2033’e Aynı Pistten Uçuyorlar: THY ve İstanbul Havalimanı’nın Büyük Büyüme Sınavı

2033’e Aynı Pistten Uçuyorlar: THY ve İstanbul Havalimanı’nın Büyük Büyüme Sınavı

Değerli okurlar,

Türk havacılığının önümüzdeki yıllarını değerlendirirken artık Türk Hava Yolları ile İstanbul Havalimanı’nı birbirinden ayrı iki yapı olarak ele almanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Çünkü bugün önümüzde duran tablo basit bir havayolu büyümesi değil.

Bir tarafta 2033 yılında 813 uçaklık filoya ve 171 milyon yolcuya ulaşmayı hedefleyen Türk Hava Yolları, diğer tarafta bu büyümenin merkez üssü konumundaki İstanbul Havalimanı var. THY bununla da yetinmeyerek 2036 için çıtayı 1.000 uçak ve 210 milyonun üzerinde yolcuya yükseltmiş durumda.

Benim açımdan asıl dikkat çekici olan ise iki kurumun büyüme takvimlerinin giderek birbirine bağlanması.

THY İstanbul Havalimanı olmadan bu ölçekte büyüyemez.

İstanbul Havalimanı da THY’nin küresel transfer ağı olmadan planlanan kapasitelere aynı hızla ulaşamaz.

Kısacası 2033 yolculuğunda biri uçağın motoruysa, diğeri pistidir.

92,6 milyondan 171 milyona

Önce Türk Hava Yolları tarafındaki tabloya bakalım.

THY 2025 yılında yaklaşık 92,6 milyon yolcu taşıdı. 2026 hedefi ise 100 milyon yolcu sınırına ulaşmak. Buna karşılık 2033 hedefi 171 milyon yolcu.

92,6 milyon yolcudan sekiz yılda 171 milyon yolcuya ulaşmak, kabaca yıllık yüzde 8’e yakın bileşik yolcu büyümesi anlamına geliyor.

Üstelik mesele daha fazla yolcu taşımak değil.

Daha fazla uçak gerekiyor.

Daha fazla pilot ve kabin ekibi gerekiyor.

Daha fazla bakım kapasitesi, ikram kapasitesi, kargo alanı, park pozisyonu, terminal kapasitesi ve yer hizmeti gerekiyor.

THY’nin 2033 planındaki 813 uçaklık filo hedefi de zaten bunun fiziksel karşılığı.

THY’nin uzun vadeli planında yeni nesil uçakların filodaki oranının 2033’te yüzde 90’ın üzerine çıkarılması da öngörülüyor. Böylece büyümenin yakıt verimliliği ve operasyon maliyetleriyle birlikte yönetilmesi amaçlanıyor.

Gelir tarafında da hedef küçük değil.

THY’nin uzun vadeli stratejisinde yıllık gelirin 50 milyar doların üzerine çıkarılması ve uluslararası uçuş ağının daha da genişletilmesi öngörülüyor.

İşte tam bu noktada İstanbul Havalimanı devreye giriyor.

THY 171 milyon yolcu taşıyacaksa İstanbul ne kadar büyüyecek?

Burada özellikle altını çizmek istediğim teknik bir ayrım var:

THY’nin 171 milyon yolcu hedefi ile İstanbul Havalimanı’nın yolcu sayısı doğrudan karşılaştırılabilecek rakamlar değildir.

THY’nin rakamı havayolunun bütün uçuş ağında taşıdığı yolcuyu ifade eder.

İstanbul Havalimanı’nın rakamı ise terminalden geçen toplam yolcu sayısını gösterir.

Ancak iki rakam arasındaki ilişki son derece güçlüdür. Çünkü THY’nin küresel ağının kalbi ve transfer sisteminin merkezi İstanbul’dur.

2025 yılında İstanbul Havalimanı yaklaşık 84,44 milyon yolcuya hizmet verdi. Heathrow ile Avrupa liderliği arasındaki fark sadece yaklaşık 40 bin yolcuya kadar indi.

2026’nın ilk altı ayında ise İstanbul Havalimanı’ndan geçen yolcu sayısı 39 milyon 922 bin 113 olarak gerçekleşti.

DHMİ’nin güncel projeksiyonunda İstanbul Havalimanı’nın 2026’da yaklaşık 89 milyon, 2031’de ise 100 milyonun üzerinde yolcuya ulaşması öngörülüyor.

