THY’DE SON TANGO

THY’DE SON TANGO

KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU

 

THY ve Hava-İş tarafından organize edilen 22.dönem tango gösterisi sona erdi!

 

İlgiyle izlenen bu gösteride, partnerler birbirlerinin ayağına basmamaya son derece özen gösterdiler. Bu gösterinin sonunda izleyiciler ;her iki tangocuyu da ayakta alkışladı.

 

Partnerlerden birisinin 22 senelik tangocu olduğu kıvrak hareketlerinden ve kendine özel figürlerinden anlaşılıp, seyirciler tarafından; işte deneyim ! diyerek alkışlanırken, diğer tangocunun bir önceki tango festivalindeki aksaklığını giderdiği ve harika bir uyum içinde deneyimli partneriyle kendine özgü veönceden planlanmış figürleriyle 2011 Ocak ayındaki festival için şimdiden alt yapısal eksikliklerini giderdiği gözlemleniyordu.

 

 

Evet değerli okurlarım; 27 Mayıs 2010 tarihinde seyrettiğim gelenekselleşmiş bir gösterinin final bölümünün etkisinde kalarak yazdığım başlangıç mesajından sonra, yeniden gerçeklere dönüyorum.

Öncelikle, 22.dönem THY toplu iş sözleşmesindeki alınan hakların tüm THY personeline hayırlı olmasını diliyorum.

Toplu iş sözleşmeleri,işverenle-işçi arasında bir pazarlık dır. Verirsen- alırsın,Alırsan verirsin diye olaya bakılabilir. Burada önemli olan neyin verilip neyin alındığıdır.

 

Her iki tarafın da; olmazsa olmazları olduğu gibi, esneyecekleri ve ne koparırsam kar diyebilecekleri noktaları da vardır. Şimdi, THY’nin yeni bitmiş toplu iş sözleşmesine baktığımızda, bilhassa THY cephesinde müthiş bir planlama ve taktik yarışı yapıldığına tanık oluyoruz.

 

Sonuca bakıldığında; 2009 ve 2010 için alınan haklar; Türkiye’de şu anda yaşanan ve bu yıl içersinde yaşanacak olan reel enflasyonun altındadır. Aslına bakacak olursanız, uçucu kesimde ve diğer çalışanlarda, maaş’tan çok önem verilmesi gereken; çalışma koşulları, dinlenme süreleri, iş güvencesi ve taşeronlaşmadır.

 

Sendikanın almış olduğu grev kararının, seçeneksiz olarak zorunluluktan alınmış olduğunda, sanırım hemfikiriz. Ancak greve çıkmaya 60 gün süre daha varken bir anda müthiş bir kazanım elde edilmiş gibi imzalanmasını anlayamadım. Halbuki, her geçen gün THY aleyhine olacak ve tavizler peş peşe gelmeye başlayacaktı(Turizm sezonu malum)

 

İşverenin; geçen toplu iş sözleşmesinde; grev kararına karşı geçen sene THY’nin anında aldığı lokavt kararını bu sefer almaması THY’nin A-B-C planlarının olduğunu gösteriyor.

THY’nin lokavt kararı almamasının ve sendikanın greve başlamadan en az bir hafta önce işverene grev gününü bildirmesi koşuluna karşın (daha zaman varken), neden sendikayı acilen çağırıp masaya oturmasının nedeninin içini doldurmakta fayda var.

 

İşveren, sendikaya verdiği her türlü öneriye karşın anlaşma sağlayamayıp grev oylamasında da kaybetseydi; “C” planını devreye sokarak, kapıları sonuna kadar açacak tüm personeline, “isteyen gelir çalışır, istemeyen gelmez “diyerek çağrıda bulunacaktı diye düşünüyorum.

 

İş barışı için son derece tehlikeli olsa da, olabilirliği olan bu uygulama sonucunda; THY’nin taşeronları,TGS şirketi ve Teknik A.Ş; zorunluluktan çalışacak ve içeriye giren, grevde çalışması izine bağlı personelin yanı sıra, bazı çalışanlar kapının açılması ile çalışmak için içeriye girmek isteyecek ve bu da greve katılan çalışanlar arasında sert müdahalelere neden olacaktı. Bu uygulamada bir çok sefer, aksayarak da olsa yapılabilirdi. (2006 yaz aylarında yaşanan ve karanlık Cuma olarak anılan aksaklıklar zincirinden kötü olamazdı.) Çalışanların hepsinin greve “evet” demeyeceği ve greve “evet” dese bile direnme güçlerinin sınırlı olduğunu düşündüğümüzde bu uygulama işçiyi, işçiye düşürme tehlikesine rağmen “C” planı olarak gündemdeydi sanıyorum.

 

Ayrıca; Grev kararı asılır asılmaz işveren bir acele ile Anadolu, Avrupa, Genel Müdürlük gibi bazı departmanlardan imza toparlatmış ve oylama yapılabilmesi için gerekli olan ¼ çalışan barajını çok kolay aşmıştı. Çünkü; çalışanların, ister sendika üyesi olsun ister olmasın hatta kapsam dışı personel bile olsa (tüm yöneticiler dahil) oylama isteme hakları vardır.

 

Bu oylama yapılsaydı çalışanlar yine “evet”ciler ve “hayır”cılar olarak ikiye ayrılacak olduğu tartışılacak iş barışı son derece zedelenecekti. Ancak şu unutulmamalıdır ki, grev oylamasında işveren kaybetse lokavt ilan etmediğinden “kapıları açık tutarak grev kırıcılığı” gibi bir seçeneği daha bulunmasına rağmen sendikanın oylamayı kaybettiğinde istifa etmesi veya olağanüstüne götürülmesi gerekecekti.

 

İşte, karşılıklı strateji savaşı ve olası sonuç riskleri her iki tarafı bir araya getirerek “al gülüm ver gülüm” misali ortak bir noktada buluşuldu. ve sonuçta sözleşme sonuçlandı. Alınan rakamların, iş değerlendirmesi yapılmamış bir şirket için eşit miktarda olmasına rağmen özellikle düşük ücretlilerde seyyanen takviyelere rağmen, piyasa reel enflasyonunun %25 civarında olması nedeniyle mükemmel denilemez. Ancak yine de diğer işyerlerine ve özel sektörün cimriliğine bakıldığında ücretsel bir başarı söz konusudur.

 

Peki; mademki Toplu İş Sözleşmeleri bir pazarlıktır ve al gülüm ver gülüm sistemi içersinde her iki taraf kendince olmazsa olmazlarını ortaya koyacağına göre işveren ne kazanmıştır?

 

İŞTE O TARİHİ MADDE:

 

İdari maddelerde dikkatimi çeken aşağıdaki maddeyi yorumlamak gerekirse;

Personelin çalıştığı işyerinin tamamen veya kısmen kapatılması durumunda işçilerin Ortaklığın bir başka bölümde istihdamının devam ettirilmesi ile iş güvencesi sağlanması;
“Bir başka bölüm ve göreve atanan veya nakil edilen sendika personelin kendi isteği ile bu görevi ve nakil işlemini kabul etmemesi halinde işçinin iş sözleşmesini, ihbar öneli, kıdem tazminatı haklarına ilaveten 6 aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatı alarak Feshini isteme hakkı tanınması,
Bu feshinden sonrada işe iade ile ilgili hukuki haklarını kullanma hakkı tanınması” Buyurun buradan yakın.

 

Bu anlaşmaya göre çok yakında sıklıkla görüleceği üzere, bir çok personel başka departmanlara çekilme suretiyle boşalan işyeri için TGS örneğinde olduğu gibi yeni şirketler kurularak,kendilerince yüksek olan ücretler piyasa şartlarına çekilmek istenecektir. Bulunduğu işyerinden yani departmanından gitmek istemeyen ve direnen işçilere Hava-iş imzaladığı maddeye göre destek olamayacaktır. (işçi tek başına bırakılmıştır)Ancak, Hava-İş bu bezdirilerek istifaya zorlanan çalışanlar için yasal hakları dışında 6 maaş tutarında ekstra tazminat almıştır. Kısaca, öyle veya böyle başta THY yer işletme olmak üzere emekli edilme-bezdirme veya çalışanlara 6 maaş avantaj verilerek atılma şartları yerine getirilecektir. THY bu şekilde yer işletme hizmetlerinden çekilecek ve yerine sendikasız TGS şimdiki THY yer işletme çalışanlarının aldığı rakamın 1/3 üne tüm hizmetleri yapacaktır.

 

Bu ilgili madde bence bu ve buna yakın bir çok alternatiflere gebe olup, THY işvereninin,sendika yönetimine imzalattırdığı ve bu seneki toplu iş sözleşmesi maliyetini anında karşılayacak çok önemli bir maddedir.

 

Ayrıca, çalışma hayatının en önemli konusu, hatta baş belası taşeronlaşma-iş güvencesi konusunda olumlu bir adım bile yok.

 

Şunu unutmamak gerekir ki; iş barışı, iş güvencesi ve huzurlu ortam; alınacak her türlü ücretin üstündedir.

 

Sonuç olarak;  Türk topluluğumuzda son zamanlarda, geleceği görmeden(!)  günü kurtarmaya yönelik ve sadece paraya endekslenmiş bir yaşam bicimi şekillendiriliyor. Bu yeni yaşam biçimine aynen ayak uyduran sendikalarda  atılan atılır kalan sağlar  bizimdir mantalitesi ile günü kurtarıp bir dönem daha iktidarda kalabilmenin mücadelelerini sürdürüyor. Yazık-yazık-yazık.   

NOT/ Genç pilotlar adına tarafıma gelen şahsıma ve Airporthaber ailesine yönelik çok ince duygular içeren bir maili köşemde okurlarımın nezdinde yayınlayarak kendisine teşekkür ediyor ve tümüne sevgilerimi sunuyorum.

Geri
Etiketler: