TASARRUF YILI… HAVA-İŞ NE YAPACAK—TEKNİSYENLERİN KILIK KIYAFET SEÇİMİ

TASARRUF YILI… HAVA-İŞ NE YAPACAK—TEKNİSYENLERİN KILIK KIYAFET SEÇİMİ

 

Değerli okurlarım;

Sektörümüzde haber zorluğu pek çekilmiyor. Hemen her gün ortalama 16-17 haber atıyoruz. Bu haberleri atmak zor değil. Önemli olan o haberleri yorumlamak. Bu yorum işini de ancak haftada bir yapabiliyorum. Bu nedenle yazılarım uzuyor.

Önce THY’nin 2019 sene sonu değerlendirme toplantılarına bir göz atalım.

THY’nin İlker Aycı döneminde geleneksel hale getirmiş olduğu sene sonu değerlendirme toplantılarından biri daha bitti. Bu toplantıda neler konuşuldu veya biri konuştu diğerleri sadece dinleme ile mi yetindi bilemiyorum. Toplantı medyaya kapalı yapıldığından gidemedim. Hani bir atasözümüz vardır. “Çağrıldığın yere git ar eyleme, çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme” diye… Aynı durum söz konusu…

THY’nin bu toplantılarında çalışan kesimi ilgilendiren tek nokta, İlker Aycı beyin alıştırdığı ve her sene yaptıkları toplantı sonucunda çalışanlara, bir nevi teşekkür amaçlı aldığı prim kararı idi.  Bu sene çalışanların beklentisi maalesef tutmadı ve prim verilmedi.

THY’nin tasarruf yılı olarak belirlediği bu sene de isterdim ki, tasarruf genele yayılsın.

Birçok kere yazdığım üzere tasarruf yukarıdan aşağıya inmeli ki samimi ve önemli olunduğu anlaşılabilsin. Ancak böyle olmadı ve yukarıdakiler dururken tasarruf neşteri aşağıya yani çalışana vuruldu.  Altta kalanın canı çıksın misali…

Bilhassa, Teknik AŞ çalışanlarının prim beklentisi çok yüksekti. İlker Aycı beye bu konuda ricacı olmuş ve alıştırdınız herkesi ekstra prime verseniz iyi olur demiştim.

Sonuç olarak; Teknik AŞ deki yapılan son toplu iş sözleşmesinde bekleneni alamayan çalışanlar, bir kez daha hayal kırıklığına uğradılar.

THY işin kolayını buldu. Teknik A.Ş de toplu iş sözleşmesini delen THY, şimdi de THY AO’nun toplu iş sözleşmesini deliverdi. Bu normal mi? Tabii ki değil… İlgili yanlış mutlaka mahkemeden dönecektir ama ne zaman? Sonuç olarak, uçucu ekiplerin mesai sorunu, Teknik A.Ş de yaşanan süreç gibi işleyecek ve sonunda mutlaka kazanılacaktır diye düşünüyorum. Çünkü Teknik A.Ş de toplu iş sözleşmesi biter bitmez, Teknik A.Ş Genel müdürü Ahmet Karaman imzalı bir genelge yayınlanmış ve bu girişim toplu iş sözleşmesi dışında bir hamle olduğundan uzun süren mahkeme aşamasından sonra genelge ki maddi kayıplar sorunu çözülmüş ama mağdurların eski kadrolarına intibakları sağlanamamıştı.

Bu tür durumlarda sendikanın yasal olarak uygulayacağı tek yol mahkeme olmakta. Bir önceki yazılarımda bu konuyu açmış ve sürecin nasıl işlediğini anlatmıştım.

Şimdi diyeceksiniz ki, Ya Sefa Bey, işveren bu süreci bildiğinden ben “yaptım oldu” mantığında ve bile bile yanlış yapıyor. Bu yanlışa mahkeme dışında çözüm bulunamaz mı?

1980 yılından önce böyle bir imkân vardı; Hak Grevi.  Veya eski TALPA Başkanı Erkan Potükönen gibi biri…

Erkan Potukönen, beni arayıp Sefa Kardeş yarın THY uçaklarını uçurtmayacağım. Bu nedenle sizden ricam teknisyenleri uçak başına getirtmemen olacak dediydi. (Ben Uted Başkanıydım) Bende ona cevaben, Erkan Kaptanım, sizin pilotlarınız uçağa gelmezse bizim teknisyen arkadaşlar uçağın başında neden olsun ki…Demiş ve gülmüştük.

Merak ettim ve eylem yapacakları gün pilot odasına gittim. Rahmet içinde yatsın Erkan kaptan o iri cüssesi ile kapıda durmuş ve uçuş için aprona çıkmak isteyen pilot ve kabin memurlarını dışarı bırakmıyor. TEK BAŞINA...Ne mi oldu? THY hatırladığım kadarı ile iki tam gün Atatürk havalimanından uçak kaldıramadı. Tabii ki sonuçta Erkan Potukönen atıldı. Ne thy yönetimine bir süre verdi nede benden başka kimseye duyurdu. İşte eylem budur. Var mı sendikacılar arasında öyle bir delikanlı. (palabıyık olması şart değil) 

Şimdiki yeni yetme sendikacılar 1980 öncesi sendikacılığı değil bilmek, okumamışlardır bile…

Bakın tarih nasıl tekerrür ediyor… 

THY işvereni imzalanmış toplu iş sözleşmesine uymadığı ve sendikanın muhtelif yazılı ikazlarına rağmen yanlıştan dönmediği için, 1977 yılının 4-8 Şubat günlerinde 5 gün süren bir Hak Grevi uygulanmıştı. Bu tür grev artık yasa dışı bırakıldı. Birlikte yaşadığımız bu süreci, Erhan İnanç’ın sitemizde 7 Şubat 2017 de yayınlanan “THY ve Hava-İş sendikasının 2000 öncesi grev tarihçesi-1 yazısında detayları ile okuyabilirsiniz.

THY işvereninin bile bile toplu iş sözleşmesini delmesi tabii ki hoş değil. Ancak bu uygulamayı yapmadan önce sendika ile konuşuldu mu yoksa konuşulmadı mı bilemiyoruz. “Tavşan Kaç Tazı Tut” mu oynanıyor. Karşılıklı anlaşarak verilmiş bir karar yani danışıklı dövüş diyenlere kesinlikle öyle bir şey olamaz diyememekle birlikte, bu tür bir oyunu her iki tarafa yakıştırmam diyerek geçiştirmek zorundayım.

Günümüzde sendikaları işçiler seçiyor dense de bunun böyle olmadığı her çalışan bilir.  İşçilerin de bildiği bu gerçek nedeniyle, toplu iş sözleşmesi delindiğinde işçi tepkisi çok az olmakta. Çünkü işçi veya çalışan dediğimiz kesim sendikasını kendi seçmediği için güvenemiyor. 

Hava-İş seçimlerinde yaşananlar, balık hafızalı bile olsak, unutulacak gibi değildi. Keza, Teknik AŞ’de de aynı oyun sergilenmişti.

Örgütlenmemiş ve güven sendromu yaşayan çalışan kesimde birlikte hareket etmek çok zor. Çalışan kesim yani işçiler şirkete midesinden bağlı olduklarından, öne çıkıp çalışanları arkanızdan getirmek çok zor. Bakın çok zor diyorum. İmkânsız demiyorum.

Sendika seçimlerinde yönetimler bileğinin hakkı ile gelse ve sendika ile işveren arasında oyun sergilenmezse çalışanlar onlara güven duyabilir. Bizim sektörümüzde böyle bir sendikaya henüz rastlamadım diyebilirim.

Aslında sendika yönetiminin maaşını çalışanlar veriyor. Bu arkadaşlar işverenle flört etmese ve biz gerçek sendikacılık yapacağız diyebilse, haksızlıklarla mücadele edebilmeleri zor olsa da imkânsız değil.  Bunun yolu öyle kapılarda bağırıp çağırıp, işçiyiz güçlüyüz nidaları ile yeri göğü inletmek değildir. “Kabahat de gizli olmalı, İbadet de ”derler.  Bu sözün anlamı, “yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir. “Başkalarına gösteriş için yapılan hiçbir işten, davranıştan iyilik ve hayır beklemek mümkün değildir” anlamında kullanılır. Bu sözün argosu, havlayan köpek ısırmaz şeklinde günlük hayatımızda duyduğumuz bir sözdür.

Hani hatırlarsınız. Teknik A.Ş yöneticisi Çakar Hüseyin, Teknik A.Ş de çalışırken intihar eden bir meslektaşımızın cenazesinde şov yaparak, yapamayacağı eylemi söylemişti. O zaman bende ona karşılık olarak “çakacak adam söylemez çakar demiştim. Sonuç ne oldu, eylem sözde kaldı ve rezil oldu.

Çünkü;

Eylemini yapacak kişi, kurum veya kuruluş her neyse işte… Yaparız, ederiz, diyerek kimseyi korkutamaz. Yapacaksa anında yapar… İşverene süre vermek ise komik ötesi…Sendika konusu öyle bir hale geldi ki inanılmaz. İşveren isterse bir dahaki seçimde mevcut sendikaya yol verip, yerine bir başka sendikayı kazandırabilir hale gelebilir. Bunun gerçekleşebileceği bilen sendika’da bir daha ki seçimi kaybetmemek adına işverene bol bol taviz verir.

 Bu işin aslı sadece ve sadece delegelerin özgür iradelerini ile yapılacak seçimdir. Tabii ki bu tür seçimle göreve gelen  sendika yönetimine alışık olmayan işveren hiçbir şey yapamaz. Peki bu mümkün mü? 1980 öncesi mümkündü ama şimdi gerçekten bilemiyorum. Çünkü,sendikacılar gibi çalışanlarda değişti. Kuşak farklılığı olsa gerek…

Sevgili Hava-İş; Eylem veya iş yavaşlatma yapacaksanız sessiz sedasız,size güvenen ve gönül esaslı çalışan kesimle yapacaksınız ki, işveren tedbirini önceden alamasın. Siz bırakın sessiz kalmayı megafonla bağırıyorsunuz. 

Siz bağırınca işverenin korktuğunu ve eli kolu bağlı sizi seyredeceğini mi düşünüyorsunuz? 

Sendika çalışanlarını bu nedenle riske atmamalı, 305 olayını hatırlarsınız. O zaman eylem yapan kişilerin çoğu bilinçsizdi.

Sanki grev yapıyorlar gibi davranıyorlardı. Bende oradaydım ve birkaç kişiyi ancak uyarabildim. “Grev başladı abi diyorlardı bana…” Ancak Bay Hamdi adamlarına (!) eylemcilerin fotoğraflarını çektirdi ve sonra birim başkan ve müdürleri kendi çalışanlarını cımbızla çeker gibi bulup deşifre etmiş ve işten atmışlardı.

Gerçek sendika bileğinin hakkıyla ve sadece ve sadece çalışanların desteği ile göreve getirilirse (ki çok zor) İşte o zaman ne bağıracak ne çağıracak, sessiz şekilde eylemini gerçekleştirebilme ihtimali diğerine göre yüksek olacaktır.   Var mı öyle delikanlı sendika ve bilinçli toplum?

Yazdıkça yazasım geliyor… Şimdilik bu kadar yeterli.

AŞAĞIDAKİ BU BÖLÜM SADECE TEKNİK AŞ DEKİ ÇALIŞANLARI KAPSAMAKTA…

Sevgili Teknik A.Ş çalışanları, sizlerden aldığım duyumlara göre iş kıyafetlerinizden nefret ediyormuşsunuz. Benim anlayamadığım o kıyafetleri sizin temsilcileriniz yani dernek veya sendika seçmiyor mu?

Bizim zamanımızda iş kıyafet ve resmi uçuş elbiselerini sendika değil dernek seçerdi. Biz en az 18-19 sene hep kılık kıyafet komisyonlarında yer aldık ve dernek olarak arkadaşlarımıza iş kıyafeti, ayakkabı, uçucu ekipler için de resmi kıyafetleri biz seçtik. Şimdilerde nasıl yapılıyor bilemiyorum.

Erhan İnanç beyin dernek başkanlığı yaptığı zamanda pilotlarımız siyah elbise giyerlerdi Yani şimdiki lacivert elbiseler daha sonra yapıldı. O zamanlar bizim uçuşa veya göreve giden arkadaşlarımız sivil kıyafetleri ile gider sivil kıyafetleri ile gelirlerdi. Tabii ki yatı seferlerinde ekip olarak resmi kıyafetlerle uçağa inilip binilirken sivil bir şahsın (teknisyen) gümrük ve kontrollerden geçerken sorunlar yaşanırdı. Bu sorunlar derneğe iletilmiş ki Erhan İnanç Bey, işverenden siyah resmi elbise istemiş ama işveren sadece siyah kumaş vermişti. Tabii ki hal böyle olunca herkes ya kendi resmi elbisesini o zamanlar her mahallede olan erkek terzilerine dikiş parasını ceplerinden ödeyerek diktirdi ya da diktirmedi.

Bizler siyah resmi elbise ile uçuşlara giderken, uçuş işletme kokpit kıyafetlerini pat diye lacivert renge cevirdi. (kendilerinizi bizden izole ettiler)

İşte o zamanlarda ben ve arkadaşlarım derneğe aday olduk ve kazandık. İlk işimiz kılık kıyafet komisyonlarında temsil edilme hakkını aldık ve elbiselerimizi kendimiz değil ihaleyi yapan firmaya lacivert olarak diktirmiştik.

Sanırım 1986-87 yılları… Apoletler ve kollarınızda ki sırmalar o dönemlerde kabul edilip yapıldı. Ayakkabılar içinde aynı yine ihaleye giriliyor ve biz seçiyorduk. İşveren hiç karışmazdı. Erhan İnanç beyin UTED başkanlığından beri Eskişehir’de bir kuyumcuya yaptırdığımız gümüş brövelerimizi de altın kaplamalı olarak yaptırmaya başladık.

Hatta yine bir ihale günü personel müdürümüz rahmetli Yavuz Suyolcu ile birlikte genel müdürlüğe giderek ihaleye girdik. Kiğılı ve Sarar firmaları vardı diye hatırlıyorum. Yavuz bey, elbiseleri siz giyeceksiniz, bu nedenle kumaşı siz seçin diyerek kendini geri çekti. Ben de elbiseleri Altınyıldız kumaşından yapacağım diyen KIĞILI yı seçmiştim. Ayakkabı firmamızın ismini hatırlayamadım.

İhalenin ücret aşamalarında biz yoktuk. Bizim beğendimizin pazarlığını THY’nin yetkileri yapıyordu. O zamanlar Genel müdür makamında bizden biri olarak gördüğümüz Yusuf Bolayırlı Bey vardı.

Ben ve Yavuz Bey, ihalede kumaşımızı, dikecek firmayı ve ayakkabımızı seçtikten sonra ben Yavuz beyin kulağına “Abi ben gidebilir miyim seçimlerimi yaptım gerisini sen halledersin” dedim. O da “tamam Sefa sen git ben buradayım” dedi.

Ben hemen genel müdürlük binasından aşağıya indim, arabama binerek eve doğru yola çıktığımda Yavuz Bey beni aradı. “Sefa ihaleye Sevgi Gümüştekin girdi ve senin seçtiklerini yapacak olan firmayı değiştirdi” dedi. “Ya hemen geri gel ya da ben imzamı atmak zorunda kalacağım” dedi.

Ben tornistan anında geri dönüp Sevgi hanımla tartışmaya başladık. Bu arada Sevgi Gümüştekin o zamanın genel müdür idari yardımcısı idi.  Ben resmen onu suçlayıcı ve biraz da firmayı değiştirmekle bir avantajınız mı var tarzı söylemlerimden sonra bana bağırarak “çık git burdan” dedi. “Ben teknik adına buraya geldim ve siz beni buradan çıkartamazsınız” tartışmaları yaşanırken imza faslına gelindi. Yavuz beye aman abi sen sakın imza atma on dakika beklet dedim. Tamam dedi.

Genel müdürümüz Yusuf Bolayırlı beyin makamına geldim sekreteri beni tanıyordu ve Yusuf beyle mi görüşecekseniz dedi. Evet dedim ama sinirden ellerim titriyor… Yusuf Bey odasına beni alırken bu ne hal böyle dedi ve ben durumu anlattım. “Sevgi hanım sanırım diğer firma ile anlaşmış, bu işte şaibe var Yusuf Bey” diyerek genel müdür yardımcımız Sevgi Gümüştekini ihaleye fesat karıştırmakla suçladım.

Yusuf Bey bana “Sefa sen hemen evine git burada durma ben ilgileneceğim” dedi ve ben Yavuz beye durumu söyleyerek evime gittim. Ne oldu dersiniz? İhalelerde biz neyi seçtiysek o alındı.

Yusuf Bey sağ olsun Airlinehaberi takip eder. Çünkü Yusuf beyin çok yakından tanıdığı, ben ve birkaç kişi Airlinehaber’de yazıyor. Sanırım bu anımı paylaştığım için bana bozulmaz

Burada anlatmak istediğim konu, iş kıyafetiniz ve resmi kıyafetlerinizin seçimine sizler girmelisiniz. Kontrolü de siz yapmalısınız. ( Siz dediğim dernek veya sendika) İş kıyafetlerinde ve elbiselerde mutlaka DROP sistem ile çalışmalılar -. Çalışmıyorlarsa o firmaya ihaleyi vermeyin. Her beden herkese uymayabilir. Bu nedenle Prova yaptırtmanız lazım.

Elbiselerin ihalesini alan firma bir kaç gün hangara gelir ve tüm vardiyalarda ki uçuş elbisesini hak edenlerin ölçülerini bizzat alırdı

Siz giyeceksiniz o kıyafetleri, işveren değil… Bu nedenle seçimi siz yaparsınız ödemeyi işveren…

Geri

105
Kimler Neler Demiş?

1000

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Teknisyen

Balık baştan kokuyor sefa bey. Ülkende insana değer veriliyor mu ki şirketinde verilsin. Ezilmeye alıştık biz çoktan. Baskılardan muamelelerden okadar ezildik ki kıyafet aklımıza bile gelmiyor. Şirket için gerekirse mesai yazmadan mesaiye kalan adamlar varken şimdi kimse çaba gösterecek saygıyı sevgiyi azmi gösteremiyor. İnanın içimiz yanıyor bizimde. Böyle güzel bi ülkede böyle güzel bi meslekte böyle güzel bi şirkette elimizden geleni yapamadığımız için kahroluyoruz İnanın buna. Ahlak sahibi doğruluk sahibi insaf sahibi vicdan sahibi yönetici görmeyeli okadar uzun zaman oldu ki. Her seferinde elimizi kolumuzu kestiler kimi para için kimi terfi için kimide başka çıkarlar için. Güzel bir ortamda çalışmak… Devamını oku »

CS tech

Bunlar kıyafet değil “palyaço kostümü”. Teknik yönetimi bunu kasten yapıyor. Uçak teknisyenine karşı duydukları hazımsızlığın sonucu bu. Biliyorlar ki evrensel havacılık yasalarının yetkili uçak teknisyenine verdiği yetki ve sorumluluk sayesinde on binlerce uçak güvenli bir şekilde servise veriliyor. Kendileri bu sürecin hiç bir yerinde yer almıyorlar (form 4ler hariç). Egolarını tatmin etmenin tek yolu uçak teknisyeninin itibarı ile oynamak, dünya ortalamasının çok altında elde ettiği kazanca dahi göz dikmek. Ama az kaldı rüzgar eken fırtına biçecek. Küstürdüğünüz bu çalışanları kaçırmamak için çok tavizler vereceksiniz ve belki de çok sevdiğiniz o makamlarınızı.

Tech

Kesinlikle sonuna kadar haklısın kral , çok az kaldı , ama yüzleri kızarır mı ? Hiç zannetmiyorum

Noname

saçmalıyorsun, niye palyaço kostümü olsun? Sadece kalitesi düşük, konuyu nerden nereye bağlıyorsun git elini yüzünü yıka

Teknisyen

Kıyafetler düzelmeye başladı, palyoço kostümü dediğin başkanlığa göre renkli olanlardı sanırım. Evet haklısın, rezillikten başka birşey değildi.

Harranlı

Sevgili meslektaşım söylediğin her şeyde haklısın yazarken bile gülüyorum:) Ne ye az kaldı? Nereye gideceksiniz?Ne yapacaksınız? Söyleyin birlikte yapalım. Ama boş yapmayalım haydi uçağa şefin kızmasın!!!

Technıc hat

Her enflasyon zammı donemınde sendikadan mesaj gelırdı tis geregi bu 6 ayda su kadar alcaz diye. Bu ay gelmedi nedense bununda mı üstüne yatıcaklar.kılık kıyafeti bosver in ona gelene kadar ne dertler var.bi kepçe verilen yemekle 8 saat calıstırıyorlar.yemekhanecisi bile posta koyuyor hapishane yemekleri gibi yemekler için.deger verilmedikten sonra giydiğin tisort kalıteli olsa ne olur

Ulema Tek

İnsanların kılık kıyafetini çok önemlidir. Senin kılık kıyafetin ameleyi andırıyorsa karsı taraf sana ilk görünüm olarak sıfır puan verir ve önemsenmezsin. Yemekhaneci bir bakıyor ki bir dolu amele kılıklı herif ona göre davranıyor. Uçak sefere giderken oluşan bir arızada sen oraya yağlı paslı üstünden neredeyse düşecek gibi bir iş kıyafeti ile girmen farklı tertemiz ve düzgün kıyafetle gitmen farklıdır. İnsanlar kılık kıyafeti ile bir cemiyete girer ama şahsiyeti ile çıkar derler. Bizim baştan girişimiz yanlış kardeş

Aircraft Tech.

Çok doğru yemekhanecisi ayrı takımhanecisi depocusu safçısı guvenlik say say bitmez bizim sayemizde ekmek yiyen adamlar rica minnet sanki zorla iş yapıyor kışlada erbaş mıyım uçak teknisyeni miyim belli degil

TK’zede

Sendikayla birşey yapmakmı onu 6 kişi işten atılırken hiç kimse sesini çıkarmadan kuzu kuzu beklerken kaybettiler artık boş yere birşey beklemeyin şirkette sendikada istediği gibi at koşturur ne verirse onu alır ne verirse onu giyersiniz sistemin adamı olmaya devam ettiğiniz sürece hiç birşey alamaz aldığınızıda yavaş yavaş elinizden alırlar

thytjknk

sen naaptın kardeş, tekbaşına dursaydın yapsaydın eylemini sendikadan çıksaydın. hee bunları zaten yaptıysan ismini soyisimi yazmayada çekinmemelisin madem bu kadar cesursan da. Şunu söylemeye çalışıyorum,yaparlar ederler alırlar vermezler bunun birtek sen farkında değilsin. Herkes farkında. Fakat bunları buraya yazmak okuyan yöneticiye daha çok güç verir bastıkça basası gelir adamın. Belkide sen yöneticisinde personeli daha çok ezmeye çalışıyorsun.

Thytjknky

Ben nemi yaptım atılan o 6 kişiden biriyim senin gibilerin arkasında durduğum için atıldım ha pişmanmıyım değilim ben yanlış birşey yapmadım ama sen koyun olmaya devam et ancak burda atıp tutar sen ve senin gibiler

cahil cesareti

önce sağlama alip sonra çıksaydın keklik gibi ismini acik edip hedef olmak delikanlılık degil ahmaklık… geçmiş olsun..

Adam

Bir adam ciksa 200 C/S’in istifa dilekcelerinin kopyalarini ilker Aycinin önüne koysa ne sendika kalir ne dert ne tasa.Bunu yapamayan tk utansin.

Köleleştirilmiş Hakkı Gasp Edilmiş K Bir Teknisyen

Haftasonu bir haber okudum Bursa’da Turk Metal sendikası son yılların en büyük eylemlerinden birini yapmış. Enflasyon oranında zam vermek isteyen işverene bu enflasyonun gerçek olmadığını anlatmaya çalışıyoarlar. Bağıranlar çağıranlar vs derken dalıp gittim. Bu işler böyle olmak zorundamı diye. Bu işleri biraz takip ettiğin zaman ülkedeki enflasyonun ne kadar yalan olduğunu anlıyosun zaten ki sen koca koca şirketleri yöneten patronsun yada yöneticisin. Güzel abicim hiç mi vicdanınız sızlamıyor ya,yani enflasyon zam alırsak ülkenin gerisinde kalırız diyen işçi ye hayır kalmassın derken içinden geçen cümleler ne acaba nasıl soğutuyorsunuz içinizi? Bu kadar vicdansız yalan dolan dolu olmak zorundamısınız? HAVA İŞ HAK… Devamını oku »

....!

(Devam)

-Uted heralde kurulduğundan beri en yalaka, en hiç bişeye karışmaz, birleştiricilikten ve dernekçilikten uzak, pokerci, teknisyenlikten çok kendimci, sadece dergilerde görebildiğimiz, başka hiçbir faaliyet ve oluşum içinde olmayan dönemini yaşıyor. İnşallah aramızdan düzgün biri yönetime gelir ve Sefa abi zamanlarındaki gibi teknisyenin dayanağı olur. Teknisyenle uğraşmak yerine, dergi basmak yerine ele avuca dokunur bişeyler yap eyyy uted. Sanada verdiğim aidatlar haram olsun. Ne zaman arkamızda duracaksın? Bir kere basına mülakat verirken görmedik! Bir kere hangarlarda görmedik! Bak adamlar zamanında kıyafete bile karar veriyorlardı, siz? Anca ayda bir dergide önsöz yaz. Tebrikler!!

Tech

Uted de işveren tarafından kontrol ediliyor.o yuzden de uye kaybetmesine ragmen teknisyenin sorunlarını dile getiremiyor.

yarabbi

pushbackden teknisyenlige.. vizyona bak.. vizyona hepsi acaba bir yerden torpilim olurmu edasında bir guruh üye olmus acaba nasil bu meslekte kalifiye olurum yok.2 kelime ingilizce konuşamayan anlamayan adam ucakciyim diyordu ama milletin lisansına laf ediyor ne utanmazlik..

THY JOKEY TEKNİK AT BAKIM MÜDÜRLÜĞÜ

Uçaklara gelen yolcular tipimize bakıyor bu nasıl bir tip diyor kıyafet ayrı rezil biz ayrı reziliz adam usame bin ladin gibi geziyo etrafta. At hırsızı gibi dolaşıyor bazen diyorum bu kendine bakmayı bile bilmeyen gavatlara bu kıyafetlerin böyle olması az bile diye ama işte kurunun yanında yaş da yanıyor malesef

Ahmet Karskullukçu

Sevgili Sefa Kardeşim durup dururken geçmişin özlemi çekilmiyor,bunu söylerken bir elimiz yağda bir elimizde balda değildi.
Her şeyin başında insana değer vermek ve değerli olduğunun farkına varmak.
2000 binli yıllardan sonra Bu sadece Türkish Teknik veya THY.A.O.sorunu değil ülke genelinde olan bir sorun.
Biz 1970 sonlarında Sevgili Kadir Ural Ağabinin başkanlığında UTED yönetiminde iken bırakın uçuş elbisesini o zamanlar giydiğimiz haki renkte iş tulumlarının kumaş seçimi için THY teknikte Levazım birimin elanları ile
Sümerbank ın Konya Ereğli’de ki fabrikasına gidip kumaş seçiminde bulunmuştuk.
Dikim işini de yine Sümerbank yapıyordu..
Sözün özü:Yöneten ve yönetilen için önce insana değer vermek,sonrada değerli olduğunun farkına varmak.

THY JOKEY TEKNİK AT BAKIM MÜDÜRLÜĞÜ

Sevgili jokey arkadaşlarım kıyafetlerimiz çok güzel dana ne istiyorsunuz tam biz jokeylere yakışır kıyafet yaptırmışlar

Atına fısıldayan jokey

Yakında direk semer vuracaklar

MECH

Sağolsuar anket yapmışlar gittim baktım yeni yazlıklar muazzam özellikle semt pazarı Muhammed Salah formasına benzeyen tişört favorim

Pişkin müslümanlar

Türbe yeşili yapsınlar bu ara çok görmeye başladık