İGA tarafında açıklanan yakın dönem hedef de 2026’da yaklaşık 90 milyon yolcu.

Ancak bundan sonrası çok daha önemli.

Çünkü İstanbul Havalimanı’nın mevcut terminal altyapısında kapasitenin 120 milyon yolcuya çıkarılmasına yönelik yatırımlar yürütülüyor. Dördüncü ana pistin de 2026 içinde devreye alınması planlanıyor.

Ve uzun vadede proje bunun da çok ötesinde.

İstanbul Havalimanı’nın nihai master planı 6 pist ve yaklaşık 150-200 milyon yıllık yolcu kapasitesine kadar genişleyebilecek bir altyapıyı öngörüyor.

Burada çok önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekiyor:

200 milyon rakamı 2033 için açıklanmış kesin yolcu tahmini değildir.

Bu, İstanbul Havalimanı’nın tüm fazları tamamlandığında ulaşabileceği nihai fiziksel kapasiteyi ifade ediyor.

Dolayısıyla “İstanbul Havalimanı 2033’te 200 milyon yolcuya ulaşacak” demek bugünkü verilerle doğru olmaz.

Asıl soru ise,

2033’e geldiğimizde İstanbul Havalimanı bu 200 milyonluk nihai kapasitenin ne kadarını kullanıyor olacak?

Bence bütün tartışmanın kilit noktası burada.

Benim 2033 için üç İstanbul senaryom

2026 için yaklaşık 89-90 milyon yolcu seviyesini başlangıç kabul ettiğimizde İstanbul Havalimanı’nın 2033 trafiği için üç temel senaryo oluşturabiliriz.

Senaryo Ortalama yıllık büyüme 2033 İstanbul Havalimanı yolcusu
Temkinli %3 Yaklaşık 109-110 milyon
Ana senaryo %5 Yaklaşık 125 milyon
Güçlü büyüme %7 Yaklaşık 143 milyon

Bunlar İGA tarafından açıklanmış resmi 2033 tahminleri değil; mevcut trafik, açıklanan 2026 hedefi ve farklı büyüme oranları üzerinden yaptığım senaryo hesaplarıdır.

Ve bana göre bu tablo çok şey anlatıyor.

Temkinli senaryo: 110 milyon

Jeopolitik sorunların devam ettiği, dünya ekonomisinin daha yavaş büyüdüğü, uçak teslimatlarının aksadığı ve havayollarının kapasite artışlarının sınırlı kaldığı bir ortam düşünelim.

İstanbul Havalimanı yıllık ortalama yüzde 3 büyürse 2033 civarında yaklaşık 110 milyon yolcuya gelir.

Bu durumda planlanan 120 milyonluk terminal kapasitesi önemli ölçüde yeterli olacaktır.

THY yine büyür; fakat büyüme temposu daha kontrollü gerçekleşir.

Bu, en rahat altyapı senaryosudur.

Ancak Türk havacılığının bugün ortaya koyduğu hedeflere bakınca benim ana beklentim bu değil.

Ana senaryo: 125 milyon

Bana göre üzerinde en fazla durulması gereken senaryo bu.

İstanbul Havalimanı 2026’dan sonra yıllık ortalama yüzde 5 büyürse 2033 yılında yaklaşık 125 milyon yolcuya ulaşabilir.

Ve işte o zaman kritik eşik ortaya çıkıyor.

Çünkü bugün somut olarak konuşulan ikinci faz terminal kapasitesi 120 milyon yolcu.

Yani trafik 125 milyona giderse yeni kapasite yatırımlarının 2033’ten önce devreye alınması gerekir.

Başka bir ifadeyle THY’nin 813 uçağa doğru ilerlemesi, İstanbul Havalimanı’nın üçüncü ve sonraki büyüme adımlarının takvimini öne çekebilir.

Bence önümüzdeki yedi yıl içinde en fazla konuşacağımız konulardan biri bu olacak.

Güçlü senaryo: 140 milyonun üzeri

Bir de İstanbul’un küresel transfer merkezi rolünün tahminlerden daha hızlı büyüdüğünü düşünelim.

THY 171 milyon yolcu hedefini yakalar…

AJet büyür…

Çin ve Asya pazarında frekanslar artar…

Kuzey Amerika, Afrika ve Latin Amerika bağlantıları genişler…

Yeni yabancı havayolları İstanbul’a gelir…

Turizm güçlü kalır…

Ve transfer yolcu oranı büyümeye devam eder.

Bu durumda İstanbul Havalimanı’nın yıllık ortalama yüzde 7 civarında büyümesi teorik olarak 2033’te yaklaşık 143 milyon yolcu anlamına gelir.

İşte böyle bir senaryoda 120 milyonluk kapasite kesinlikle ara durak haline gelir.

150 milyon ve sonrasında 200 milyon kapasiteye uzanacak master plan yatırımlarının daha erken hızlandırılması gerekir.

813 uçak aslında İstanbul Havalimanı için de bir kapasite kararı

THY’nin filo siparişlerine havayolu açısından bakmanın bu nedenle eksik olduğunu düşünüyorum.

Her yeni geniş gövdeli uçak İstanbul’a yeni bir uzun menzilli bağlantı potansiyeli demek.

Her yeni dar gövdeli uçak İstanbul’u çevre ülkelerden ve Avrupa’dan besleyecek daha fazla frekans demek.

THY’nin büyümesi, İstanbul Havalimanı açısından daha yoğun hub dalgaları anlamına geliyor.

Sabah yüzlerce uçağın gelip kısa süre içerisinde tekrar dünyanın farklı noktalarına kalkması gerekiyor.

Bu nedenle geleceğin gerçek kapasite tartışması terminalin kaç milyon yolcu kaldırabileceği değildir.

Pist kapasitesi…

Taksi süreleri…

Park pozisyonları…

Bagaj sistemi…

Pasaport kontrolü…

Transfer güvenlik noktaları…

Yer hizmetleri…

Kargo…

İkram…

Teknik bakım…

Ve İstanbul şehir merkezine ulaşım kapasitesi aynı anda büyümek zorunda.

İstanbul Havalimanı’nda 17 Nisan 2025’te başlatılan üçlü bağımsız pist operasyonu bu yüzden önemli bir kilometre taşı. DHMİ’ye göre İstanbul bu sistemi Avrupa’da uygulayan ilk havalimanı oldu.

Dördüncü ana pist yatırımı da aynı denklemin devamı.

Dünya artık İstanbul’u sadece büyük bir havalimanı olarak görmüyor

Bence İstanbul Havalimanı’nın geldiği noktayı anlatan en önemli veri yolcu sayısı bile değil.

Bağlantı gücü.

ACI Europe’un 2025 raporunda İstanbul, küresel hub bağlantısında Frankfurt’u geçerek dünyada birinci sıraya yükseldi.

2019’a kıyasla İstanbul’un hub bağlantı gücündeki artış yüzde 59 seviyesinde.

ACI bu performansın arkasında açık şekilde Türk Hava Yolları’nın büyümesini, İstanbul’un Avrupa-Asya-Afrika arasındaki coğrafi avantajını, mevcut havalimanı kapasitesini ve Türkiye’nin havacılık politikasını gösteriyor.

Bir havalimanını büyük yapan dünyayı birbirine ne kadar güçlü bağladığıdır.

İstanbul bugün Londra, Paris, Amsterdam ve Frankfurt ile yarışmıyor.

Dubai ve Doha modeliyle de doğrudan rekabet ediyor.

Ve İstanbul’un bu yarışta çok önemli bir avantajı var: THY’nin olağanüstü geniş coğrafi besleme ağı.

Yolcu kadar önemli ikinci savaş: Kargo

Bir başka boyut da kargo.

THY’nin İstanbul Havalimanı’ndaki yeni yatırımlarında SmartIST’in ikinci fazıyla yıllık kapasitenin 4,5 milyon tona ulaşması planlanıyor.

Aynı yatırım programında büyük ölçekli ikram, geniş gövde motor bakım, eğitim, veri merkezi ve operasyon altyapıları da yer alıyor. Yalnızca uçak almak yerine uçağı havada tutacak bütün ekosistem büyütülüyor.

Bence THY’nin 2033 stratejisinin en önemli ama kamuoyunda en az konuşulan tarafı da bu.

813 uçak satın alabilirsiniz.

Ama 813 uçağı zamanında uçuracak pilotunuz, teknisyeniniz, motor bakım kapasiteniz, ikram sisteminiz, kargo altyapınız ve hub operasyonunuz yoksa o uçak sayısının hiçbir anlamı kalmaz.

THY artık bunun yatırımlarını yapıyor.

Fakat 2033 yolunun önünde ciddi riskler var

Bu hikâyeyi iyimser rakamlarla okumayı da doğru bulmuyorum.

Birincisi, uçak üreticilerindeki teslimat sıkıntıları.

THY yönetimi 2026’da açık şekilde uçak teslimat gecikmeleri, motor sorunları ve bazı komponent tedarik problemlerinin büyüme planlarını etkilediğini ifade etti.

İkincisi jeopolitik riskler.

İstanbul coğrafi konumunun avantajını kullanıyor; fakat aynı coğrafya Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu krizleri ve hava sahası kapanmaları açısından da riskli.

Üçüncüsü küresel talep.

171 milyon yolcuyu taşımak için 813 uçağa sahip olmak yeterli değil. O koltukların sürdürülebilir fiyatlarla doldurulması gerekiyor.

Dördüncü risk ise bence İstanbul Havalimanı’nın kendi başarısından kaynaklanabilir:

Çok hızlı büyümek.

90 milyon yolcunun işletildiği bir hub ile 130-140 milyon yolcunun işletildiği bir hub aynı değildir.

Bir noktadan sonra mesele terminal büyüklüğünden çıkar ve milimetrik operasyon yönetimine dönüşür.

2033 aslında son durak değil

THY’nin yaptığı son açıklamalar bize ayrıca başka bir şey söylüyor.

2033 artık tek başına final hedefi değil.

2033’te 813 uçak ve 171 milyon yolcu kilometre taşının ardından 2036’da 1.000 uçak ve 210 milyonun üzerinde yolcu hedefliyor.

Bu nedenle İstanbul Havalimanı’nın 2033 sonrasındaki kapasitesi bugünden planlanmak zorunda.

Çünkü THY gerçekten 1.000 uçağa doğru ilerliyorsa İstanbul Havalimanı’nın 120 milyonluk ikinci faz kapasitesi geçici bir eşik olacaktır.

Nihai projedeki 150-200 milyonluk kapasite o zaman kâğıt üzerindeki bir mühendislik rakamı olmaktan çıkar, operasyonel bir zorunluluğa dönüşür.

Benim 2033 tablom

Bugünkü verileri önüme koyduğumda şahsen şöyle bir tablo görüyorum:

THY:
2025: 92,6 milyon yolcu
2026 hedefi: yaklaşık 100 milyon
2033: 171 milyon yolcu / 813 uçak
2036: 210 milyonun üzerinde yolcu / 1.000 uçak

İstanbul Havalimanı:
2025: yaklaşık 84,4 milyon yolcu
2026 hedefi: yaklaşık 89-90 milyon
2031: 100 milyonun üzeri
2033 temkinli senaryo: 110 milyon
2033 ana senaryo: yaklaşık 125 milyon
2033 güçlü senaryo: 140-145 milyon
Yakın dönem terminal kapasitesi: 120 milyon
Nihai proje potansiyeli: 150-200 milyon yolcu ve 6 pist

Bana göre bu rakamların anlattığı sonuç son derece açık.

THY büyüdükçe İstanbul Havalimanı büyümek zorunda.

İstanbul Havalimanı büyüdükçe THY’nin dünyaya açılabileceği alan genişliyor.

Bu nedenle 2033’ü Türk Hava Yolları’nın 100’üncü yılı olarak görmemek gerekiyor.

2033 aynı zamanda İstanbul’un Dubai, Doha, Londra, Frankfurt, Paris ve Amsterdam karşısında küresel havacılıktaki gerçek ağırlığının ölçüleceği yıl olacak.

Soru sormak gerekirse bence,

813 uçaklık bir Türk Hava Yolları’nın oluşturacağı dev trafik akışını İstanbul Havalimanı ne kadar kusursuz yönetebilecek?

Çünkü o gün geldiğinde yarış artık uçak sayısında olmayacak.

Pistleri, terminali, transfer sistemini, kargoyu, bakımı, teknolojiyi ve yüz milyonlarca yolcunun hareketini tek bir sistem halinde yönetebilmekte olacak.

Eğer bu iki büyüme planı aynı takvimde başarıyla buluşursa, 2033’te ortaya çıkacak yapı daha büyük bir Türk Hava Yolları veya daha büyük bir İstanbul Havalimanı olmayacak.

Ortaya çıkacak şey, İstanbul merkezli yeni bir küresel havacılık ekosistemi olacak.

Tüm havacılara güvenli ve huzurlu bir hafta dilerim.

Görüş ve önerileriniz için: Mevlüt Zor / mevlutzorr@gmail.com

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir