HEMEN SEVİNDİRİK OLUYORUZ(!)

HEMEN SEVİNDİRİK OLUYORUZ(!)

Ülkemiz çok yoğun ve hareketli günler geçiriyor. Politik yaşamdan ekonominin tüm dallarına, sosyal yaşamda tümüyle bir hareketlenme söz konusu… 
Sektörümüz de bu hareketlenmeden payını almış durumda. AtlasJet Havayolları’nın Isparta’ya yeniden seferlere başladığı 28 Mayıs günü Sayın Murat Ersoy ve Ulaştırma Bakanlığından üst düzey görevlilerin yanı sıra SHGM Genel Müdür Vekili Sayın Ali Arıduru ile beraber olma şansını elde ettim. AtlasJet Havayolları daha önce de Isparta’ya sefer açmış fakat doluluk oranının %30’larda kalması nedeniyle haklı olarak bu hattan çekilmişti. 28 Mayıs 2007 tarihinden itibaren tekrar bu hattı haftada 3 sefer olarak ve kombine bilet garantisi altında açmasının getireceklerini hep beraber göreceğiz.
.
Açılış töreninin ardından otele gelindiğinde, Lobide gelişen sıcak ortamda SHGM Genel Müdürümüz Sayın Arıduru ve Sayın Murat Ersoy’la ile karşılıklı eleştiri yüklü bir sohbete girdim. Konular, Ulaştırma Bakanımızın sözde başarıları, TÖSHİD’in siyaset kokan gazete ilanları ve SHGM’nin yeterliliği konularını içeriyordu. Sayın Arıduru, yazılarımda Sayın Bakana ve kendine haksızlık yapıldığını, göreve geldiğinden itibaren gece gündüz çalıştığını, bunlarında gündeme getirilmesine yönelik sitemkâr bir görüş belirtti.

Karşımızda hala Türkiye’yi ve Türk Sivil Havacılığını kabul etmeyen bir Avrupa ve onun kuruluşu EASAvarken Türk Sivil Havacılığı çağ atladı diyerek ABARTI lı beyanlar, ödüller, showlar yapmanın anlamı ne.Her zaman olduğu gibi hala kendimiz çalıyor kendimiz oynuyoruz hadi hayırlısı bakalım.

Sayın Genel Müdüre buradan bir daha sormak isterim; 28 Eylül 2003 tarihinde resmen faaliyetini başlayan EASA ya JAA’ ye tam üye olmamıza karşın şimdiye kadar niye giremedik, AB üyesi olmayanlarında yer alabildiği bu oluşumda neden yeterli bulunamadık.
Sayın Ali Arıduru EASA ya Temmuz ayında gireceğimizi belirtiyor(!). EASA için Kıbrıs Rum kesiminin vetosu bitecek mi dersiniz? Ne yaptınız, geçen zaman içinde ne gibi değişiklikler oldu da şimdi almayı düşünecekler. Siyasi olarak Rum kesiminin vetosu dışında sizi şu ana kadar zorlayan SHGM de yaşanan kadrolaşma, yer değişiklikleri, deneyimsizlik bittimi dersiniz?

9 Ocak 2007 tarihinde Irak’ta düşen Antonov-26 tipi uçakta, bildiğiniz üzere 29 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu konu ile ilgili birçok yazı, köşemde yer aldı. SHGM Genel Müdürü Sayın Ali Arıduru ile görüşmemde; uçağın sigortalı olduğunu ve Bakanlığımızın sorunun çözümü için Moldova yetkilileri ile görüşmeleri sürdürdüğünü bildirdi.
Kazanın sonuçlarının sıkı takipçisi olduğumuz ve elde ettiğimiz bilgilerin sitemizde sıklıkla yayınlandığı bilinir. Bu konuyu birkaç defadır köşemde gündeme getirdim. Verilmesi gereken tazminatları yazdım. Ne yazık ki, son durumu ve ölenlerin yakınlarının sigorta konusundaki açtıkları davaların seyrini Airporthaber’de okudunuz. Sayın Bakan Moldova ile görüşmelerini bitirememiş anlaşılan(!)

Kara kutu mu dediniz? Tabii ki onun açıklanmasına daha çok zaman var. Teknik olarak bir günlük zaman gerektiren kara kutu okuma olayı, her zaman olduğu gibi seneler sonra günün birinde gazetelerde küçük puntolarla yer alacak bir haberle açıklanacaktır. Lütfen sabırlı olalım(!) 

SHGM sitesini devamlı takip ederim. Bu sitede ve gazetelerde “Türk Sivil Havacılığının tarihi başarısı”başlıklı bir haber okudum; SHGM, ECAC yönetimine değil koordinasyon kuruluna girmiş.
AB’nin ve EASA nın bizi oyalama taktiği içersinde olduğu bu günlerde, başkanlığını Fransız Sivil Havacılık Genel Müdürü Michel Wachenheim’ın yaptığı 42 üyeli birliğin yönetim değil sadece koordinasyon üyesi olmuşuz. Bunun neresi tarihi başarıdır sormak isterim. Bizi hala EASA kriterlerine göre yeterli bulmayıp aralarına almak istemeyen Avrupalılar bence, yine her zamanki gibiÜlkemizi ümitlendirecek minicik bir gelişmeyle bizi sevindirik ederek tarihe geçirdi(!)

Şimdi tekrar soruyorum; Sayın bakanın sivil havacılık sektöründeki yüzeysel başarılarını bu Moldova uçağı zedelemedi mi? SHGM’nin SAFA ( Safety Assesment foreign Aircraft ) artışına rağmen kendi ülkemizden kalkış yapan bu yabancı uçağın en riskli bölge olan Irak hava sahasına giderken sigortasının olup olmadığı ya da yeterliliği bizi bağlamazmıydı? Bu, denetimsizlik ya da ilgisizlik değil midir?

Bazı havalimanı terminallerimizin fevkalade yapısına karşın, bölgesel havaalanlarımızın atıl durumda olanlarının açılmadan önce pistinin ve teknik donanımın yeterli hale getirilmeye yönelik çalışmalardan kaçınılması nasıl değerlendirilecektir.
Bu alanların modernizasyonunu, pist boylarını ve taksi route larını Devlet kaynaklarından yapamıyorsak, yap işlet devret mantığıyla, terminallerin yapım ve işletmelerini ihale ile verirken en azından yetersiz olan pistlerimizden birini de ilgili şartnameye koyarak yapılmalarını sağlamak ülke sivil havacılığına katkı sağlamazmıydı.

Ayrıca; yine SHGM’nin sitesinde “Basında Biz” isimli bir köşe var. SHGM ile ilgili tüm gazetelerde ve internet sitelerinde yazılan yazılar günlük, haftalık, aylık kriterlerine bakılmadan orada yer almış. Bu köşede yer alan yazıları okuduğumda hepsinin Bakan ve SHGM ye yönelik lehte yazılar olduğunu, Aleyhte yazılan hiçbir yazıya yer verilmediğini gözlemledim.
Sadece seçmece basına ve övücü yazılara yer vermek eleştiri yüklü yazılara yer vermemek “Basında Biz “ mi oluyor yani.

Gelelim biraz da THY’ye. Benim de hasbelkader hissedar olarak katıldığım ve en az 8 eleştiri yaptığım ve hesap sorduğum THY’nin son genel kurulunda divan tutanakları www.thy.com.tr isimli sitelerinde nihayet yayınlandı.
Sefa İnan sadece görüşlerini belirtti diye geçiştirmişler. Benim o genel kurulda yaptığım görüş belirtmek değil eleştirmek ve suçlamaktı, görüş belirtmek değil. Genel kurullarda konuşmalar ses kaydına alınır ve sonra bu bantlar çözülerek kayda geçer. Bu bandı okuyan yetkilinin ya kulağı sağır ya da yazarken kalemini tutanlar, engelleyenler, silenler olmuş sanırım.
Yine temenniler bölümünde söz alıp THY de bir daha kara cumaların yaşanmaması, kadrolaşmanın yapılmaması, deve olayı gibi Türk ve THY kültüründen uzak olaylarla prestij kaybına uğradığımızı söylemişken ve bunları tüm THY üst yönetimi duymuşken burada resmi tutanakta yer almaması ilginç ötesi hukuksuz bir davranış.

Kendi lehlerinde olan her şeyi genel kurul tutanağında belirten THY yönetimi, aleyhlerinde olanları yazmamayı tercih edip, demokratik anlayışlarını sergilemeye devam etmişler. Bir dahaki genel kurulda bu tutanakları imzalandıktan sonra alıp kendi köşemde yayınlayacağım. Çünkü, Halka açık olan bir şirketin ortaklarının, o genel kurulda yapılan tüm konuşmaları, eleştirileri, suçlamaları duymak ve bilmek hakları olduğunu düşünüyorum.

İyi haftalar. 

Etiketler: