Malezya merkezli düşük maliyetli havayolu AirAsia X, Körfez bölgesinde artan jeopolitik gerilimler nedeniyle Bahreyn’i kıtalararası merkez haline getirme planını yeniden gözden geçiriyor. Şirket, Şubat ayında açıkladığı projeyle Bahreyn’i Güneydoğu Asya dışındaki ilk büyük merkezi olarak konumlandırmayı hedefliyordu.
Plan kapsamında Bahreyn’in, Güneydoğu Asya, Avrupa ve Afrika arasında aktarma noktası olarak kullanılması ve beşinci özgürlük modeliyle uzun menzilli uçuşlara ev sahipliği yapması öngörülüyordu. Bu doğrultuda merkezde 100’e kadar uçağın konuşlandırılması planlanmıştı.
Ancak İran, İsrail ve ABD arasında devam eden gerilimlerin bölgeyi istikrarsız hale getirmesi, planın uygulanabilirliğini zora soktu. Bahreyn hava sahasının zaman zaman kapatılması ve güvenlik endişeleri, merkezi kısa vadede operasyonel açıdan riskli hale getirdi.
Londra Seferi Savaş Şartına Bağlı
Bo Lingam, AirAsia X CEO’su, Kuala Lumpur–Bahreyn–Londra Gatwick hattının 26 Haziran 2026’da başlatılmasının planlandığını açıkladı. Ancak Lingam, seferin yalnızca savaşın sona ermesi halinde kesinleşeceğini ifade ederken, uzun sürecek bir çatışma durumunda operasyonun akıbetine ilişkin net bir değerlendirme yapmaktan kaçındı.
İstanbul Alternatif Merkez Olarak Öne Çıkıyor
Bölgedeki belirsizlikler, AirAsia X’i uzun mesafeli genişleme stratejisini yeniden şekillendirmeye yöneltti. Şirketin “B planı” kapsamında Avrupa operasyonları için İstanbul’un alternatif merkez olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
AirAsia X’in, Avrupa’ya yönelik aktarma bağlantıları için bir Türk havayolu ile iş birliği arayışında olduğu ifade edilirken, bu kapsamda Pegasus Hava Yolları ile olası bir ortaklık ihtimali gündeme geliyor. Pegasus’un İstanbul Sabiha Gökçen merkezli geniş Avrupa ağı, bu stratejide önemli bir rol oynayabilir.
AirAsia X’in geçtiğimiz yıl Kuala Lumpur’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na başlattığı seferler de bu yönelimin ilk adımları arasında değerlendiriliyor.
Stratejik Planlar Jeopolitik Gelişmelere Göre Şekilleniyor
Havayolu şirketinin Bahreyn merkezli büyüme planı, bölgedeki jeopolitik gelişmelere bağlı olarak belirsizlik taşırken, İstanbul’un Avrupa’ya açılan yeni bir kapı olarak öne çıkması dikkat çekiyor. Şirketin önümüzdeki dönemde hem rota ağını hem de ortaklıklarını bu doğrultuda yeniden yapılandırması bekleniyor.









