THY’DE KOKPİT VE KABİN A.Ş SENARYOLARI

THY’DE KOKPİT VE KABİN A.Ş SENARYOLARI

Birçok yazımda, “Geçmişini bilmeyen geleceğini yönlendiremez” dediğimi hatırlarsınız. Bu sözcükteki anlam çok derindir. Tabii ki bu derin konu, ülkenin geçmişi ve geleceğine yönelik kullanılabilse de ben bu hafta bu sözcüğü iş hayatımıza uygulamaya çalışacağım.  Ne iş yapıyorsanız yapın, hangi meslekte çalışıyorsanız çalışın, o işin veya mesleğin geçmişteki yapısına bir göz attıktan sonra gelecekle ilgili tahmin veya görüşlerde bulunabilirsiniz.

Örneğin; şirket yönetimleri, sendika yönetimleri, dernek yönetimleri göreve geldiklerinde, geçmiş senelerde kendilerinden önceki yönetimlerin neler yaptıklarını veya neler yapmak isteyip, nerede bocaladıklarını biliyorlar mı dersiniz?  THY’nin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin isim olarak belirleyip yolladığı pilotlardan başka pilot alamadıklarını duymuşlar mıdır?  TSK’nın listede THY’ye isimlerini vermediği pilotların ordudan istifa edip THY’ye geldiklerinde, uzun süre onay verilmediği için, işçi statüsü ile teknik depolarda (Örneğin A340 kaptanı İsmail Kartaler gibi) veya dispeçer olarak çalıştırıldıklarından haberleri var mıdır?

Kokpitlerde, hava kuvvetleri, kara kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinden gelen pilotlar adı altında kategorize edildiklerini ve Hava Kuvvetleri kökenli pilotlardan başka pilotların, uçuş işletmede yönetici yapılmadıklarını biliyorlar mıdır dersiniz.

THY yönetimi olarak, Pilot alımlarının hangi dönemde ve hangi genel müdür zamanında sivilleştiğini ve Yugoslavya’da pilot eğitimi aldıkları için, “Yugo” ismi ile tanımlanan bu pilotların, THY’ye de Kokpit hiyerarşisi içinde uçmaya başladıklarında ne gibi çirkinlikler ve zorluklar yaşadıklarını duymuşlar mıdır?  HİÇ SANMAM…

Sadece THY yönetimi değil sendika ve dernek yönetimleri de kendilerinden öncekilerin ne şartlarda ve ne zorluklar içinde çalıştıklarını, neler yaptıklarını, ne yapmak isteyip de yapamadıklarını, nerede takıldıklarını hatırlamaz. İşin ilginç yanı öğrenmek istemedikleri için sormazlar da…

Bir şekilde elde ettikleri makama oturduklarında geçmişten ders alacaklarına, ne yapılıp nelerin yapılamadığının nedenlerini öğrenmeye gerek duymadıklarından, eskilerin düştüğü hatalara bir kez daha düşerler. Bu süreç böyle devam eder gider.

Elde etmiş oldukları makamların rehavetine kapılarak geçmişe sünger çekip kendilerine göre bir strateji geliştirip faaliyetlerine başlıyorlar. Tabii ki bu kafayla işe giriştiğinizde sonuç kendilerinin olmasa da temsil ettikleri kitleye hüsran yaşatıyor. Onlar gidiyor diğerleri geliyor yine aynı yanlışlar devam edip duruyor. Sorduğunuzda giden Tu-kaka kendileri ise pür-i pak oluveriyor

Çünkü kendilerinden önce aynı görevi sürdürenlerle fikir alışverişi yapmıyorlar. Eskiler nerede yanlışa düşmüşler onları sorgulamadan birde bakıyorlar ki, kendileri de aynı yanlışın içindeler.

Mesela, THY’deki çalışanları ilgilendiren konularla ilgili bir fikir beyan ederken en azından yakın geçmişi bilmek ve yakın geçmişte, ilgilenilen konu ile ilgili neler yapılmaya çalışılmış ve neden yapılamamışı anlamak gerekiyor. THY’de kokpit ve kabin ekiplerinin eski çalışma koşulları ve bu koşullarda yapılmak istenen değişiklikler nelerdi? Bu değişiklikler neden yapılamadı? Yapıldı ise ne netice verdi…

Son günlerde ya kasıtlı ya da bilgisizlikten kaynaklanan bir dolu senaryolar havada uçuşuyor.

Neymiş Efendim… Kabin A.Ş kurulacakmış. Kabin memurlarının maaşları düşürülecekmiş. Kabin memurlarımız da geçmişte yaşananları bilemediklerinden kulak gazetesi aracılığı ile olması düşünülmeyeni bile olmasını sağlayacak şekilde senaryolar öne sürmekteler.

