Değerli Okurlar,
Türk Hava Yolları, Türkiye’nin en önemli istihdam kuruluşlarından ve en güçlü markalarından biri. Başarısı ve büyümesi hepimiz için büyük bir gurur kaynağı. Ancak böylesine büyük bir kurumdan beklenen yalnızca büyümek değil; başarılı bir gelişme trendi ile tüm alanlarda başarı gösterirken insan kaynağı konusunda da daha adil, hakkaniyetli ve uzun vadeli kararların alınmasıdır.
Özellikle havacılık gibi tecrübenin güvenlik ve teknoloji kadar önemli olduğu bir sektörde insan kaynağının yalnızca bir maliyet kalemi ve bodro yükü olarak görülmemesi gerekir.
Yıllarca aynı kurumda çalışmış bir insanın kazandığı bilgi, kriz yönetimi, pratik çözüm üretme becerisi ve kurumsal hafıza kolay ikame edilecek bir unsur değildir.
Dün emeklilik hakkını kaybetmemek için emekli olan bazı çalışanlara kurumun tecrübesine ihtiyaç duyduğu için yeniden çalışma imkânı verilip, bugün ise aynı insanların bir kısmını yüksek maliyet gerekçesiyle kurum için yük olarak görülmesi büyük bir çelişki yaratmaz mı?
Aynı zamanda yıllarca emek ve gönül verdiği kurumunun vefasını sorgulatmaz mı?
Elbette her şirket maliyetlerini kontrol altında tutmak zorundadır. Ancak tasarruf yapılırken, yılların tecrübesini kaybetmenin kuruma ve operasyonlara getireceği maliyetin de hesaba katılması gerekir.
Çünkü bazı maliyetler bilançoda görünmez.
Emekli maaşları prime esas bir sistemle aylık bağlanma modeline geçmelidir. 12000-14000 iş günü prim yatıranla, 7500 gün yatıranın aynı oranda ücrete bağlanması ne kadar adil olabilir?
Geçinmek için çalışmak zorunda bırakan bu sistem hem vatandaşa hem de ülke ekonomisinin geleceği için büyük bir yüke dönüşüyor.
EYT sonrasında aktif çalışanların emeklilere oranı ciddi biçimde geriliyor. Aktif-pasif oranı 2022’de yaklaşık 2 seviyesindeyken, 2025 Ağustos itibarıyla 1,60’a düşmüş vaziyetteydi. Yani sistemde artık bir emekliyi finanse eden çalışan sayısı giderek düşmeye devam ediyor.
2025 yılında SGK’nın emekli aylığı ödemeleri yaklaşık 3,8 trilyon TL ulaştı… Devletin SGK’ya yaptığı toplam transfer ise yaklaşık 889 milyar TL seviyesine ulaştı. 2026 bütçesinde SGK’ya yapılması planlanan toplam transferin ise 2,3 trilyon TL civarında olması öngörülüyor.
Türkiye’nin nüfusu da yaşlanıyor. 65 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payının önümüzdeki yıllarda daha da hızla artması bekleniyor. Bu nedenle kademeli emeklilik veya yeni erken emeklilik düzenlemeleri tartışılırken yalnızca bugünkü emeklilerin mağduriyetine değil, sistemin 20-30 yıl sonraki yaratacağı mali tabloya da bakmak zorundayız.
Çözüm yalnızca insanları ya çalışmak ya da emekli olmak arasında zorlamak olmamalıdır. Özellikle uzmanlık gerektiren sektörlerde emeklilik sonrasında esnek çalışma, danışmanlık, mentorluk ve eğitim modelleri geliştirilebilir. Tabii ki genç iş gücünün istihdamının da önünün açılması gerekir.
Ama gençlere yer açmanın yolu maliyet odaklı bir yaklaşımla, tecrübeli iş gücünü kapının dışına koymak da olmamalıdır.
Gençler geleceği taşır, tecrübe ise o geleceğin yoluna ve yöntemine rehberlik eder.
THY gibi Türkiye’nin dünyadaki vitrini olan kurumların insan kaynakları politikalarının da bu anlayışla şekillenmesi, her konuda olduğu gibi insan odaklı yaklaşımıyla da örnek olmalıdır.
Bir çalışanı emekli etmek kolay ancak yıllar içinde biriken bilgi ve tecrübeyi yeniden kazanmak çok daha zor ve maliyetlidir.
Türkiye’nin de tüm istihdam alanlarında artık şu sorunun sorulması gerekiyor:
Tasarruf etmek için bugün kaçındığımız maliyetin, yarının çok daha büyüğüne katlanmak mı yoksa onları kendi ekosistemimizde daha uygun ve nitelikli kullanmak mı bize kar sağlar?
Çünkü emekli etmek kolay ve ucuzken, tecrübeyi tekrar kazanmak zor ve pahalıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. 30 Ağustos’un bizlere bıraktığı bağımsızlık ve özgürlük mirasını sonsuza dek yaşatmak dileğiyle, Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir hafta diliyorum…










Yüzde yüz katılıyorum,derdim şirketi savunmak değil, sınırlı bir sayı hariç 55 yaş emekli olmuş personel üstünden verim alan bir yer yok , base hatlar ,hangarlar ve özellikle dış istasyonlar ne bilgi olarak nede fiili çalışma olarak hiç bir katkıları yok, şimdi yukarda ayırdığım belirli bir güruh varya konu bahse geçen kişiler kendini oraya koymaya çalışıcak , sadece çalışma arkadaşlarının onlara tavrına baksınlar hangi grupta olduğunu anlarlar.
Yeninin eskinin içinden gelmesi eskinin yeninin içinde yitip gitmemesi diye aufgebung denen felsefi bir kavram var ama thy’yi yönetenlerin umurunda mı? Hayatta iki şeyi parayla alamıyorsunuz, zaman ve tecrübe. İnsanın en ucuz şey olduğu yerde kimse bunları önemsemez. Aklı başında ülkelerde tecrübeliler el üstünde tutulur bizde de tam tersi. Hayatlarında her işlerini torpille yapabilmiş,kendi çabalarıyla alttan gelerek makam sahibi olamamışlar bilemezler tabii. Devam etsinler bu kafaya. Iktidarın koltuk için çıkardığı kanunla eyt’li olup emekli edilmek istenenler de önce kime oy verdiklerini sorgulasınlar sonra şikayet etsinler. Bir diğer ciddi konu da 3 gün önce Bayburt havalimanında iş kazası sonucu bir işçi vefat etti. Sene başından beri yaklaşık 300 insanımız ki içlerinden 10 civarı 16 yaş ve altı çocuk işçiler hayatlarını iş kazaları sebebiyle kaybettiler ve bu konuda uzak ara avrupa 1.yiz, dünyada da nüfusa oranla ilk 5 içindeyiz ve bu konuları haber yapan,yazan,hesap soran kimse de yok maalesef…
350 bin tl alan müdürler,550 bin tl alan başkan yardımcıları, 700 bin tl alan başkanlar, gelir vergilerini de şirket ödüyor,araba,telefon,benzin de şirketten, alan ve onlara bu imkanları verenler bahsedilen o haramzadeler olabilir mi acaba?