featured

BİR UMUTLA YAŞAMAK BİN UMUTLA YAŞATMAKTIR

 

Değerli okurlarım,

Aklımda vızıldayarak dönen birkaç konuda aynı anda yazmaya başladığım halde, kendime verdiğim ilk söze sımsıkı sadık kalmaya karar verdim. İçimden geleni yazacağım.

Her yazımda “o hafta bence en önemli olan nedir?” sorusuna yanıt vereceğim ki içimden gele gele yazayım! O yüzden gözümle görüp aklımla okuduğum asıl durumu masaya koymaya karar verdim. 

Çevremde gördüğüm her kişide belirli bir seviyenin üzerinde sayılabilecek bir kaygı gözlemliyorum. İnsanlar gerginler. Hırçınlar. Bunun sebebi pandemik koşulları izleyen ekonomik kriz, onunla birlikte yükselen siyasi belirsizlikler, küresel güvenlikte bozulan dengelerin ortaya çıkardığı tehdit ortamı. Bunlar hepimizin hayatına ayrı ayrı dokunuyor.

Bugün “zor zamanların atlatılmasının iyi günlerde çok önemli getirilerinin olacağı” savımı ortaya koyacağım. 

Bu yoldan giderek yazımı okuyan siz değerli havacıları umutlu olmaya davet edeceğim.

Tarihin Öğrettikleri

Tarihsel süreçte yaşanan felaket dolu dönemlerin içinde dürüstlüğün ve rasyonel aklın değer kazandığını ve felaketler dönemi sona erdiğinde yol gösterici olup toplumları ileri taşıdığına tanık oluyoruz.

Geç Orta Çağın en büyük felaketi olan ve Kara Ölüm diye de anılan “ikinci veba salgınının” ardından Feodalitenin önemli ölçüde güç kaybettiğini ve köylülerin özgürleşmesinin önünün açıldığına tanık oluyoruz. 

Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde İspanyol gribinin o sırada süren Birinci Dünya Savaşı’nda kaybedilenden daha fazla insanın yaşamını kaybetmesine neden olduğunu görüyoruz. Fakat onu izleyen dönemde de modern şehirlerde altyapı ve kanalizasyon çalışmalarının değer görüp hız kazandığı açıktır.     

Yani çok kötü dönemleri izleyen dönemler hakkında umudu olmalı insanın! 

Nitekim millet olarak varlığımızın tehlikeye düştüğü dönemlerde dahi bizi karanlıktan aydınlığa taşıyan önemli düşünürleri, kültürümüzü her koşulda nesilden nesile diyardan diyara aktaran yüce ozanları, tarih sahnesinde yer aldığımızdan beri değer verdiğimiz “devlet”i ayağa kaldıran müthiş liderleri ve haritaları değiştiren meydan muharebelerini kazanan mareşalleri asırlar boyu yetiştirdiğimizi hatırlamalıyız. 

Çok değil, sadece bir asır önce şimdikinden çok daha zor koşullarda yeni bir devlet kurmaya çabalıyorduk. Siyasi gücü, yetişmiş insan gücü, üretim olanakları çok cılız bir millet olarak kurduğumuz meclisimiz atılan asil adımların yol göstericisi oldu. Şark medeniyetinin millet ismiyle açılmış ilk meclisini söylüyorum ve bizim diyorum, ne güzel! 

Gerçekten de Ulus’ta bugün bir gurur müzesi olan “Birinci Meclisimizi” ziyaret edecek ve orada nelerin başarıldığını bilecek birinin ağlamaması mümkün değildir!

Yaşamlarımızın Öğrettikleri

Hepimiz birer isim taşıyoruz. Bu ismi yapılmış iyilik dolu işlerle anılır hale getirmek de kendi elimizde, nokta kadar çıkar için virgül kadar eğilmek de.

Hepimizin yarın toprağa dönüp sonlanacak bir ömrü var. Bir nefeslik dirence bin emek ve bin eser sığdırmak da elimizde, o nefesi kem söze çevirip insanları üzmek de elimizde.

Diyeceğim o ki yaklaşık yarım asırlık ömrüm boyunca kötülerin kazandığını hiç görmedim. Oysa birine kötülük etmeye çalışanların önce kendi adına ve bir o kadar kendi ömrüne, sonra da adım adım sevenlerine zarar verdiğine çok tanık oldum. Sevilen adamların ve kadınların nasıl ışıltılı gözlerle özlenip nasıl kar beyazı sözlerle anıldığına da çok tanık oldum.

Bir kısacık ömürde vefanın en yücesine de vefasızlığın en alçağına da hedef oldum. O yüzden rahat söylüyorum sözümü: vefasızlar yalnızlaşa yalnızlaşa ve üzüle üzüle yaşlanıyor.

Çocukluğumdan beri süregelen maddi sıkıntılar denizinde gerçek zenginliği öğrendim: varsıllıktan vazgeçebildiğin kadar zenginsin. Servet para değil gönül kazanılarak elde ediliyor.

Güzel söze kulak tıkayanlar, doğru işlere davete burun kıvıranlar bence en az beş kez daha yaşadıklarını gözden geçirmeliler.   

Bugünün Düşündürdükleri

Ülkemizde ve çevremizde yaşanan ekonomik buhranların, savaşların, salgınların ve diğer felaketlerin “mutsuzluk üretmeye programlanmışçasına” hayatlarımızın üstüne karanlık olup çöktüğünü ve bunun perde perde mutsuzluk yaydığını görüyorum. 

Ancak yeryüzünde hayatta kalmanın bir yolunu daima bulan “insan”ın çözümü yine kendinde bulacağını düşünüyorum. Bizi düşünerek üretmek, bizi barış, bizi çok daha eşit paylaşmak ve bizi güvenebilmek aydınlığa çıkaracak. Bunu aklımla görüyorum.

Ekonomik düzenin yine üretim ağırlıklı bir ekonomiye dönüşeceğini, havacılığın ekonomik, sosyo-kültürel öneminin ve değerinin artarak süreceğini öngörüyorum. 

Sevgili havacılar, bu öngörülerimin oluşmasında etkisi olan öğrencilerim hakkında yazdığım aşağıdaki satırları lütfen yüreklerinizle okuyun:

Geçen hafta sınav haftasıydı, üniversitemizde öğrenciler sınava girdiler. Onlarla uzun uzun mevcut eğitim sistemimizde öğrenmenin ne ölçüde gerçekleşebildiğini ve sınavların neyi ne kadar ölçebildiğini konuştuk. Havacılıkta üniversitelerin ve diğer eğitim kurumlarının ne kadar yarar ürettiğini düşündüklerini sordum ve bunları zaten çokça sorguladıklarını anlatan ilginç yanıtlar aldım. 

Değerli okurlarım, o kadar çok öğrencimiz hem bir işte çalışıp hem öğrenim görmeye çabalıyor ki görseniz şaşarsınız. Bu durum onları erken olgunlaştırıyor olsa da yürek burkuyor.

Bir de üniversiteyi yaşamlarında bir umut kaynağı olarak gören yabancı uyruklu öğrencilerimiz var. Derse katılamayıp mazeret belgesi olarak bombalanmış evinin fotoğrafını gönderen öğrencim oldu. Ülkesinde bir uçuş okulu yokken bizim pilotaj bölümümüze kaydolan öğrencimiz oldu. İlkel dönemde iletişimi anlatırken kullandığım yansıda yer alan resme bakıp “benim ailem şu an tam olarak böyle yaşıyor” diyen öğrencim oldu. Göçmenler ve ülkemizdeki mülteciler konusunda hamaset yapılan şu günlerde kendimden başlayarak herkesi elini vicdanına koymaya davet ediyorum. Belki o çocuklar da kendi ülkelerinin kıvılcımı olarak gönderildiler. Belki onlar da birer Sadi Irmak hoca olacak! 

Cehenneme dönüştürülmeye çalışılan dünyamızda onların evleri ve yerleri bizimkilerden çok daha sıkıntılı ki buralardalar. Yüzlerce yıl hükmettiğimiz topraklarda her milletten insana kucak açmış atalarımız gibi düşünmeli, onlar gibi davranmalıyız. Bu noktada, eğitmekte olduğumuz her milletten havacılık öğrencisinin ne kadar çoğunun bin derdi sırtladığını görmenin beni uzun uzun konuştuktan sonra uzun uzun düşünmeye de sevk ettiğini itiraf edeyim. 

Bunca üniversitede yüzden fazla milletten öğrenciyle yaptığım görüşmelere dayanarak şunu açık açık dile getirmeliyim:  Gençler mevcut olanı sorgulamak ve değiştirmek konusunda cüret sahibi ve istekliler ancak “haydi yap” dediğiniz her konuda yine gençlerin tabiri ile kendilerine “kal geliyor”.

Bununla birlikte, konuştukça küresel anlamda bir dip dalgasının geldiğini görüyor, değişen koşulları değerlendirdikçe eğitim başta olmak üzere birçok alanda en fazla on yıl içinde ezberlerimizin tümüyle bozulacağını düşünüyorum. 

Mutlu Yarının Anahtarı Umut

Haydi bu hafta bir sürpriz yapalım! Tam 20 yıl önce kaleme aldığım bir şiirimi buldum. Bu hafta yazdıklarımızın içinden yana yana geçiyor. 

Gönlümün tozlu raflarından bir yaprak bu, haydi koparıp okuyalım:

BİRGÜN

Birgün kapını yarın çalarsa

Davranma, düşün, nefes al

Ufuktaki gülüşten bir ümit kopar

 

Birgün düşlerin gökyüzüne akarsa

Korkma, bırak, günsüz kal

Kayıtsız doğuştan daha çok var

 

Birgün silersen gözyaşlarının gölgelerini

Açılırsan birgün duru heveslerle

Durdurursan tükenişleri zümrüt ellerle

Durma, çabala, yazgı iğreti bir dal

Tutkular kapısını zaferlerinle çal

 

Mezarlıkta yel olursan

Cehennemde kar olursan

Dinme, diren, ölümsüz kal

Doğanın yalnızlığına bir isim sal.

Yarınımız bugünden güzel olsun

Sevgili okurlarım,

Bir sonraki yazımızda havacılık eğitimlerinin önünde duran kayalardan biraz daha bahsedeceğiz. 

Bu yazımızda ve her yazımızda amacımız belli: yarınımız bugünümüzden güzel olsun!

23 Nisan! 

Yüce meclisimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere onunla gönül birliği kurup bize bugünleri armağan eden kahramanlarımızı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz.

Böyle bir günü çocuklara armağan edecek kadar kocaman yürekleri ve kocaman akılları olan atalarımızla sonsuza dek gurur duyacağız.

Dr.Cengiz Mesut BÜKEÇ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 Yorum

  1. 2 sene önce

    Şair Hocamız vicdanların ve sağduyunun sesi olmuş. Eline yüreğine sağlık. Tüm sağduyu ve vicdan sahibi güzel insanlara selam olsun…

    Cevapla
  2. 2 sene önce

    Hocam kaleminize ve yüreğinize sağlık. Eğitimin iyisi bilgileri öğreten değil, bilmediğini fark ettirip öğrenme açlığı oluşturabilen eğitimdir. Siz de beni acıktırıyorsunuz.

    Cevapla
  3. 2 sene önce

    Hocam ellerine sağlık süper bir yazı olmuş ???❤️?

    Cevapla
  4. 2 sene önce

    Düşüncene, hassasiyetine, diline kalemine sağlık…

    Cevapla
  5. 2 sene önce

    Wawww. Nasıl bu kadar duygulu yazabiliyorsun dostum. Tebrikler, şapka çıkarıyorum.

    Cevapla
  6. Harika bir yazi Hocam, kaleminize saglik

    Cevapla
  7. 2 sene önce

    Hocam, her zamanki gibi harika ifade etmişsiniz. Evet, çok kötü dönemleri izleyen dönemler hakkında umudu olmalı insanın! Ben de sizinle aynı umudu taşıyorum. Ülkem, vatandaşlarım ve en önemlisi gençlerimiz için, 2023 sonrası dönemin umut dolu olduğuna, aydınlığa yürüyeceğimize gönülden inanıyorum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

    Cevapla
  8. 2 sene önce

    Sevgili hocam, dikkat çekici bir yazı olmuş. Elinize sağlık…

    Cevapla