Sevgili Arkadaşlar; Kokpit ve Kabin A.Ş çok eskiden de düşünülmüştü. Bir zamanlar, sadece Kabin değil, Kokpit A.Ş fikri ortaya atılmış ama olmamıştı.

Hatırladığım kadarı ile sistem şöyle çalışacaktı; Kokpit A.Ş için bir havuz oluşturulacak ve Türkiye’de genelde kullanılan, farklı tip uçakların pilotları, hangi havayolunun pilot ihtiyacı varsa firma tarafından oralara yönlendirilecek tarzında fikirler tartışılıyordu. Bu pilotlar hangi şirkete kiralanacaksa o şirketin kendi uçuş manuellerini öğrenecek ve kiralandıkları şirketin kurallarına göre görev yapacaklardı. Tabii ki bu fikir doğmadan öldü. Bu fikrin sahibi eski TÖSHİD başkanı idi.

Bu fikirler kabin memurları için de zaman zaman ortaya atılmıştı. Kabin ile ilgili son fikir, THY’de son dönemlerde üst düzeyde görev yapmış aklı evvel bir yönetici tarafından ortaya atılmış ve tabii ki iş ömrü yetmediğinden başaramamıştı.

Tabii ki işverenler (doğrusu işveren vekilleri) her zaman için en ucuza ve kaliteli elemanlarla çalışmak ister. (Sanki kendileri kaliteli imiş, ucuza çalışıyorlarmış gibi…)  Bu düşünceleri zaman zaman depreşir. 15-20.000 kişilik personeli olan bir şirkette, tek tek işçiyi karşına alıp anlaşarak bireysel sözleşme yapacak değilsin ya… Bu nedenle araya, aracı kurum gibi çalışan sendikalar çıkarılıyor.

İşverenler her zaman için dikensiz gül bahçesi isterler. Kimse onlara karışmasın ve bildikleri gibi şirketi yönetme fikri her işverenin rüyasını süsler. İşte bu nedenle öncelikle sendika seçimlerinde etkin rol oynamak isterler. Kısaca sendikayı da kendileri yönetmek ister. (Tabii ki çalışanlar buna müsaade ederse…) Son günlerde yaşanan ve işverenin aleni olarak taraf tuttuğu rezalet hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bu rezaleti aynen THY’de sendikal faaliyetler için tuttuğum deftere çoktan kaydettim.

Çok yakında bir toplu iş sözleşmesi var. Bu toplu iş sözleşmesinde işverenin karşısına, mevcut iki sendikanın en fazla üyesi olmakla birlikte yetki almış olanı çıkacaktır. Bu sendika işveren yanlısı ise iş kolay. İşveren istediği düzenlemeleri geçirtebilir. Bildiğiniz gibi, önce tüm çalışanlara açık başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, zaman ilerledikçe kapalı kapılar ardında sürdürülür. Bir sabah uyanırsınız ki toplu iş sözleşmesi bitmiş.

Unutmayın ki; İşveren herhangi bir meslek dalının ücretini toplu iş sözleşmesinde yeniden düzenlemeyi ve başlangıç ücretlerinde değişiklik isteyebilir. (Son sözleşmede yazan rakamın altına inmemek kaydı ile) 

Dikkat ederseniz isteyebilir diyorum. Tek başına yapabilir demiyorum. Çünkü, işverenin bu yeni skala veya uygulamayı yapabilmesi için sendikanın onayını alması şart.

Aslına bakacak olursanız, mevcut işveren-sendika ilişkilerinde düşünülmeye bile gerek yok. Karşılıklı iki imza, iş biter… Yaparlar mı? Bence yapabilirler.

Sendika-İşveren birlikte hareket ederse her şey mümkündür. Ya sendika, işverenin bu teklifini kabul etmezse, işte o zaman sıkı bir mücadele başlar. Zaten olması gereken de budur. Bugün OHAL var, grev falan yapamazsınız. Peki, yarının ne getireceğini bileniniz var mı?

Çalışan olarak sizin yapacağınız tek icraat, kesinlikle işverenin uydusu olmayacağından emin olduğunuz bir sendika yönetimine üye olup onu desteklemektir.

Sizden gelen maillerde en çok sorulan soru, Hava-İş e dayanışma ödeyip kazanılmış haklarımızın yanı sıra yeni haklardan her zaman faydalanabilir miyiz şeklinde. Tabii ki EVET. Bu sizin yasal hakkınız. Kimse kimseyi zorla üye yapacak değil ya…

İsterseniz bir başka sendikaya üye olur diğer sendikaya ise dayanışma bile ödeyebilirsiniz. Bu da sizin en doğal hakkınız.

