Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Avrupa Birliği’nin yolcu haklarını düzenleyen AB261 mevzuatında yapılan revizyonlara yönelik sert eleştirilerde bulundu. Kuruluş, yıllardır beklenen reformun sektörün temel sorunlarını çözmekten uzak kaldığını belirterek, hem yolcu deneyimini iyileştirme hem de Avrupa havacılığının rekabet gücünü artırma fırsatının kaçırıldığını savundu.
IATA’ya göre, 13 yılı aşkın süredir devam eden müzakerelerin ardından ortaya çıkan düzenleme değişiklikleri, yolcuların yaşadığı aksaklıkları azaltacak yapısal çözümler sunmak yerine havayollarına yeni operasyonel ve mali yükler getiriyor.
AB261’de Neler Değişti?
Revizyon kapsamında dikkat çeken iki temel değişiklik bulunuyor.
Bunlardan ilki, olağanüstü durumların eksiksiz olmayan bir listesinin düzenlemeye eklenmesi oldu. Ancak IATA, listenin havacılık sektörünün temel prensibi olan “önce güvenlik” yaklaşımını yeterince desteklemediğini belirtiyor.
İkinci önemli değişiklik ise, kitlesel operasyonel aksaklıklar sırasında yolcuların konaklama ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için havalimanlarına acil durum planı hazırlama zorunluluğu getirilmesi oldu. IATA, bu adımı havacılık ekosisteminde ortak sorumluluk anlayışına yönelik küçük ancak olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor.
AB261’in Maliyeti 8 Milyar Euro’ya Ulaşıyor
IATA verilerine göre AB261 düzenlemesi, havayolu sektörüne yıllık yaklaşık 8 milyar euro düzeyinde düzenleyici maliyet yüklüyor.
Kuruluş, buna rağmen düzenlemenin temel amacı olan gecikme ve iptallerin azaltılması konusunda başarılı olamadığını savunuyor. Eurocontrol verilerinin de bu tabloyu desteklediğini belirten IATA, Avrupa’daki gecikmelerin önemli bölümünün hava trafik yönetim sistemindeki yapısal eksikliklerden kaynaklandığını vurguluyor.
Willie Walsh: “Bu Sadece İsmen Bir Reform”
IATA Genel Direktörü Willie Walsh, yapılan değişikliklerin Avrupa havacılığının rekabet gücünü artırmayacağını ve yolcular için somut fayda sağlamayacağını ifade etti.
Walsh, “13 yıllık tartışmanın ardından AB261’in eksikliklerini gidererek Avrupa’nın rekabet gücünü ve yolcu deneyimini iyileştirme fırsatı kaçırıldı. Sonuç gecikmeleri azaltmayacak, ancak yeni operasyonel zorluklar ve ilave maliyetler yaratacaktır. Bu maliyetlerin nihayetinde yolcular tarafından karşılanması kaçınılmazdır” değerlendirmesinde bulundu.
IATA’ya göre düzenleme, aksayan yolcuların sorunlarını çözmekten uzak kalırken, sektör üzerindeki yükü artıran bir yapıya dönüşme riski taşıyor.
Gözler Uygulama Süreci ve Avrupa Havacılık Stratejisi’nde
IATA, reform sürecinin ardından iki kritik başlığın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
İlk olarak, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu ile birlikte çalışılarak uygulama paketinin havayolları üzerinde ek ve sürdürülemez düzenleyici yükler oluşturmamasının sağlanması gerektiği belirtildi.
İkinci olarak ise Avrupa Birliği’nin hazırlık aşamasındaki yeni Havacılık Stratejisi’nin, kıta genelindeki gecikmelerin temel nedenlerinden biri olarak gösterilen hava trafik yönetimi sorunlarına odaklanması gerektiği ifade edildi.
Avrupa Havacılığında Yeni Tartışma Başlıyor
AB261 reformu üzerindeki tartışmaların önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Havayolları sektörü, yolcu haklarının korunmasını desteklemekle birlikte, gecikme ve iptallerin temel nedenlerini hedef almayan düzenlemelerin hem sektör maliyetlerini artırdığı hem de yolcu deneyiminde beklenen iyileşmeyi sağlayamadığı görüşünü savunuyor.
IATA’nın açıklamaları, Avrupa havacılığında yolcu hakları ile operasyonel sürdürülebilirlik arasındaki denge tartışmasını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.









