Fişlemelere ve zorla emekliliklere devam. Emek Görülüyor Mu?

Fişlemelere ve zorla emekliliklere devam. Emek Görülüyor Mu?

Değerli Okurlar,

Yeryüzünün sanırım en büyük sorunu ve insanlığın en büyük imtihanı adalettir. Adalet duygusu vicdanlarda başlar, kanunlar ve yasalarla tanımlanmaya çalışılır ama vicdanları rahatlatmayan bütün kararlar vicdanlarda hükümsüzdür. İnsanları hala bu asırda fişlemek, dedikodu ve yalan yanlış tevatürlerle kapının önüne koymak doğru bir uygulama değildir. Bu insanlar yıllarca okuyup emek verip bu kapılardan büyük zorluklarla geçerek, büyük çaba ve gayretle iş sahibi oluyorlar. 

Toplu sözleşme masalarından medet uman on binlerce emekçi, kaygı ve endişeyle süreci bekliyor. En az 5-6 oturum boş boş idari maddelerle geçiştirilir. Bu da nerden baksanız 1 ay demek. Sonra ücret konusu en sona bırakılıp, pazarlığa sunulur, akabinde yenilik diye her zaman işçinin aleyhine teklifler sunulur. Neticede sendika ve yöneticilerini ne kadar köşeye sıkıştırıp sözleşmeden hak koparılsa kardır. Bu da üst yönetime yaranma gerekçesi olacaktır. 

Personelinin hala yemek, servis otopark gibi basit meselelerine çözüm üretmeden, lokasyonlar arasındaki mevcut vardiya sisteminin değiştirilememesi, yıllardır uçucu personel için taahhüt edildiği halde belirli prosedürel hususların düzenlenememesi geçmişten günümüze yaşanan sıkıntılar. Jump seat konusu da dahil gereken yapılamadı. Sendika üyeye, üye sendikaya, işveren sendikaya, sendikaların işverenlere güvenmediği bir ilişki ağı gözlemleniyor. 

Havacılık şirketleri büyüyor, yetişmiş ve tecrübeli eleman ihtiyacı gittikçe de artıyor. Dışarıda çok daha iyi şartlarda iş bulma imkanları mevcut.  Belki aidiyet ve prestij açısından bir bağlılık duyulsa da mevcut sıkıntılardan kaynaklı bağlılık maalesef ki oluşmuyor.  

Umarız halden anlayan, vicdan ile hareket eden birileri çıkar ve bu süreci çok da uzatmadan bitirir. Bugün sadece gelir vergisi sorununu çözerek enflasyonun üzerine biraz refah payı ile bile insanları mutlu edebilirsiniz. Kimse zaten eski zam oranlarını beklemiyor.  Biraz iyi niyet ve biraz elinizi taşın altına koyup çalışanlarınızı bu sisteme karşı korumanız yeter. Ne kadar zam alınırsa alınsın yılın ikinci yarısında herkes %27’ye girmiş oluyor.  Bugünkü tabloda vereceğiniz zam oranı tahminlerinin bile altına düşüyorlar. Her yıl maaşları bir yıl geriden takip etmiş oluyorlar. 

Buyurun 2026 yılı güncel vergi dilimlerine bakalım;

%15, %20, %27, %35 ve %40 olmak üzere 5 farklı oranda hesaplanıyor. Güncel gelir vergisi oranları 2026 verilerinde esas alınan oranlar sabit kalırken, gelir limitleri her yıl bir önceki yılın Yurt İçi Fiyat Endeksi üzerinden yeniden belirleniyor. 

Buyurun 2026 vergi dilimlerine bakın;

Yıllık geliriniz 190 bin TL’ye kadar ise vergi oranınız %15

400 bin TL’ye kadar ise 190 bin TL’lik kısmı için 28 bin 500 TL, üzerindeki tutarlar için %20

1 Milyon TL’ye kadar ise 400 bin TL’lik kısmı için 70 bin 500 TL, (ücret gelirlerinde 1,5 milyon TL’ nin 400 bin TL’si 70 bin 500TL) üzerindeki tutarlar için %27

5,3 milyon TL’ye kadar ise 1 milyon TL’lik kısmı için 232 bin 500 TL, (ücret gelirlerinde 5,3 milyon TL’nin 1,5 milyon TL’si 367 bin 500 TL) üzerindeki tutarlar için %35

Daha yüksek tutarlarda ise 5,3 milyon TL’lik kısım için 1 milyon 737 bin 500 TL, (ücret gelirlerinde daha yüksek tutarlarda 5,3 milyon TL’lik kısım için 1 Milyon 697 bin 500 TL) üzerindeki tutarlar için ise %40 olarak hesaplanır.