Aslına bakacak olursanız benim işim sizi yönlendirmek değil. Doğruları yazmak ve kesinlikle çalışanın yanında yer almak.

Hava-İş veya Hava-Sen, bunlardan hangisinin işveren ile flört edebileceğini düşünüyorsanız orada kesinlikle durmayın. İşin doğası gereği işveren ve sendika farklı iki uç olmalıdır. Birlikte şirketi düşündük, bu şirket hepimizin, şirket varsa biz varız söylemlerini işveren söyleyebilir ama sendika asla… İşverenin görevi şirketi yönetmek, sendikanın görevi üyesi olan çalışanın hakkını korumak. Herkes kendi görevini yapmalıdır. İşveren adam gibi işveren, sendika ise adam gibi sendikacılık yapmalıdır.

Yurt dışındaki havayolları çalışanları, yasaları müsait olduğundan, haklarını alabilmek için günlük, hatta saatlik eylemler yapıyorlar, ama kimse onlara vatan haini demediği gibi şirketleri de her seneyi karlı bilançolarla bitiriyor. THY ise dikensiz gül bahçesinin yanına birde sendikanın kendi isteği doğrultusunda çalışmasını istiyor ve her şeyden önemlisi TARAF oluyor. İşverenin taraf olduğu sendika, toplu iş sözleşmesinde sizce ne yapabilir? İşverene diyet borcunu toplu iş sözleşmesinden başka nerede ödeyebilir.

Ancak, siz çalışanların, sendika seçimi ne olursa olsun tek yapmanız gereken DİK durmak ve birbirinizi kollamanızdır. Hepiniz DİK duracağınızdan ve yanınızdakinin sizi, sizin de onu satmayacağınızdan eminseniz ve yasalara uygun hareket ederseniz iş biter.

Hiçbir yönetim, bu günkü ortamda yüzlerce, binlerce çalışanı birlikte atamaz. Mümkün değil bu.

Ancak yukarıda yazdığım gerçekler DİK durmasını bilenler için geçerlidir.

Sonuç olarak; Top sizlerde. Zamanlama çok güzel. Birlikte hareket edin bakalım ne yapabilecekler.

ANAHTAR KABİN MEMURU ARKADAŞLARDA

 

 

Geri

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

22 Comments
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
kpt
2 yıl önce

Korkmanın, görmezden gelmenin, mazeretlere sığınmanın hiçbir anlamı yok, özgürlük istediğini yapmak değildir, özgürlük istemediğini yapmamaktır, hiçbir hakkını savunmayan satabildiği her hakkını satan sözde sendikaya köle olmak zorunda değilsin, havasen’e gelmeseniz bile, duruşunuzu gösterin sözde sendikdan istifa edin, dayanışma aidatınızı ödeyin, sayımız 5000’e geliyor, yalnız değilsiniz.

kpt
2 yıl önce

Sözde sendikayı kınıyoruz, uçuş ekiplerinin sendikadı havasen’dir, hakkının peşinde olan herkesi havasen’e bekliyoruz

Atılan arkadaşlar mücadeleye devam ediyorlar
2 yıl önce

çünkü senin gibi bol keseden ataninsanlar değiller hakikatin yolundalar. sen önce şu anki çalışma şartlarının maaş koşullarının emeklilik haklarının nasıl bir mücadeleyle elde edildiğini öğren sendika kavramının 1886 yılında nerde nasıl doğduğunu anla sonra konuş bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak cahilin işidir biz grup olarak 15-20 kişiyiz bugün itibariyle havasene geçişimizi yapıyoruz. artık yetere selam olsun

Ver gazı rumuzlu'ya
2 yıl önce

Yorumdan anladığım üzere THY ve sendika ne yaparsa ne karar alırsa alsın susmalısınız mesajı vermişsiniz. Safa bey haksızlıkları dile getiriyor. THY nin sendika oluşumlarında taraf olmaması gerektiğini savunuyor. Onların zamanında böyleydi. Bu kadar sırnaşık bir şirket ve sendika yönetimi yoktu. Mantığının o zamandan kalmış olması yanlış değil olması gereken. Sizin yazdığınız yorum da teslimiyetçilik var. Bu tarz bir düşünce ile bakarsak Atatürk İstiklal savaşına girişmemeli ve Türkiye işgal devletlerinin sömürgesi olarak kalmalıydı. Başarılar her zaman risk içerir. Hava Sen de riske girmiş ve kayıplar vermiştir. Belki de daha da verecektir. Teslimiyetçilik bakış açınızı kınıyorum.

Gazı verene
2 yıl önce

Elini hiçbir taşın altına koyamamış gelipte birşeyler için uğraşmamış insanların kendilerinin acizliği için kendi kendine bahane bulmasıdır böyle yorumlar.Yaşanılan bunca baskı bunca hukuksuzluğa rahmen HAVASEN güçlenerek yoluna hızla devam etmekte. atılan arkadaşlarımız hem tav ofiste hem ana merkezde hala ilk günkü gibi mücadeleye devam etmekteler.30 mayısa kadar toplu geçişler başlamış insanlar korkmanın ecele faydasının olmadığını farketmiş olabilir mi acaba biz burada sendikanın gücünü red edenlere cevap yetiştirirken?

Ver gazı Pilot-Sen (Hava-sen) yaksın Burgaz'ı
2 yıl önce

Olmuyor olmuyor. Olmayacak zaten. Olamaz. Ve olamayacağını da çok iyi biliyordun. Hezimetin mimarlarından birisin Sefa Bey. Mevcut kanunlarla bu ülkede sendikacılık mümkün değil(Ben demiyorum bunu senin yazılarının içinde var). Haklısın. Peki haklısın da insanları neden bile bile ateşe atıyorsun? Onun da cevabı yine yazılarını içinde. Öyle yada böyle THY yönetimi hata(görecelidir bana göre) yapsın ben de yazayım da reyting olsun. Bu da bize gösteriyor ki bir müddet daha bu “taraf olma” yazılarını göreceğiz. Peki sen reyting alacaksın diye bunca insanın umuduyla hatta işten atılanları da düşünürsek ekmeği ile oynamak hep övündüğün sosyal sorumlu gazetecilik ile ne kadar bağdaşır? Bilgine görgüne… Devamını oku »

Artık yeter!!
2 yıl önce

Biz kendi dönemlerimiz arasında 22 Mayıs itibariyle Havasen’e geçişlerimizi başlatıyoruz. Bugüne kadar niye beklediğimizi kokpit iyi anlamıştır umarım. Bugüne kadar yaşananlarda herkesin payı var. Herkes şapkasını önüne koysun ve düşünsün. Yaklaşık 200 kişiyiz ve geçişleri havasen yönetimi bir şekilde yayınlasın. Bu saatten sonra ne olacaksa olsun artık. Uçakta bayılmayı, antidepresanlı günleri beklemek acı veriyor. Bizim yapacağımız bu kadar. Gerisi Havasen’e kalmış. Herkese emniyetli uçuşlar.

Kabin el ele
2 yıl önce

30 mayısta kabinden toplu geçiş oldugunda havasen üye sayısı kaçbinlere gelecek hepberaber göreceğiz

Kokpit
2 yıl önce

Hala Hava-iş’ de kalan kokpit ve kabin ekibi arkadaşlar, daha neyi bekliyorsunuz? 1. İki yıllık TİS’i sizlere sormadan 3 yıla çıkartan, maaşlarınızı hiç eden, geçen sene masş zammınızı engelleyen bu sendika değilmi? 2. TİS’i parça parça eden, gizli kapılar ardında oldu bittiye getirip protokol yapan ve bunu sizlere işveren adına dayatan bu sendika değil mi? 3. İşverenle kolkola muhalifleri fişleyen, raporlayan, meslekdaşlarımızın işssiz kalmasına sebep olan, dinlenme odalarınızda gelip sizi kameraya çekip korku salan bu sendika değil mi? 4. Seçim sürecinde usulsüz, kimlere nasıl para dağıttığı belli olan, bunları inkar etsede makbuzları ortaya çıkınca kıvırtan bu sendika değil mi? 5.… Devamını oku »

Maşallah
2 yıl önce

Sefa bey Meydan Larus gibisin maşallah. Geçmişi bu denli hatırlamak ve günümüzle birlikte değerlendirmek anca sizin gibi duayen bir havacının işi. Tebrik ediyor ve yazılarınızı zevkle takip ediyorum. Selçuk Candan

Kabin as
2 yıl önce

Birakin su kabin memurlarini 10 bin tl ye calisior bi memur ortalama, bide egolarida tavan. Kokpiti sallamamalar fln, kessinler maaslarinizi ucun 3 bin tlye. Nerde gorulmus purserin fo kadar maas aldigi sirket.

anonim
2 yıl önce
Cevapla  Kabin as

yolcu kaprisi, şirket baskısı o maaşın hatırına çekiliyor. Maaşları düşürsünler de görsünler kaliteyi. Sürekli gözünüz başkasının kazancında başkalarını kendi bataklığına çekmeye harcadığın enerjiyi kendini kurtarmaya harcasan, kendi hakkını arasan bu kadar kıskanç olmazdın.