THY GREV’İ 2015 OCAK AYINA KADAR SÜREBİLİR VE HAVA-İŞ TE OLASI KOALİSYON HESAPLARI

21 Ekim 2013 Pazartesi

THY çalışanlarının her geçen gün ilgisini çekmeye devam eden sendika konusu, Hava-İş in olağan genel kurulu için delege seçimleri ile devam ediyor. İktidardaki yönetime muhalif olan gruplar çalışmalarına hummalı bir şekilde devam ederken kafama yatmayan ve iktidardaki yönetimin bilinçli yaptığını düşündüğüm bir çok seçim oyunlarına dikkat çekmek istiyorum.

Eskiden delege seçimleri yapılmadan önce, hangi iş yerlerinde ve hangi tarihlerde delege seçimi yapılacağının yanı sıra iş yerlerinde kaç delege çıkartılacağı önceden ilan edilirdi. Bu seneki delege seçimlerinde her nedense işyeri delege seçimlerinin ne tarihleri nede kaç delege çıkartılacağı belirtilmemiş.  Örneğin; Uçuş işletme, İzmir,  İst Anadolu, THY Genel Müdürlük ve THY Eğitim delege seçimlerinin tarihleri hala bilinmemekle birlikte ilgili işyerlerinin delege sayıları da net değil. Bu davranış biçimi herne kadar yasaldır bilemem ama, etik olmadığı ve farklı hesaplar içerdiği kesin.

Malum günümüzde kazanmak için her yol mubah sayılıyor. Etik değerler, adil olma, teamüller gibi önemli unsurlar rafa kalktı. Önemli olan seçimi kazanmak denmeye başladı. Günümüzde, seçil de nasıl seçilirsen seçil mantığı doğrultusunda bir dolu atraksiyonlar yapılmakta olduğunu sizler gibi bende gözlemliyorum.

Bu seçim hesapları sadece sendikalara mahsus da değil.

Örneğin;  Suriye’den ülkemize mülteci olarak gelenler için 600.000 sayısı telaffuz edildiğini sizlerde duymuşsunuzdur. . Bu 600.000 kişinin seçimlerde Türk vatandaşı yapılıp oy kullandırılacağı söyleniyor. Bu ne kadar etikse, sendikanın yaptığı delege seçimlerindeki bazı kuralsızlıklar da, o derece etik sayılır. Madem ithal vatandaşlarımız olacak delegelerimiz neden olmasın?  Bu işlerin artık çivisi çıktı, bir hırstır gidiyor. Bu nedenlerle ben yapılacak sendika yönetim seçimleri bittiğinde yazılacak çok konu çıkacağından eminim.

Bu nedenle sendika genel kurulunda ithal delegelere hazırlıklı olmak lazım. Her zaman yazdığım üzere, bir seçimde gücü elinde tutan iktidar yönetimi, her zaman için %30 avantajlıdır.

Şimdi de gelelim mevcut sendika yönetimine bir soru sormaya;

Bilindiği üzere, Uçucu Ekiplerin 36 saat Dinlenme Hakkı Sendika yönetimince açılan Dava Sonucu Yargı Yolu İle Geri Alındı. (Yargıtay kararı henüz alınmadı) Kısaca henüz tam olarak netleşmedi.

Sevgili Hava-İş yönetimi;

Biz eski havacıların 07-029 yönetmeliği olarak bildiği ancak daha sonra THY işvereni tarafından PR.01.70.007 SAYILI Prosedür olarak kabul edilen ve çalışanlar arasında Rev.3 olarak anılan bu yönetmeliğin, ilk defa 2012 Eylül ayında ihlal edildiğini ve yerine SHGM tarafından çıkarılan SHT6A-50 ye atıfta bulunan maddeler eklendiğini ve bu yapılanın tek taraflı bir değişiklik olmasının yanı sıra, Toplu İş Sözleşmesindeki karşılıklı imza atılan kazanımlara ters olduğunu iddia ederek mahkemeye başvurduğunuzu söylüyorsunuz.

