Sektör Kulisleri Hareketli: Teknik Personel Rekabeti Kızışıyor. Centilmenlik Anlaşması Doğrumu?

Sektör Kulisleri Hareketli: Teknik Personel Rekabeti Kızışıyor. Centilmenlik Anlaşması Doğrumu?

Değerli okurlar,

Havacılıkta rekabetin gökyüzünde yaşandığını düşünürüz. Oysa asıl mücadele, kalkıştan çok önce, yerde başlıyor. Pegasus Hava Yolları’nın Sabiha Gökçen Havalimanı’nda devreye aldığı bakım merkezi ve sektör kulislerinde dolaşan Pegasus–THY Teknik AŞ iddia bilgileri gelmekte.

Havayolu şirketleri için en pahalı şey çoğu zaman yakıt değildir; yerde bekleyen uçaktır. Bakım nedeniyle uçuş yapamayan her dar gövde uçak gelir kaybı ve operasyonel zincirde kırılma olarak yorumlayabiliriz.

Pegasus’un aynı anda beş dar gövde uçağa hizmet verebilen hangar yatırımı “uçakları daha fazla havada tutma” stratejisidir. Daha kısa yerde kalma süresi; daha yüksek uçuş verimliliği, daha düşük maliyet ve daha güçlü rekabet demektir.

Yaklaşık 40 milyon dolarlık ilk faz yatırımı operasyonel bağımsızlık ilanıdır. Düşük maliyetli taşıyıcı modelinde marjlar hassastır. Bakımı dışa bağımlı yürütmek, bu hassas yapıda ciddi risk yaratır. Kendi teknik altyapısını kurmak ise kontrolü merkeze almaktır.

Sabiha Gökçen bir teknik üs mü oluyor?

Tesisin iki pist arasındaki konumu ise iyi planlanmış İstanbul’un Anadolu yakasındaki bu havalimanı, son yıllarda hem trafik açısından hem de teknik altyapısıyla büyüyor. Pegasus’un burada kurduğu merkez, uzun vadede kapasite oluştuğunda başka havayollarına da hizmet verebilecek potansiyel taşıyor.

Resmin bütününe baktığımızda, Türkiye’nin MRO (bakım-onarım) pazarındaki iddiasını artırabilecek bir gelişme olarak yorumlaya biliriz. Havacılıkta teknik hizmet ihracatı, yolcu taşımacılığı kadar görünür değildir ama en az onun kadar önemlidir.

Dijitalleşme: Asıl dönüşüm burada

Kağıtsız bakım süreçleri, veri analitiği, önleyici bakım uygulamaları, yapay zekâ destekli iş güvenliği çözümleri… Teknolojide süslü sözlerden ziyade yeni rekabet standardı.

Bakım ihtiyacını arıza oluşmadan, veri üzerinden öngörerek planlamak; hem güvenliği artırır hem de uçağın yerde kalma süresini minimize eder. Burada yapılan yatırım önemli bir zihniyete yöneliktir. Havacılıkta dijitalleşme artık zorunluluktur.

Rekabetin yeni cephesi: İnsan kaynağı

Tam da bu noktada sektör kulislerine yansıyan Pegasus–THY Teknik arasında “centilmenlik anlaşması” iddiaları gündeme geliyor. Personel geçişlerine sınırlama getirildiği yönündeki söylentilerin doğru olduğunuz düşünmüyorum.

Ama böyle bir iddianın doğruluğu büyük bir gerçeği açığa çıkaracağı kesin.

Rekabet artık sadece filo büyüklüğünde değil, kalifiye teknisyen sayısında yaşanıyor.

Türkiye’de lisanslı teknik personel yetiştirmek uzun ve maliyetli bir süreç. Nitelikli bakım personeli sınırlı. Bu da şirketleri insan kaynağını koruma konusunda daha hassas hale getiriyor. Elbette çalışanların iş değiştirme özgürlüğü anayasal bir hak. Resmî bir “geçiş yasağı” hukuken tartışmalı olur.

Asıl mesele şu: Eğer bir havayolu hangar açıyor ve teknisyen alımı yapıyorsa, bu geçici bir hamle değildir. Bu, büyümenin kalıcı olacağına dair güçlü bir işarettir.

Enerji verimliliği ve atık yönetimi odaklı altyapı tercihleri son derece önemli bir konudur. Havacılık sektörü karbon ayak izi tartışmalarının merkezindeyken, yer operasyonlarında sürdürülebilirlik yatırımı yapmak regülasyon ve piyasa baskısının doğal sonucudur.

Türk Hava Yolları ve iştirakleri uzun yıllardır teknik bakım alanında güçlü bir konumda. Pegasus’un attığı bu adım, sektörde yeni bir denge arayışının habercisi olabilir.

Türkiye de MRO (bakım-onarım) arttırılmasına yönelik her adım desteklenmeli nitelikli iş gücünü yabancı şirketlere gitmesini önlemek son derece önemli ben Pegasus hava yollarının bu yatırımını yerinde ve doğru bir hareket olarak görüyorum kim bilir belki de yakında tersine göç harekatı başlayabilir. Planlı yapılan her iş meydan okuma değil rekabetin doğal evrimidir.

Havacılıkta kalıcı olmak isteyen şirketler, teknik gücünü sağlamlaştırmak zorunda. Filo büyürken bakım kapasitesi aynı hızda gelişmezse sistem tıkanır. Bu nedenle uçak siparişleri manşet olurken, hangar yatırımları da geleceğin teminatıdır.

Gökyüzündeki rekabet sertleşirken, yerde kurulan altyapı belirleyici oluyor.

Havacılıkta gerçek güç, kalkıştan önce başlar. Ve büyümenin en kritik ayağı, hangarın kapısı kapandığında şekillenir.

Tüm havacılara güvenli ve huzurlu bir hafta dilerim.

Mevlüt Zor / mevlutzorr@gmail.com

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir