İŞTE İRTİCA SAYIN BAŞBAKAN(!)

İŞTE İRTİCA SAYIN BAŞBAKAN(!)

Gündemimizi oluşturacak o kadar çok konu varken,yine THYmi dedirtecek yazılar yazmak istemiyordum. Ancak, gün geçmiyor ki THY’de gündeme oturmayacak bir olay yaşanmasın… Bir de, yaptıklarıyla uygulamalarıyla gerçekten çok komik durumlara düşüyorlar ve ister istemez THY ve onun özverili çalışanları ve emeği geçenleri adına üzülüyor, yöneticilerine de gülmekten alamıyor insan kendini… Yine de yazıma başlamadan önce; bizleri bu kadar güldüren ve yaptıkları gaflarla ünlenmiş THY’nin yöneticilerine “iyi ki varsınız “ demek istiyorum.

Bu yazımda öncelikle uçuş güvenliği ile ilgili olan Uçak kaçırılması konusunu anlatmaya çalışacağım. 11 Eylül 2001’de Amerika’da ikiz kulelere çarpan B–767 tipi uçak, tüm dünyada hava korsanlarının cockpite nasıl rahat girebildiklerini ve bu olaydan sonra da engelleyici önlemler alınması gerektiği hususunda çalışmaları gündeme getirdi. Ben de o zamanlar bu konuda bir çalışmaya girmiş ilgili imalatçı firmaların teknik temsilcileri(REP) leriyle görüşmüş ve kendimce alınması gereken önlemleri aşağıda link verdiğim UTED dergide yazmıştım.

Ne büyük tesadüf ki; Airbus ve Boeing, sanki benim yazımı bekliyorlarmış gibi, yazımın yayımlanmasından sonra, tüm uçaklara, önerimdeki gibi değişiklikler getirdi. Şimdi gelelim THY’nin uçağının kaçırılış şekline;
Uçaklarımızda Business Class ve Ekonomi arasında düz uçuşta kapalı olması gereken bir perdenin yanı sıra, Business class ile cockpit arasında da ayrıca düz uçuşta kapalı olması gereken bir perde daha var. Bu perdeler kalkış ve inişte açık, düz uçuşta kapalı olması gerekliliğinde mutabıkız sanıyorum.

Şimdi olayı beraber yorumlayalım isterseniz.

Olay, düz uçuşta, yani perdelerin kapalı olması gereken bir anda oluyor. Peki, korsan oturduğu yerden cockpit’i görebilir mi? Perdeler kapalıysa tabiî ki Hayır.

Ancak, yaşanan olay; o perdelerin açık olduğunu ve korsanın rahatça cockpit kapısını gözleyebildiğini gösteriyor. Diyeceksiniz ki, korsan ön tuvalette saklanmış ve cockpit kapısının açılmasını beklemiş olabilir. Bu senaryo da olumsuz gözüküyor. Çünkü korsan ön tuvalette saklanmış olsa bile Cockpit’e girmek üzere olan hostesi içeri itemez. Cockpit ve tuvalet kapıları içeriye doğru değil dışarıya doğru acılıyor. Kısaca korsan, hostes cockpit kapısının önünde olduğunda tuvalet kapısını açamaz. Bu olasılığı da sıfırladığımızda, karşımıza, kurallara uymayan tecrübesiz bir kabin ekibi çıkıyor. Buda gösteriyor ki Teknoloji hangi boyutta olursa olsun İNSAN FAKTÖRÜ çok önemli. Ve bu hatalara rağmen kabin ekibinin Genel Müdür tarafından ödüllendirilmesi düşünülüyor. Oyuncak ayıyla, sahte tabancayla, Osmanlıca-Türkçe lügat la(13 Ekim 1980) uçak kaçırıldığı bir THY’de, şimdi de emniyetli kapı sistemine ve kurallara uymayı beceremeyen ve o kadar emniyetli kapı ve kurallara rağmen Cockpit’i “yolgeçen hanına” çeviren bir tecrübesizlik söz konusu. Ve hala bu yanlışı çiçeklerle karşılayıp, yolcuların arasında görüntü vererek komik duruma düşen ve insan faktöründen kaynaklanan acemiliği savunmaya çalışan bir Genel Müdür ve Genel Müdürüne rağmen konuşan ve olaydaki yanlışı basiretimiz bağlandı şeklinde yorumlayan bir Savunma sekreteri. İlginç.
Not/ UTED Dergi, Ekim 2001 linkine tıklayınız.

Yazıyı indirmek için tıklayın

GELELİM O MESHUR ANKET MESELESİNE

THY’deki değişiklikler o kadar yoğun yaşanıyor ki, yetişemiyoruz… Böylece, bu sayfalara konu bulmakta da hiç zorlanmıyoruz. Hatta Genel yayın yönetmenimiz Ali beyden her hafta bana birkaç köşe vermesini ister hale geldim. Gündemde şimdi de, insanların özel yaşamlarını didiklemek isteyen, kişi hak ve Özgürlüklerini hiçe sayan bir anketin personele doldurtulması olayı var.
Tüm THY yönetimine, sizlere buradan sesleniyorum!
Türk insanının gelenek ve göreneklerini bilmiyor musunuz? MMPI’nın uluslararası bir anket olması, gelenek ve göreneklerimizle bağdaşmaması, hiç mi önemli değil sizce?
Siz kendi aile fertlerinize de bu anketi uygulatır mısınız?