Şimdi bu tabloya göre %27 altındaki bir zam bile ocak ayı maaşının altında yaşamak değil midir? Şu tabloya göre yüzde kaç zam verirseniz insan gibi yaşama şansları olacak. Ne olur bunları göz önüne alarak karar verin. Bu adamlar masaya yıl sonuna kadar maaşlarından en az %27 ile oturuyorlar. Buna bir çözüm bulmanız gerekmiyor mu?

Emek gerçekten görülüyor mu?

Artan iş yükü, değişen operasyonel koşullar ve yüksek sorumluluk karşısında çalışanların beklentisi aşırı değil; adil, sürdürülebilir ve insani bir denge. Ücretlerin enflasyon karşısında eridiği, sosyal hakların günün gerisinde kaldığı bir tabloda artık sonuçlar belirleyici. Bu yüzden masadaki her başlık müzakereden ziyade bir güven testi.

Benzer bir güven kırılması DHMİ maaş promosyon ihalesinde de yaşanıyor. Ortaya çıkan rakamlar, ekonomik bir anlaşmadan çok, emeğe verilen değerin sorgulanmasına neden oluyor. Ülkenin hava trafiğini 24 saat ayakta tutan, yüksek sorumluluk altında çalışan bir kadronun yarattığı maaş hacmi ve bankaların buradan elde ettiği kazanç ortadayken, sunulan teklif “yok sayılma” hissi yaratıyor. Rekabetin göstermelik kalması, yıllardır aynı sonuçların çıkması ise serbest piyasa iddiasını boşa düşürüyor. Rekabet yoksa, kaybeden yine çalışan oluyor.

Her iki süreçte de ortak bir çizgi var: Eleştiri bir zorunluluk. Çünkü emekçi susarsa sorunlar çözülmüyor, problemler normalleşiyor. Ancak eleştirinin yanında umudu diri tutan bir duruş da var. TİS sürecinde çalışanlar, 5 Şubat’taki toplantının niyetlerin somutlaştığı bir eşik olmasını bekliyor. Promosyon meselesinde ise sendikanın hukuki ve idari yolları açıkça ortaya koyması, “bu iş burada kapanmaz” demenin karşılığı oluyor.

Unutulmaması gereken gerçek şu: İster toplu iş sözleşmesi olsun ister promosyon, mesele bir lütuf değil. Bu süreçlerin tamamı, çalışanların yarattığı ekonomik ve kurumsal değerin karşılığıyla ilgilidir. Sadaka değil, saygı talep ediliyor.

Özellikle bayrak taşıyıcı havayolumuzun büyümesi ve hava trafiğinin aksamadan yürümesi çalışanların omuzlarında taşınıyor. Bu gerçek görmezden gelinirse, başarı hikâyeleri yerde çatlamaya başlar. Ama doğru adımlar atılırsa, bugün eleştirinin yükseldiği bu başlıklar yarının güvenini inşa eden kırılma noktalarına dönüşebilir.

Eleştiri yüksek, beklenti net:

Daha adil, daha şeffaf ve emeği merkeze alan bir düzen. 

Hepinize sağlık ve huzur dolu bir hafta diliyorum…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 2 saat önce

    Bıktık EYT lilerden. İş yapmıyorlar, iş seçiyorlar. İş veriliyor, yapmivam yetişmez diyor, hopp iş baskasinda (bakınız C2 ekibi).Basteknisyenler söz geciremiyor yada kolluyorlar onları nede olsa her iki basteknisyende EYT li. Bide onların yardımcıları var, ayarcıyım diye dolaşıyor ortada, heyecandan ne yapacağını bilmiyor (C1)(benim müdürle aram iyi,ben şunu tanıyorum, ben olacağım basteknisyen diyo dolaşıyor.). B1 ekibi ayrı güzel. Basteknisyen elini işten çekmiş, yardımcısı yapmaya çalışıyor işleri, onunda eli ayağı ayrı dolaşıyor. B2 bastek yeni yardımcısı heyecanlı ama iş yaparlar(iyi sayılırlar). A2 bastek yeni uğraşıyor kendi kendine birşeyler yapmaya, yardımcısı ooo, bakkala salmazsın ama oda yardımcı işte. A1 bastek en kötüsü yalanlar küfürler havalarda uçuşuyor. Yardımcısı heyecandan stresten kanser olacak. Bide becerebilse neyse. Olması gerekenler basteknisyen olmalı, olacaktıda ama çok dürüst ve doğrucu olunca yapmadılar sanırım. Kısaca ESB HAT BAKIM

    Cevapla
    • 1 saat önce

      ayarci hey canli ha

      bakkal ciragi hk

      eyt prof mg

      telase memuru nk

      egoman öa

      haydo yt

      Cevapla