Değerli Okurlar,
Osmanlı döneminde Anadolu’da bir vilayette Müslüman tüccar ile Ortodoks bir tüccar arasında anlaşmazlık çıkar, bunun üzerine kadıya hüküm vermesi için giderler. Kadı Müslüman tüccarı da Ortodoks tüccarı da ayrı ayrı dinler. Netice itibari ile gönlünden keşke Müslüman olan haklı çıksaydı diye geçmesine rağmen hüküm ve esaslara göre gayrı müslimin haklı olduğunu söylemek zorunda kalır. Daha sonra vicdani açıdan taraf olmasının kendisinde yarattığı huzursuzlukla uzun bir süre kıvranıp durur. Her ne olursa olsun, vicdanım adaletin olduğu tarafta olmalıydı ama ben taraf tuttum diye kendinde büyük bir suçluluk duyar. Gidip Ortodoks tüccardan helallik diler. Bu yüce ahlak ve adalet duygusundan çok etkilenen Ortodoks’un hiç hesapta olmamasına rağmen Müslüman olmasına vesile olur. Kendini bu ahlakla sorgulayan ve içinden taraf tuttuğunu düşünen kadının da hem büyük sevaplar kazanmasına hem de vicdanında beraat etmesine vesile olur.
Özetle adalet duygusu gelişmemiş toplumlar ve düzenler çürümeye ve çökmeye mahkumdur. 1 Mayıs işçi bayramını işçiye 1 günlük resmî tatil izni ile onların üzerimizdeki haklarını ve vebalini ödeyemeyiz. Adalet ilahidir. Nisa suresi 58. Ayette ‘’Şüphesiz ALLAH (c.c) size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor’’ inandığımız değerle bu kadar apaçık belirtilmesine rağmen maalesef buna tepeden aşağıya kadar uymuyoruz. Her konuda yerliliği ve milliği övünerek öne çıkardığımız ülkemizin kanunlarının da yerli milli olması ve kendi değerlerimizle örtüşen, özellikle düşük gelirli ve geçimini emeği ile kazandığı ücretle sağlayanları koruma üzerine olması gerekmez miydi?
Medeni Hukuk (özel hayat, evlilik, miras vb. İsviçre). Ceza Hukuku İtalya. Ticaret Hukuku Almanya ve Fransa, İdare Hukuku (Devlet yapısı, kamu yönetimi) büyük ölçüde Fransız ve Amerika, Borçlar Hukuku çoğunlukla İsviçre’den, Gelir ve kurumlar vergisi sistemi ve Katma Değer Vergisi (KDV) büyük ölçüde Almanya ve kısmen Fransa etkisi Avrupa modelinden, dolaylı vergiler (ÖTV benzeri yapılar) ise hem Avrupa hem de kısmen ABD uygulamalarından etkilenerek düzenlenmiştir. Yani kanunlarımızın büyük bir oranı ithal sistemlerden ve onların değerlerinden esinlenerek hazırlanmış ama yerli ve milli açıklarla daha da içinden çıkılmaz hale getirilmiştir. Daha da acısı kendi koyduğu kurallara kendi uyan modelleri, kendi ülkemizde kendi koyup, kendi delen bir düzene geçirmişiz.
Düşük gelirliler korunarak, orta gelirin çoğaldığı bir ülkede yoksulluktan bahsedemezsiniz. Ama üst tabakayı koruyan ve besleyen bir sistemde onlar zenginleştikçe orta tabakada çöker ve düşük tabaka çoğalıp, herkes yoksullaştıkça da fakir ve yoksul bir ülkeye dönersiniz. Vergi sisteminin dengeli bir toplumun oluşmasına, ticaretin ve sermayenin ahlak ve adalet düzeninde olması gerekir. Bugün dünyanın başına bela olan ABD’nin 1773’te İngilizlerin çıkardığı Çay Yasasıyla getirilen ağır vergilerle ayrıcalıklara ve adaletsizliğe karşı isyana neden olduğunu hatırlatmak isterim. Boston Tea Party olayı ile koloniciler gemilerdeki çayları denize dökerek başlattıkları protestolar daha sonrasında büyük siyasi krizlere ve ardından da özgürlük ve bağımsızlık savaşına neden olduğu unutulmamalıdır.
Vergi kanunlarının karmaşık oluşu, sürekli torba kanunlarla sistemin kendiyle çelişkili hale gelmesi, büyük holdinglerin baskıları ve vergiden kaçınmaları, kanunların vatandaştan çok üst tabakaya teşvik ve ayrıcalıklı krediler sunması krizi daha da derinleştiriyor. İşçiden %40 yakın vergi alan, buzdolabından, televizyonuna, kasabından, manavına kadar tüm temel ihtiyaçlardan KDV’si ÖTV’si diye diye yüksek miktarda vergi kesen sistemin, elmas çıkarandan %2 ile 10 arasında vergi alıp, ayrıca KDV istisnası uygulaması, elmas alandan da ÖTV almaması doğru mu?
Kayıt dışı ekonomiyi tespit edemeyen ama sağlık giderleri içinde SGK’nın karşılamadığı parası vergisiyle ödenmiş ilaç var diye beyanı iade eden ve üstüne %40 üzerinde vergi cezası uygulayan bir sistem, ülkenin dev futbol kulüplerinin yüzlerce milyon liralık vergi borcunu uzlaşma kurullarında %10 kadar düşürüp, devleti %90 vergi kaybına uğratmasına ne diyeceğiz. Kamu giderlerinin karşılanması için toplanan bu vergilerin harcandığı yerlerinde sorgulanması gerekir.
Ezilenlerin ve hakları verilmeyenlerin nefes alabildiği, vergide ve çalışma hayatında daha güzel günleri görebilme umuduyla tüm emekçilerin işçi bayramını kutluyor, hepinize sağlık, huzur ve mutlu bir hafta diliyorum…