Normal yaşamda gerçekleşen bu tür bazı konuşmaların bile insanın ar damarı çatlamış olarak ifade edildiğini bilmez misiniz? Personelin cinsel tercihinden size ne? Dinleriyle ilgili bilgi almak size mi düşmüş? Mastürbasyon yapıp yapmamaları ile neden bu kadar çok ilgileniyorsunuz? Size ne kuran okuyup okumadıkları veya namaz kılıp kılmadıklarından? Bunlarla ne elde etmek istiyorsunuz?

Kaliteli hizmet anlayışı adına yaptırdığınızı iddia edeceksiniz. Öyleyse, açıklayın anket sonuçlarını ve bunun kaliteli hizmet anlayışınızda nelerin değişmesine neden olduğunu… Örneğin; THY’nin kalitesini; namaz kılan, oruç tutan şu kadar dindar çalışanımıza borçluyuz mu diyeceksiniz? Yoksa, Mastürbasyon yapan, cinsel tercihi karşı cinsten yana yada şöyle olan şu kadar kadın ve erkek çalışanımla bu kaliteli işleri gerçekleştiriyorum mu diyeceksiniz..?

Bu anketin birçok yerde uygulanmış olduğunu ve çok tanınmış bir anket olduğunu savunmanız sizleri kurtaramaz. Gerçekten böyle bir anket yapma gerekliliğini duyduysanız bile Başbakanın” İrticayı ortaya koyun gereğini yapalım” söylemine denk düşen bir talihsiz zamanlama hatası yaptığınızı düşünüyor musunuz? İrticanın sözlük anlamı “Gericilik “Ben şimdi “İşte İrtica Sayın Başbakan desem” bu anketin içeriğinde olan Türkiye gibi laik bir ülkedeki dinle ilgili bilgiler isteyerek, insanları kategorize etmek irtica demek değilmidir diyeceksiniz?

THY personelinin, bu anketi doğru bilgilerle doldurmasının sağlanması için; bu anketi hazırlatan ve uygulatmak isteyenlerin, bu anketin yanlış doldurulma olasılığına karşı, örnek olarak birer tane doldurmalarını, bazı bilmediğimiz cinsel tercihler (homoseksüellik-lezbiyenlik vb.) konularında bizleri aydınlatıcı bilgileri anketin dip notlarında sunmalarını öneriyorum. Ayrıca, yönetimin personelin yapısını öğrenme hakları varsa, personelin de kendilerini yönetenlerin yapılarını ve cinsel seçimlerini bilme hakkının olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Bu anket, THY’de çalışanların kişilik hak ve özgürlüklerine, özel yaşamlarına doğrudan gerici bir saldırıdır. Amaçları gayet açık seçik ortada sırıtmaktadır: Aynen Hitler Almanya’sında uygulandığı gibi, rejim karşıtları ve kendileri gibi düşünmeyenleri, Yahudileri ortaya çıkartma dışlama ve tecrit kampanyası… Akıllarınca ve kendilerince dini bütün olmayan, çağdaş yaşamın özgür ortamında dilediği gibi yaşayan ama işini de adam gibi yapan insanları şu ya da bu diye ayırıp, toplum içinde küçük düşürmek giderek tecrit etmek, yani o ortamda yaşatmamak amaçlanan.

Bu köşeyi okuyan arkadaşlar, kişisel hak ve özgürlüklerinize gerici bir saldırıdan başka bir şey olmayan bu anketi doldurmayı tüm işyerlerinde, tezgâhlarda, bürolarda reddedelim. Köşesinden olaya seyirci kalan Sayın Sendikamızdan, (zahmet olmazsa) “bu konuda lütfen biraz eylem koymalarını-taraf olmalarını” isteyelim…

Ayrıca bu anketten hiçbir doğru sonuç çıkamaz, fiyasko olmaya mahkûmdur. Boşu boşuna zaman kaybı ve anketi yapan firmaya ve çevresindekilere para kazandırmaya yönelik bir operasyondur.
7 Ekim 2006 tarihli Sabah gazetesinde çıkan yazısında, bu anketin benzerinin daha önce de yapıldığını söyleyen Fatih Altaylının yanıldığını, eskiden yapılmış dinle ilgili soruları içeren böyle bir anket yapıldıysa, bizim hafızamızı yenilememiz açısından tarihini bildirmesini rica ediyorum..

Bu haftaki yazımı bitirmeden önce, şimdi aklıma gelen Türk Mizah tarihimizin vazgeçilmezi Temel fıkralarından birini, bu anketle ve cinsel tercihlerimizle ilgili sorularla bağlantılı olduğundan affınızı dileyerek sunuyorum.

TEMEL LEZBİYEN
Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet etmeğe çalışırken kadın :
– Boşuna benimle yakinlik kurmaya çalışma, ben lezbiyenim demiş
__Temel lezbiyenin ne demek olduğunu sorunca, kadın :
– Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum demiş.
_ Bu Temel in acayip hoşuna gitmiş ve söyle demiş :
– Pen ta sizin cibu lezbiyenum…

İyi haftalar dileğimle..

Geri
Etiketler:

Kimler Neler Demiş?

1000

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.