Rekor Büyüme Tamam, Peki Sürdürülebilir mi?

Rekor Büyüme Tamam, Peki Sürdürülebilir mi?

Değerli okurlar,

Türkiye havacılığı bu hafta itibarıyla bize tek bir şey söylüyor: Artık “büyüyor muyuz?” yada “nasıl büyüyoruz?” sorusunu sorma aşamasındayız.

Rakamlar parlak, projeler büyük, hedefler iddialı. Ancak her yüksek irtifa uçuşu gibi, bu yükseliş de dikkatli bir kokpit yönetimi gerektiriyor.

Savunma ve havacılık ihracatının 10 milyar doları aşması, ilk bakışta alkışlanacak bir başarı. Hele ki motor teknolojileri gibi “en zor ligde” 2,95 milyar dolarlık siparişten söz ediyorsak, bu artık basit bir sanayi başarısının ötesinde önemli bir eşiğin aşılmasıdır.

Ancak burada durup düşünmek gerekiyor:

Bu ihracatın ne kadarı kalıcı, ne kadarı konjonktürel?

Türkiye havacılığı için asıl sınav, bu rakamları tek seferlik başarılar olmaktan çıkarıp, marka değeri ve teknoloji derinliği olan bir yapıya dönüştürmek olacak. Aksi halde yüksek ihracat, düşük katma değer tuzağına düşme riski barındırır.

THY Yatırımları: Doğru Vizyon, Doğru Zaman mı?

Türk Hava Yolları’nın 100 milyar TL’yi aşan altyapı yatırımı, net biçimde şunu söylüyor:

Türkiye, havacılığın bütün ekosistemini yöneten bir merkez olmak istiyor.

Bakım-onarım, kargo, ikram, eğitim ve dijital altyapıya yapılan bu yatırımlar, İstanbul’u Doğu ile Batı arasında bir “hava lojistik üssü” haline getirme hedefinin önemli bir parçası.

Ancak burada da kritik bir denge var:

Küresel yolcu talebi dalgalanırken, jeopolitik riskler artarken ve havayolu kârlılıkları baskı altındayken bu ölçekte yatırımlar, kusursuz bir talep ve risk yönetimi gerektirir.

Yanlış zamanlama, doğru projeyi bile zorlayabilir.

Jeopolitik Gerçeklik: Havacılık Cam Fanusta Değil

İran uçuşlarında yaşanan iptaller, bize bir kez daha şunu hatırlattı:

Havacılık sektörü ne kadar teknolojik olursa olsun, coğrafyadan ve siyasetten bağımsız değildir.

Türkiye’nin avantajı, bu kırılgan coğrafyada çok yönlü bir denge ülkesi olması.

Dezavantajı ise, bu dengenin her an bozulabilme ihtimali.

Dolayısıyla Türkiye havacılığı, jeopolitik risk okuması güçlü, esnek ve hızlı karar alabilen bir yapı olmak zorunda.

Dijitalleşme En Kritik Başlık

Belki de haftanın en az konuşulan ama en önemli gelişmesi, sivil havacılıkta dijitalleşme hedefleri.

Çünkü bugün dünyada havacılık rekabeti artık uçak sayısıyla kazanılmadığı gibi veri, yapay zekâ, trafik yönetimi ve operasyonel verimlilikle kazanılıyor.

Türkiye burada doğru bir kapıyı aralıyor.

Bu sürecin başarıya ulaşması için dijitalleşmenin sahadaki operasyonlarda, pilot eğitiminde, hava trafik kontrolünde ve bakım süreçlerinde gerçek karşılık bulması gerekiyor.

Asıl Risk Nerede?

Türkiye havacılığı için en büyük risk, başarı sarhoşluğu olabilir.

Rakamlar yükselirken yapısal sorunlar gözden kaçarsa;

büyüme hızlanırken verimlilik, insan kaynağı ve sürdürülebilirlik ihmal edilirse, bugün alkışlanan tablo yarın sorgulanabilir.

Türkiye havacılığı bugün güçlü, iddialı ve özgüvenli.

Her karar, her yatırım, her rota;

küresel rekabet, jeopolitik dalga ve ekonomik gerçeklerle uyumlu olmak zorunda.

Eğer bu denge doğru kurulursa, Türkiye küresel havacılık liginde kalıcı bir oyuncu olabilir.

Aksi halde yüksekten uçmak, sert iniş riskini de beraberinde getirir.

Tüm havacılara güvenli ve huzurlu bir hafta dilerim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir