YAP-İŞLET-CEBE AT!

YAP-İŞLET-CEBE AT!

Günümüzde uygulanan yeni-liberal politikalar sonucu, son derece yaygın hale gelen, kamu işletmelerini YAP- İŞLET- DEVRET modeli uygulamanın, hükümetimiz tarafından ülkemize son derece yararlı faaliyetler olduğu söylense de; bu ihalelere giren firmaların çokluğu ve kıyasıya mücadeleler vermeleri, ihalelerde ilginç sahneler yaşanmasına neden oluyor ve bizlere, asıl kazananın kim olduğu sorusunu sorduruyor…

Milyarlarca doların/euronun uçuştuğu, havalimanlarımızın yapım ve işletme ihalelerine bu kadar yoğun ilginin olmasında, nelerin etkin olduğuna aşağıdaki metni okumakla başlayabiliriz.

2 milyar 370 milyon Euro bedelle 17 yıllığına ihale edilen Antalya Havalimanı ihalesiyle, 1 milyar 932 bin Euro’ya ihale edilen Sabiha Gökçen ihalesi arasındaki farkları ve ödeme planlarını görmek, sizlerin bu ihalelerin neden bu kadar birbirini suçlayan beyanlara sahne oluşturduğunu ve neden bazı ihalelerin mahkeme kapılarında sona erdirildiğini daha iyi gözler önüne sürecektir.

Önce bu ihalelere ışık tutan, ülkemiz havacılık sektörünün havalimanları bazında, geleceğe yönelik beklentileriyle başlıyalım isterseniz.

Dünyadaki örneklerine baktığımızda, nüfus ve yerleşim bakımından İstanbul’a benzeyen dünyanın diğer metropollerinde, birden çok havalimanı bulunurken, İstanbul’da yalnızca iki tane bulunuyor. Bu gerçek, Sabiha Gökçen’in yakın gelecekte yüksek bir taşıma hacmine erişeceğini; hatta yeni havalimanı inşaatlarının da gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Örneğin, nüfusu İstanbul’la hemen, hemen aynı olan Moskova’da ve İstanbul’un yarısı kadar nüfusa sahip olan Cakarta’da çok daha fazla uluslararası havalimanı bulunuyor.
Bu gerçekler, İstanbul’un ileriki yıllarda bu iki havalimanıyla da yetinemeyeceğinin göstergeleridir. Bu gerçeği, Ülkemizin diğer turist bölge ve şehirleriyle de örnekleyebilmek mümkün.
Asıl konumuza geçelim;
Sizlerle, çok kısa bir süre önce nihayetlenen bu ihalelerin yapıldığı günlere kısa bir yolculuk yapıp, neler olmuş, hangi koşullarda ne tür gelişmeler yaşanmış bir bakalım isterseniz.
Sabiha Gökçen Havalimanı ihalesinin 20 seneliğine Limak-GMR-MAHB konsorsiyumunca kazanıldığı güne döndüğümüzde; bu ihalenin 1 milyar 932 bin Euro’ya ( KDV’li fiyatı 2 milyar 279 milyon Euro) verildiğini hatırlarsınız.
Bu, rekor seviyede gerçekleştiği söylenen(!) ihalenin perde arkasına bakalım ve önerilen rakamın ödeme planına ve yanında getireceği kazançları inceleyelim.
a) Limak Konsorsiyumu bu havaalanı işletmeciliği için yüklendiği borçlarını, 20 yılda taksitle ödeyecek.
b) İlk 3 yıl, devlete ödeme yapılmayacak
c) Geriye kalan 17 yılda ise; en düşükten başlayıp, en yükseğe çıkan dilimlerle ödeme gerçekleşecek.
d) . 3 yılın sonunda ise, ödemeye 76 milyon Euro ile başlanıp(!) ödemenin son 4 senesinde bu rakam 134 milyon Euro’ya çıkacak.(!)
e) Öte yandan, işletmeden elde ettiği kârı, devir gerçekleşir gerçekleşmez kasasına koymaya başlayacak olan Limak konsorsiyumu, 2010 yılına kadar ödeme yapmayacak! 500 milyon Euro maliyetle 2001 yılında tamamlanan havalimanına 3 yılı aşkın bir süre karşılıksız hükmedecek.
f) Limak konsorsiyumu, aldığı işletme haklarıyla da kârına kâr katacak. Konsorsiyum, diğer havalimanlarından farklı olarak Sabiha Gökçen’de uçak yakıtı satabilecek. (Sadece bu faaliyetten 20 yılda 600 milyon Euro bekleniyor.)
g) Ayrıca anlaşmaya göre Limak ortaklığı, kule hizmetleri dışında, tüm yer hizmetlerinin işletme hakkını da devralıyor. Gümrüksüz alışveriş mağazaları, şehir içi taşıma, vb gibi işletmelerin karını cebine koyacak.

14 saat süren, 38 turda ancak sonuçlanabilen ihalenin, ballı börek olduğu için ihaleye katılan grupların ağzını sulandırdığı ve onun için kıran kırana bir mücadeleye sahne olduğunu sizler de benim gibi çok rahat anlamışsınızdır umarım.

Şimdi de Antalya ihalesine dönelim ve aradaki farkı gözlemlemeye çalışalım;

22 Haziran’da yapılan ihaleyle IC İçtaş-Fraport konsorsiyumuna devredilen Antalya Havalimanın devir koşulları incelendiğinde; Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Limak Konsorsiyumuna tam anlamıyla gümüş tepside sunulduğunu gösteriyor.

Antalya Havalimanı, 2 milyar 370 milyon Euro bedelle 17 yıllığına IC İçtaş-Fraport’a devredildi. Henüz devir gerçekleşmeden, 100 milyon Euro ödeme yapan grup, ilk iki yılda toplam fiyatın yüzde 25’ini de ödemek zorunda.. Ayrıca bu ihaleyi göğüsleyen konsorsiyum, yakıt satışı başta olmak üzere Limak’a tanınan hiçbir yer hizmetinin işletme hakkına da sahip değil.
 Sonuç olarak; Global Holding’in Limak’ının başını çektiği bir konsorsiyum Sabiha Gökçen’de bir finans dehası daha sergilemiş görünüyor.
Hükümetimiz tarafından kutlansada, ulus adına üzüntümü sunarım!

.

NOT/ Geçen haftaki yazımdan sonra, SHG Müdürü, Sayın Ali Arıduru’nun Kanada’da olmasına karşın, ilgililere verdiği talimatla beni aratarak, ilettiğim tüm sorulara SHGM adına yanıt veren Genel Müdür Yardımcısı, Sayın Oktay Erdağı’ya konuma gösterdikleri duyarlılık için teşekkür ederim.

Etiketler: