Çalışanlar Geçim Savaşı Veriyor!

Toplu Sözleşmede Kritik Eşik!

Değerli Okurlar, 

Ülkemizde asgari ücret tespit komisyonu ve tespit biçimi henüz tartışma konusuyken açıklanan zam oranı maalesef gerçek enflasyon karşısında çok yetersiz ve zayıf kaldı. TÜİK’in açıkladığı son altı aylık enflasyon oranı bile, ortaya çıkan rakamların gerçekten ne kadar uzak olduğunu ve toplumdan kopuk bir ekonomik politikanın sürdürüldüğümün ispatı haline geldi. Sektörümüzün öncü kuruluşlarının da başlayan toplu sözleşme süreçleri ile ilgili sessizliği ister istemez çalışanlarda gerginlik ve soru işaretleri ile kaygıya neden oluyor.

Öncellikle önceki yazımla ilgili aldığım birçok geri dönüşte özellikle ana zam oranı taleplerinin her iki sendikanın ortak bir akılla oluşturması gerektiğini, en azından taleplerin güçlenmesi bakımından çokça önemsendiğini gördüm. Neticede aynı işverenden farklı muamele beklemek hata olur. Herkesin kendi odak iş grupları için farklı taleplerini masada tartışmasının yanı sıra aynı zam oranlarında diretmeleri faydalarına olacağı gibi gereksiz bir rekabet ortamını da ortadan kaldırmış olacak.

Peki kâr payı konusundaki ucu açık ve sözleşmelerin sona erebileceğinin ön görüldüğü tarihlere kadar erteleme stratejisi karşısındaki hazırlığınız nedir? Size masada bunlar sunulduğunda nasıl bir politika izleyeceksiniz. Bunu alabileceğiniz zam oranlarına eklemek kâr payı adı altında size bildirilen rakamları mümkün olduğunca ücretlere yansıtmanız daha faydalı olmaz mı? Sonuçta bir ya da iki maaşı 12 aylık zam ve ikramiye payına bölündüğünde zam oranı olarak alınması ilerleyen süreçlerdeki ücret dengesi açısında daha karlı olabilir. Ayrıca tek seferde alınan toplu ücretin gelir vergisi açısından da dezavantajı göz ardı edilmemeli.

Henüz yetki tespiti süreci doğrultusunda tamamlanmamış hatta geciktirilmiş görüşmeler bir an evvel başlatılarak süreç hakkında üyeleri doyurucu bir bilgilendirme yapılması gerekir. Hiç değilse taslak konusu olan talepleri ve masaya taşıyacağınız gündemleri onlarla da paylaşarak bir nebze olsun bilgilendirme sürecini geliştirerek daha sağlıklı iletişim kurabilirsiniz. Toplu sözleşme süreçlerinin en sancılı yanı, doyurucu bilginin verilemeyerek kapalı kapılar ardında ketum şekilde sürdürülmesidir ve bu durum emin olun herkesi ziyadesi ile rahatsız edecektir.

Açıklanan son altı aylık enflasyon %12,19 dolayısıyla bu rakamların üzerine minimum %50 oranında bir refah payı konsa bile %18-19 civarı bir zam oranı ortaya çıkıyor. Bu oranlarında günümüz ekonomik koşullarında raflardaki zamlara, ev kiralarındaki artışlara yetmesi mümkün değil. O yüzden masaya taşınacak ücret zammı oranı büyük önem arz ediyor. Bunu da cılız bir ses yerine bence iki sendika hazır iki ayrı konfederasyon olarak bağlantılarını birleştirerek işvereni daha yüksek rakamlara ikna edebilirler.

Tarafımıza ulaşan eleştirilere istinaden çalışanları sürekli yeni yeni uygulamalarla kayıplara uğratmaya engel olacak şekilde, konuyu dikkatle, iki taraflı dinleyerek bir iş birliğinin yapılandırılması ve ortak mücadelenin sürdürülmesi son derece önemli. Sonuçta sendikalar üyelerinin hak ve menfaatleri korumak ve güçlendirerek refahı arttırmakla yükümlü. Böylesi kutsal bir sorumluluğu ehil eller samimiyet ve güçlü bir gayretle taşımalıdır.  Üyelerinizi sahada dinlemeniz, seslerine kulak vermeniz ve sorunlarına karşı duyarlılık gösterip gerekli girişimlerde bulunmanız gerekiyor. Yoksa sadece sözleşmeden sözleşmeye masada fotoğraflar verip, tarafınıza sunulana gerekli incelemeyi yapmadan hemen rıza gösterip ortaya gerçek bir mücadele ruhu ile sarılmazsanız size olan güven ve itibar zedelenir.

Bu dönemler tüm sendika organlarına ortak bir mücadele ruhu ile hareket etme ve üyeleri ile güçlü bağlar kurabilme fırsatı verir. Bugüne kadar bu konuda her iki tarafta aidat sendikacılığı ile itham edildi. Üyelerle gönül bağı kurulamadı, gerekli desteği ve ilgiyi sunamadılar. Çoğu zaman taleplerden kaçıp, sorunları örtbas edip, başkaca gerekçelerin arkasına sığınıldı. Sendikacılık bazı aç gözlü çıkar ve menfaat güdüsüyle hareket eden, derdi maaşı, arabası ve sendikanın bağlantıları ile işverenlerle olan gücünü kullanmak olanlara terk edildi. Üzülerek söylemeliyim ki sosyal medya sendikacılığı ile kimsenin gözünü boyamak ya da karnını doyurmak mümkün olmuyor. Umarız bu uyarıları dikkate alıp size hak ettiğiniz bir toplu sözleşme sunarlar.

Hepinize sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hafta diliyorum.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir