Bu sorunların muhatabı kim?

Bu sorunların muhatabı kim?

Sivil Havacılığımız 2002 yılından bu yana gerçekten doludizgin gidiyor. Sayın Bakanın “Bir gün herkes uçacak” demesiyle start alan bu büyüme eski sorunların yanı sıra yeni bir takım sorunları da beraberinde getiriyor.

THY’den başka Ticari Hava taşımacılığında yer alan Özel havayolu şirketlerimizin önünde bu günkü sorunlarının yanı sıra Sivil Havacılığa gereken önemin verilmediği senelerden kaynaklanmış bir takım sorunları da var.

“Bir gün herkes uçacak” demekle veya “Uç Türkiye’m Uç” söylemleriyle hallolamayacak bu alt yapı sorunlarına şöyle bir göz atalım isterseniz. Her zaman yazmışımdır alt yapısız bir büyüme, gerçek bir büyüme değildir. Günü kurtarmaya yönelik çözüm arayışları ilerisi çok iyi görünen bu sektörü korkarım ki, bir gün çalışamayacak hale getirecektir.

Hep beraber bugünkü manzaraya bir bakalım isterseniz, bugün Ülkemizde yer alan ileriyi düşünmeden yapılmış birçok pist var. Bu pistlerin çoğunun boyu, eni, kullanışlığı ve zemini Sivil Havacılık sektörüne uygun değil.

Kahraman Maraş, Elazığ, Adıyaman, Siirt, Urfa, Sivas, Edremit vb. gibi meydanlarda dönüş cebi yok. Ağrı ve Muş ise ağır Uçakların inmesine uygun değil. Yani uçaklar indikten sonra geriye dönemiyor veya Push-Back talep etmek zorunda kalıyorlar. İstanbul gibi uluslararası bir meydan bile kısa tek piste kalmış ve herhangi bir kırım durumunda uçaklar inemeyecek durumda.

Düşünüyorum da, sen onlarca havayolunun ticari faaliyetine onay vereceksin sonrada bu düşülen duruma çare bulamayacaksın ve üstüne üstlük, “Sivil Havacılığımız her geçen gün doludizgin ilerliyor” diyeceksin. Avrupalı şirketler Ülkemizde iç hatlar yapacaksa, bizde onların iç hatlarında uçarız diyecek kadar iddialı beyanatlar vereceksin( sanırım meydanlarımızın uçuş zorluğuna güveniliyor).

Bu eksikliklerin yanı sıra hepimizin bildiği Hava Meydanlarımızda olması gereken Seyri sefer cihazlarının ve ILS Sisteminin eksikliği de cabası tabi. Herkes kış aylarında korku dolu anlar yaşıyor. Aslında bu eksiklikler öyle çok büyük maliyetli uygulamalar değil ve bunları DHMİ’nin yapması gerekiyor. Mesela bir Meydanın Dönüş cebi 100.000 USD ye yapılabilir. 10 meydanımızda bu uygulama yapılsa 1.000.000USD tutar ki, sektörel bazda çok ufak rakamlar bunlar.

DHMİ bu parayı vermeyip, Şirketlerde başlarının çaresine bakmak için Sayın Bakandan bu dönüş ceplerinin veya havaalanlarının modernizasyonunun acilen yapılması sözünü alacaklarına, o meydana inecek ve dönecek uçaklar arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Şöyleki, THY, RJ serilerinden sonra bu sorunlu meydanlara inmek için uçak seçerken sanırım Teknik ve donanım gibi önemli detaylar yüzünden A–319’ları tercih edecek gibi görünüyor.

Bu uçaklar THY için uygun görünse de o saydığım meydanlara inip, kendi kendine dönemeyecek manevra kabiliyetinde. Mutlaka, Push-Back uygulaması istenmesini gerekli kılıyor.. Buda, THY’ye para ve zaman kaybına mal olacaktır ya da THY tercihini masraflar ve zaman kaybı açısını göz önüne alınarak Bombardier veya Embraer’den yana kullanacak. Yani, ticari yapılanmasına göre değil, meydana göre uçak belirlemek durumunda kalacaktır.

Özel havayolu şirketlerimizden AtlasJet milyon dolarlar harcayarak Bombardier’den uçak alıyor. İktidarın sözleri ve söylemleri doğrultusunda yapılan bu yatırımların sonuçsuz kalmaması için bu tür şirketlerin desteklenmesi gerekmektedir. Madem meydanları kullanılabilir hale getiremiyorsunuz, o halde meydana göre uçak alan şirketleri kollayın.

Tüm Havayolu şirketlerimizin, DHMİ’nin, SHGM’nin Ulaştırma Bakanlığına bağlı olduğu düşündüğümüzde, yanlışın ve eksikliğin kimden kaynaklandığı görülmekte. Sayın Bakana buradan seslenmek istiyorum. ÇOK MU ZOR bu geç kalmış alt yapı çalışmalarını yapabilmek.Ülkemize yakışacak Modernizasyonu sağlamak.

Bazen de düşünüyorum, mesela THY yi Özelleştireceklerine DHMİ’yi ve SHGM’yi özelleştirseler daha uygun olmaz mı diye. Versinler DHMİ’yi, TAV a, Bağlasınlar Yönetimsel olarak da SHGM’yi, EASA ya veya FAA’ e, bakın bakalım sorun kalıyor mu?

SHGM diyince, bir anda aklıma geldi. Sen, Sivil Havacılığın en büyük otoritesinin başına Sivil Havacılıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir Bürokratı getireceksin ve bu Bürokrat da, Havayolu şirketlerinin Profesyonel ve işi bilen deneyimli Yöneticileriyle beraber çalışacak, onları denetleyecek,yanlışlarını bulacak hatta ceza kesecek..

Olmaz tabiî ki böyle bir şey. olsa, olsa teoride olur. Fiiliyatta ise O yöneticiler o Genel Müdürü yönetir ve kendi isteklerine göre yönlendirir. Bundan da kimsenin haberi bile olmaz, Ruhu bile duymaz. Sonunda da SHGM değil Denetim mekanizması, uyum merkezi olur bir anda.

Sonuç olarak, Ülkemizde Sivil Havacılığın büyümesini ve Şirketlerimizin Avrupa standardına gelmesini istiyorsak öncelikle elbirliği ile Alt yapıdan kaynaklanan sorunların çözülmesi şarttır. Devlet olarak bu projelere aktarılacak kaynak yoksa her zamanki gibi yap işlet sistemini kullanmak da mümkündür.

Aksi takdirde, bu alt yapı eksiklikleriyle Tüm Şirketlerimizin işi çok zor görünüyor. THY gibi, Dünya liginde oynayacağım gibi iddialı beyanatlar veren bir Şirketin Main Base’si, Atatürk Havalimanı gibi her an Tek ve üstelik kısa bir piste kalabilecek bir Meydan. Gerisini siz düşünün artık.

Saygılarımla.

 

Geri
Etiketler:

Kimler Neler Demiş?

1000

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.