Ayrıca; Bu ihlal edilen madde için 2012 Temmuz ayında dava açıldığını iddia ediliyorsunuz. Benim anlayamadığım, 2013 yılında, THY ile sizin aranızda yaşanan yargı savaşında yıldırım hızında karşılıklı davalar sonuçlanmışken, 2012 yılında açıldığı iddia edilen mahkeme bu güne kadar sonuçlanmamasını ilginç bulmakta ve bu davanın, mahkemece bitiriliş tarihinin, sendika genel kuruluna denk gelmesinin oldukça şaşırtıcı olduğunu belirtmek isterim.

Sendika yönetimine bu konuda sorulacak birkaç sorum olacak;

1-Bu davanın metnini ve açıldığı tarihi <www.havais.org.tr> da bulamadım. Umarım mail adresime bu mahkeme başvurusunu yollarsınız. Tabii ki ben de bu belgeyi okurlarıma yayınlarım.

Bu davanın açıldığı tarihi öğrenmek istememin nedeni, 2012 yılından itibaren bu ihlale sessiz kalıp, toplu iş sözleşmesini bekleyip beklemediğiniz ve bu davanın sonucunun tam sendikanın olağan genel kuruluna denk getirip getirmediğinizi anlayabilmek içindir.

2- Bu madde, yani işverenin tek taraflı sendikanın olurunu almadan değiştirdiği ve bunun yerine SHT6A-50 geçerli kabul ettiği tek taraflı uygulama, madem mahkeme aracılığı ile çözülebilecek bir dava konusu idi.

O halde, neden Toplu iş sözleşmesi maddesi olarak, olmazsa olmaz diyerek işverenin önüne çıkardınız?

Değerli okurlarım; Bizim adalet sistemimiz de gittikçe ilginçleşiyor. Örneğin; 305 arkadaşımızın işten çıkarılması nedeniyle açılan işe iade davaları, Yargıtay 7.Hukuk dairesi tarafından işçi haklı görülerek kazanılırken yine aynı Yargıtay’ın 22.dairesi tarafından bazen işçi haklı bazense işçi haksız olarak görülüp sonuçlandı Hani, lahana turşusu ve perhiz özdeyişimiz gibi.

Sendika tarafından 200 civarında mahkeme açıldığını düşündüğümüzde ve bu davalardan Yargıtay süreci dâhil henüz 75 civarında kazanım sağlanmış. Davaların 50 tanesi ise Yargıtay’ın 9.Hukuk dairesinde netice bekler durumda. Bakalım Yargıtay 9.Hukuk dairesi kimi haklı bulacak?  Aynı konu ve aynı kanunlara karşın, Yargıtay’ın farklı hukuk dairelerinden alınan farklı neticeler. İlginç değil mi?  

Kazanılan davalar neticesinde,  işe iade verilip işveren tarafından işe başlatılmayıp tazminat ödenen arkadaşlarımız, 15.000 ile 150.000TL civarında tazminata hak kazanmışlardır. (Tabii bu rakamlar kıdemlerine göre değişiyor) İşveren bu rakamları mutlaka ödemiş ve ödeyecektir. İşveren zaten bu işten çıkartılmaların sonucunda mahkemelerin mutlaka işçi lehine karar vereceğini düşünerek bu ödemeleri hesaplayarak işçiyi atıyor. Kısaca, işveren için sürpriz değil.

Az kalsın unutuyordum. Delege seçimlerindeki bitmiş delege seçimlerine ve henüz delege seçimlerinin yapılmadığı bölgelerdeki delege kazanım tahminlerime göre bu genel kurulda, mevcut yönetime karşı birKOALİSYON yapılanması çıkabilir.

Bu arada Gökkuşağı grubunun başkan adayı Bahadır Altan’ın işçi komitesi ile birlikteliği illa ki başkan ben olacağım şartını ileri sürmeden devam etmekte.  Gökkuşağı-Emek ve İşçi Komitesi gruplarında birleşme için ilk şartın, hiçbir adayının illaki ben başkan olmalıyım iddiasında bulunmaması şartına bağlı olduğu söyleniyor.    Olası bir koalisyon, muhalefet grupları arasında oluşur diye düşünsem de, kapalı kapılar ardında neler döner bilemem. Her an her şey olabilir.

OLASI AYÇİN KAZANIMINDA NELER OLABİLİR

Hava-İş in mevcut yönetiminin genel kurulda olası bir kazanımı, mevcut grevin 2015 yılı ocak ayına kadar sürdürebileceğini de gösterir. Bu durumda THY’nin filo planlaması çerçevesinde büyümesi ve personel alımı sekteye uğrar. Bir ikinci olasılık ise, Hava-İş in mevcut yönetiminin, olası bir genel kurul kazanımında, grevi toplu iş sözleşmesini imzalayıp da bitirebilmesi veya toplu iş sözleşmesini imzalamadan tek başına grevi sonlandırabilmesi de mümkün.

Ancak THY grevin bitmeyeceğini gördüğünde, filo büyümesi ve filo büyümesi paralelinde eleman ihtiyacını gideremeyeceğinden, THY’deki sendikalı personelin ¾ ünü sendikadan istifaya veya bir başka sendikaya geçişini isteme olasılığını göz ardı etmeyelim. THY yönetimi bu olasılığı kullanmaya kalkar ve ¾ sendikalı çalışanı istifa ettirirse grevin bitmesi için mahkemeye başvurup grevi kaldırtabiliyor.

Kısaca bu olasılıkların hepsini üyelerin ve onları temsilen oy verecek olan delegelerin iyi anlaması ve verdikleri oyun değerini bilmeleri gerekir. Benim görevim tüm topluma her türlü olasılığı sunmak ve özgür iradeye saygılı olmaktan öte gitmez.

Aslına bakacak olursanız, kişisel olarak 24 senelik bir yönetimin değişmesi gerekir diye düşünenlerdenim. Ancak bu düşüncem, bunlar gitsin de kim gelirse gelsin olarak düşünülmemelidir. Sendikacılık amatör bir ruhla yapıldığında anlamlı olur. Yönetimlerde uzun süre kalmak, yıpranmayı ve işçiden uzaklaşmayı da beraberinde getirecek ve temiz amatör duygunuz, profesyonelliğin sert ve acımasız yapılanmasına mağlup olacaktır.

Geçen genel kurulda, mevcut yönetimin bir oyla (tartışmalı) iktidarını sürdürmesi beni çok şaşırtmıştı.  Bunun üstüne muhalefetin olağanüstü genel kurul için yeterli delege imzası toplamasına karşın genel kurulun tekrar toplanmamasını da bana kimse anlatamaz. Toplumu temsil eden delege,” Hodri Meydan” çektiğinde bundan kaçmayı da kabullenemem. Ancak siz bu topluma hizmeti amatör değil profesyonel yapınızla sürdürüyorsanız mesele yoktur.

Sendikacılığı profesyonel duygular eşliğinde yapmaya kalktığınızda, delege avcılığı, seçim sistemindeki boşluklardan faydalanma, menfaat birlikteliği gibi yanlışların içine girmiş olursunuz. Kısaca bu bir hazım meselesidir. Kişiseldir.  Sonuç olarak; SENDİKACILIK BİR MESLEK DEĞİLDİR.

NOT/ Kaçırılan pilotlarımızın nihayet evlerine dönmüş olmalarına çok sevindiğimi belirtmek isterim. Ailelerine kavuşan pilotlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ancak bu kaçırılma olayında pazarlıkların yapılması vesonuçta kaçıran tarafın istediklerine erişmiş olmasıbu tarz eylemlerin ilerde de yaşanabileceğini düşündürüyor. Umarım ilgililer ve bilhassa THY yönetimi bu tür ülkelere yapılan seferlerde çok daha dikkatli olmalılar. Her hafta bu köşede ve sosyal medya araçlığı ile sıcak tutmaya çalıştığım bu kaçırılma olayı, umarım ilk ve son olur.

Etiketler: