modelde sendikanın merkezinde genel merkez değil, işyeri bulunuyor. Sorunların kaynağı neresiyse çözümün de oradan başlaması gerektiği savunuluyor. Temsilcilik mekanizmasının güçlendirilmesi, karar süreçlerinin sahadan beslenmesi ve üyelerin oy kullanan değil, yönetime katkı sunan aktörler haline gelmesi hedefleniyor.

Bir başka dikkat çekici başlık ise havacılık sektöründen taşınan yönetim disiplini.

Havacılık hata kabul etmeyen bir sektör. Planlama, koordinasyon, ölçülebilir performans, denetim ve hesap verebilirlik bu sektörün vazgeçilmez ilkeleri arasında.

Ödemiş ve ekibi de bu disiplinin sendikal yönetime taşınabileceğini savunuyor.

Eğer bu anlayış hayata geçirilebilirse, sendikal süreçlerde daha hızlı karar alınabilen, görev dağılımı netleşmiş, performansı ölçülebilen ve üyeye hesap veren bir yönetim modeli ortaya çıkabilir.

Çünkü motivasyonu yüksek çalışanların verimliliği artırdığı, verimliliğin ise işletmelerin rekabet gücüne katkı sağladığı uzun yıllardır kabul edilen bir gerçek. Güçlü üretim, güçlü işletmeleri; güçlü işletmeler ise çalışanların ücretleri ve sosyal haklarının geliştirilmesi için daha sağlam bir zemin oluşturabilir.

Bu nedenle sendikal mücadeleyi ücret pazarlığına indirgeyen anlayış yerine, üretimle emeği aynı denklem içerisinde değerlendiren yeni bir bakış açısı dikkat çekiyor.

Sahadan gelen destek de bu tartışmaları güçlendiren önemli unsurlardan biri.

Farklı işyerlerinden yükselen değişim talepleri, üyelerin daha şeffaf, daha katılımcı ve hesap verebilir bir yönetim beklentisi içerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle temsil mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerinde tabanın daha etkin rol üstlenmesi yönündeki beklentiler, sendikal gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Hiç kuşkusuz her seçim sürecinde farklı görüşler, farklı projeler ve farklı iddialar ortaya çıkar. Ancak sendikal hareket açısından asıl belirleyici olan, seçim sonrasında verilen sözlerin ne ölçüde hayata geçirildiğidir.

Özçelik-İş Sendikası’nın önündeki genel kurul da bu yönüyle sıradan bir yönetim değişikliği tartışmasının ötesine geçmiş durumda.

Üyeler yeni bir genel başkan seçmeyecek; sendikanın önümüzdeki yıllarda hangi yönetim anlayışıyla yoluna devam edeceğine de karar verecek.

Okan Ödemiş’in ortaya koyduğu saha odaklı, katılımcı ve hesap verebilir yönetim modeli, bu tartışmanın önemli başlıklarından biri. Bunun sendika genelinde nasıl bir karşılık bulacağını ise delegelerin ve üyelerin iradesi belirleyecek.

Kesin olan şu ki; günümüz sendikacılığı artık güçlü söylemlerle değil, güçlü organizasyon yapısı, şeffaf yönetim anlayışı ve üyeyle kurulan güven ilişkisiyle değerlendiriliyor.

Önümüzdeki süreç, Özçelik-İş Sendikası açısından sendikal anlayışın geleceğinin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacak.

(Devam edecek: Bölüm 2 – “Delegeler mi Karar Veriyor, İşçiler mi? Sendika İçi Demokrasinin Sorgulandığı Süreç”)

Hepinize sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hafta dilerim…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Okan Ödemişi tebrik ediyorum, geçmişte kensine karşı ciddi eleştireiler yapmış idik fakat adamın hedefi meğersem Yunusu yıkmakmış bravo havacılık seninle en azından benım fikrim bu . cesutlar adamları severim

  2. 3 hafta önce

    Sorunun varsa boş ver, sağlık var mı onu söyle,
    Gerisini sonra konuşuruz, sen takılma öyle.

    Bizi seçin yeter ki, seçimden seçime geliriz,
    Oylar sayıldı mı yine ortadan çekiliriz.

    Bir b.k bilmesem de TİS’e ben girerim,
    Siz şöyle bir kenarda durun, imzayı basar geçerim..

    Bizim yediklerimizde gözünüz olmasın, kendinize bakın,
    Biz gezeriz, biz yeriz; siz aidatı aksatmayın,

    Yedi yüz elli bin maaş almışız, çok görmeyin edendim.
    Koskoca yönetici olmuşuz, biraz da rahat edelim!

    Seçim gelir geçer merak etmeyin, yine kazanırız,
    5-10 bin ₺ verir, delegenin gönlünü alırız..

  3. 3 hafta önce

    Türkiye de mamül ortaya koymadan, katma değer olmuşturmadan sadece işçi sınıfının aidatları ile saltanat kurup ve kurulan bu saltanatta da en uzun süre koltuk sevdasına düşüp biat kültürü oluşturan firavun zihniyetini göndermek boynumuzun borcudur. Sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi sadece toplu iş sözleşmelerinde değil hesap verilebilir ve aidatların üyelere pay edildiği sosyal sendikacılık modeli umuyor diliyor niyaz ediyorum ki bu seçim sonrası değişimle ülke geneline yayılır. Yazınızda da bu kadar hakkaniyetli olduğunuz için teşekkür ederim.

19 Yorum

  1. 3 hafta önce

    Sendikada değişim gerekiyordu zaten
    Y. nin kasetlerini izlemeyen kaldımı ki zaten ?

    Okan Başkanın Almış olduğu bu karar Gerçekten bütün içcileri sevindirdi
    Okan Başkan Adamdır bravo tebrik ediyorum

    A.B. denen zat yolda görsen selam vermezsin yıllarca insanlara tepeden bakıp dertlerini dinlemediler konfor alanlarını terk etmediler ama şimdi hesap vakti
    Sizi gönderecek bu genç dinamik ekip

  2. 3 hafta önce

    Okan Ödemiş Adamdır
    Dik Duruş Sergiliyorlar ekibiyle beraber Helal olsun Tebrik Ederim

  3. 3 hafta önce

    Bu hayatta Okan başkanlar da var A.B gibi zavallılar da. Biz senden razıyız Okan BAŞKAN.

  4. 3 hafta önce

    A.B. selam :)

  5. 3 hafta önce

    Sorunun varsa boş ver, sağlık var mı onu söyle,
    Gerisini sonra konuşuruz, sen takılma öyle.

    Bizi seçin yeter ki, seçimden seçime geliriz,
    Oylar sayıldı mı yine ortadan çekiliriz.

    Bir b.k bilmesem de TİS’e ben girerim,
    Siz şöyle bir kenarda durun, imzayı basar geçerim..

    Bizim yediklerimizde gözünüz olmasın, kendinize bakın,
    Biz gezeriz, biz yeriz; siz aidatı aksatmayın,

    Yedi yüz elli bin maaş almışız, çok görmeyin edendim.
    Koskoca yönetici olmuşuz, biraz da rahat edelim!

    Seçim gelir geçer merak etmeyin, yine kazanırız,
    5-10 bin ₺ verir, delegenin gönlünü alırız..

  6. 3 hafta önce

    Türkiye de mamül ortaya koymadan, katma değer olmuşturmadan sadece işçi sınıfının aidatları ile saltanat kurup ve kurulan bu saltanatta da en uzun süre koltuk sevdasına düşüp biat kültürü oluşturan firavun zihniyetini göndermek boynumuzun borcudur. Sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi sadece toplu iş sözleşmelerinde değil hesap verilebilir ve aidatların üyelere pay edildiği sosyal sendikacılık modeli umuyor diliyor niyaz ediyorum ki bu seçim sonrası değişimle ülke geneline yayılır. Yazınızda da bu kadar hakkaniyetli olduğunuz için teşekkür ederim.

  7. 3 hafta önce

    Harika bir haber ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Beklenen olay sonun da gerçekleşecek ahmaktan kurtuluş yakındır. Okan ÖDEMİŞ i bu gururlu ve mücadeleci duruşundan dolayı tebrik ediyorum. Hakeden insanların o koltukta oturması umuduyla.

  8. 3 hafta önce

    Bazen düşünüyorum…

    Sendikanın genel merkezi mi var,
    yoksa üyelerin aidatıyla gezen bir turizm acentesi mi?

  9. 3 hafta önce

    Yeni sendikacılık anlayışı:

    Üye konuşursa sustur.
    Şube eleştirirse cezalandır.
    Seçim olursa baskı kur.
    Sonra da “birlik beraberlik” paylaşımı yap

  10. 3 hafta önce

    Başkan ve yardımcıları siz ne yapmışsınızda 1 milyon X 17 maaş almayı haketmisin
    Ölürseniz sizi kabul etmem haberiniz ola

  11. 3 hafta önce

    Bu sadece bir seçim değil, önümüzdeki yıllarda hangi yönetim anlayışı ile devam edileceğini belirleyeck demişsinizya , inşallah üst kurul delegeleri oyunu satmaz kişiliğini onurunu haysiyetini namusunu satmaz .. sizin dediğiniz gibi olur

  12. 3 hafta önce

    Tolga bey , uzun zaman sonra kendinizin yazdığı bir yazı okudum gibi..

  13. 3 hafta önce

    Ben Okanı tanımam ama Havacılığın sorunlarını bilen birisinin Genel Başkan olması inanılmaz olur. Çok zor gözüküyor bu adamların bırakması, bunca işçinin vebali sayesinde inşallah Allah yardım eder.

  14. 3 hafta önce

    Her tis zamanı imza atıp giden Y.seninde yediklerin boğazında kalsın. Din iman üzerinden işini götüren Y. yediğin hakları kusmadan adalet yok.

  15. Yazı okanı övmüş, ama ben bugüne kadar okanı arayıp da daha ulaşabilmişliğim yok, bu konuda baya iyi, tisten tise hangara geliyor orada gördüğümde sorduğum sorulara işveren ağzıyla cevap veriyor bu konuda da baya iyi, kendisini tebrik ediyorum daha faydamıza birşey yapmadığı için

    • 3 hafta önce

      Yarın sendika odasına gel herzaman orda muhattap bulursun, burdan sallayıp durma

      • Bir kerede siz iş yeri ziyareti yapın derdimizi dinleyin mafya oymaya benzemez bu işler .yıllardır şubede olup bir yaralı parmağa merhem olmadınız. Okanın arabasına takip cihazı koydun bunu cümle alem biliyor üst kurul delegeniz dahil

        Cevapla
  16. 3 hafta önce

    Çift maaş alan sdg’li ile sahibi yunusdan kurtulmadan bu sendikadan başarı asla ve asla beklenemez, Okan ödemiş ve ekibini cesur hamlesinden dolayı tebrik ederim, bizi bu iş bilmezlerden kurtaracaklarına da eminim.

  17. Okan Ödemişi tebrik ediyorum, geçmişte kensine karşı ciddi eleştireiler yapmış idik fakat adamın hedefi meğersem Yunusu yıkmakmış bravo havacılık seninle en azından benım fikrim bu . cesutlar adamları severim