SİVİL HAVACILIĞIMIZIN BİLİNMEYENLERİ VE ATLASJET PİLOTUNDAN ZEHİR ZEMBEREK BİR İLETİ.

SİVİL HAVACILIĞIMIZIN BİLİNMEYENLERİ VE ATLASJET PİLOTUNDAN ZEHİR ZEMBEREK BİR İLETİ.

Airlinehaber yayına başlayalı, henüz üç ayı geçmediği halde; beklentimizin üstünde takipçi sayısına ulaştık. Bildiğiniz gibi, yaz aylarında haber siteleri fazla ziyaretçi bulamaz. Buna karşın gördüğümüz ilgi bizi sevindirdi. İlginize teşekkür ederiz. Yerli haberler aynı anda onlarca haber sitesinde çıktığından, siz değerli okurlarımıza, genelde yabancı haberleri tercüme edip sunmaya çalışıyoruz.

Airlinehaber.com’da Eylül ortalarından sonra çok daha kaliteli haberler ve yorumlar bulacağınızdan şüpheniz olmasın. Haber sezonumuz başlıyor…

Değerli okurlarım;

Airlinehaber sitemizin ana sayfasına baktığınızda, Eylül ayının 22’sine kadar kalacak ödüllü bir sorumuz olduğunu görmüşsünüzdür. 

Sorumuz şöyleydi:

“Yeni ISTANBUL Havalimanı’na, teknik olarak, yılda 150 Milyon yolcu ve 1.500.000 uçak inebilir mi? Bunun hesaplaması nasıl yapılır? Bir meydandaki Pist ve meydan kolaylıklarını artırdığımızda, inip/kalkan uçak miktarı artar mı? Bu miktarın optimumu nedir? Dünya’da uçak/yolcu kapasitesi en yüksek meydan hangisidir? Örneğin, 2 pisti ve 130 uçak park yeri olan bir meydana 450.000 uçak inip kalkıyorsa, meydana 6 pist ve 500 uçak park yeri yapınca, yıllık iniş/kalkış kapasitesi ne olur?”

Bu sorumuza çok kaliteli cevaplar gelmekte. Ancak henüz yeterli değil. Bu tür sorularla zaman, zaman karşılaşacaksınız. Çünkü birileri afaki rakamlarla kafaları karıştırmaya veya bilgisizce, mesnetsiz rakamlar veriyor. Yukarıdaki açıklanan rakamlar, hükümet ve sektörün otoritelerinden gelmişti. Yeni havalimanına yılda 150 Milyon yolcu ve 1.500.000 yolcu uçağı ineceğini bildiriyorlar. Ayağı yere basmayan varsayımlarla işimiz olmaz. Bu bildirimde bulunan beyefendiler, bu rakamı hangi bilimsel kriterler eşliğinde bulmuşlar. Tüm sektöre ve otoritelere tekrar sormakta yarar var.

Buyurun açıklayın bakalım. Bu rakamları nasıl hesapladınız yoksa kafadan salladınız mı?

Ülkemizde planla, hesaplı gelişmelere pek rastlanmaz.  “İstim arkadan gelsin” mantığı her nedense egemendir. Sivil havacılığımız da aynı sistemle yürüyor. Bu sistemin sonucu, İstanbul’daki mevcut iki havalimanımızda görülmektedir.

Kısaca basit bir örnekleme ile apartmanı yaptıktan sonra kanalizasyon işine yoğunlaşan bir sistemimiz var.

Bu alt yapısız büyümemiz sonuçları mevcut durumda kendini göstermeye çoktan başladı ve birkaç sene daha devam edecek gibi görünüyor. Çünkü seneye sadece THY 42, Pegasus ise 17 yeni uçak getirecek.

Sabiha Gökçen havalimanına tu-kaka diyerek, senelerdir oradan sefer yapmayan şirketler, şimdi neredeyse hepsi orayı kullanır olmuş. Bu da doğal olarak orada kapasiteyi ve doğal olarak trafiği zorlaştırıyor ve bir dolu rötarlar yaşanıyor. Ekim 2015’de geçici bir süre NOTAM’ların durdurulacağı söyleniyor ama tekrar ne zaman başlayacağına yönelik bilgi alamadım. Bence, süregiden ikinci pist çalışmaları var ve NOTAM sürecektir.

Sabiha Gökçen’de ikinci pistin bitimi en az 3 sene süreceğini tahmin ediyorum. Bu süreç sonunda yani ikinci pist bittiğinde sakın ola ki, iki pistli bir meydanımız oldu, artık rötarlar azalır diye düşünmeyin. Çünkü bu sefer eski pist bakıma alınacak ve o da uzun süre kapalı kalacak.

Kısaca Sabiha Gökçen’de kavga gürültü bitmeyecek. Başta Pegasus olmak üzere, zor seneler daha yeni başlıyor.

Bu durumdan en çok etkilenen Pegasus olacak.  Ülkemizde ilk lowcost sistemini getiren bu şirketimiz sayesinde, THY’nin astronomik rakamlarla iç hatlarda tekelleşmesinin yolunu kesti ve bu gelişme de halka yansıdı. Pegasus ‘la 50-60 TL’ler den Ankara ya gittiğimi bilirim. Pegasus olmasa idi THY’nin, özellikle Ankara uçuşları, şu anda ne kadar olurdu kestirebilmek zor. Bunu kestirebilmek için THY’nin AHL çıkışlı Ankara seferlerine bakmak yeterli.  Bu nedenle özel havayollarımızın önünü tıkamamamız lazım.

Bukalemun örneği; özel mi, devlet şirketi mi olduğunu henüz kimsenin bilmediği THY’miz, bu zorluklardan en az etkilenen havayolu olacaktır. THY-DHMİ-SHGM üçgeni malumunuzdur. Bu üçgenin üç bacağının yöneticilerinin hükümet tarafından atanması, THY’ye kendileri kabul etmese de büyük ayrıcalıklar sağlamaya devam edileceğinden eminim.

Gelelim AtlasJet’e…

AtlasJet bildiğiniz üzere bir anda ismindeki Jet’i kaldırıp Global koydu. Şimdiki ismi Atlas Global oldu. Kimse de, neden Global oldu? diye sormadı. Benim aldığım duyuma göre; AtlasJet Amerikalı bir fonla ortak olacaktı. Bu nedenle, ismini değiştirdi, ama, bu flört yürümedi.

Hatırlasınız. Bu şirketimiz Isparta kazasından sonra genel müdürü Tuncay Doğaner ile mahkemelik olmuştu. Tuncay Beyi yolsuzluk yapmakla suçladılar. Tuncay Doğaner bu davayı kazandı ve bu sefer de AtlasJet’ in %10 unun kendine ait olduğuna dair dava açtı. Bakalım bu sürtüşme, masada mı çözülecek yoksa mahkeme aşamasında mı birlikte göreceğiz.

Bu nedenle, mevcut durumda AtlasJet’in patronu şirketini kolay kolay satamaz. Hatta ortak bile alamaz. Çünkü bu davayı bilen, alıma veya ortaklığa sıcak bakmayacaktır.

AtlasJet, Ali Arıduru’nun SHGM Genel Müdürü olduğu zamanlarda müthiş ilerleme kaydetti. 

Ali Arıduru Bey, ahbap,çavuş ilişkisi eşliğinde kimsenin hatta THY’nin bile uçmadığı ERBİL hattını tek başına AtlasJet’e verdiydi. Düşündüğünüzde Erbil’e tek başına bir şirketin uçmasının getirisi tabii ki çok yüksek olmuştur.  Şimdilerde isler eskisi kadar kolay olmuyor.

Onur Air’e geldiğimizde ise; eli kulağında bir satış bekleniyor.  Onur Air, zamanında iyi yere dükkân açmış. Suudi Arabistan’dan çok kar sağlayamasa da, nakit akışı avantajı var. Çok yakında Onur Air 7+1 uçağını Suudi Arabistan’a kiralamayı planlıyor.

Corendon, Tail Wind ve Free Bird ise; kendi yağıyla kavrulmaya devam ediyor. Bildiğiniz üzere bunlar Charter şirketleri. Bu şirketlerimizin gelişmesi ve karlılığı ne de olsa Turizme endeksli. Turizm de bu sene ki gibi olursa işleri zor.

Dananın kuyruğu asıl 2016’da kopacak. EASA gereği, yıllık 1000 saati aşmayan uçuşlar, 900 saate düşecek. Bu da özel havayollarımızın belini bükecek. 

Havayolu şirketlerimiz için bu kadar kısa bilgiden sonra, biraz da uçuş emniyeti konusuna gelelim.

Pegasus ile ilgili bir yığın yazı ve haber medyamızda yankılanıyor. Neler yazılmadı ki… Airlinehaber arama butonuna Pegasus yazın, bakın biz bile ne haberler yapmışız, ne yorumlar gelmiş!

Kısaca, Pegasus’tan pek hoşlanılmadığı bilinen bir gerçek. Biz de içinde olmak üzere, hepimiz Pegasus –Pegasus derken, diğer şirketlere bakan yok. Pegasus, “tu-kaka” diğerleri “pür i pak” mı birlikte incelemek lazım.

 Bu nedenle; özel havayollarında ne oluyor ne bitiyor diye araştırmaya başladığımda, E-Posta kutuma AtlasJet’den bir personelin zehir zemberek maili düşüverdi.  Okudum ve şaşırmadım desem yalan olur. 

 E-Posta’yı Aynen yayınlıyorum.

Sefa Bey:

Uçucu ekibin tabi olduğu SHT 6A-50 talimatı var. Bu talimat, uçucu personelin, uçuş zamanları, dinlenme zamanları, uzun ya da normal menzil uçuşları olsun, nöbet görevleri gibi, oldukça detaylı bir konuyu kapsamaktadır. Şirketler, bizlerin uçuşlarını,  bu talimatı esas alarak,  ona uygun planlamak zorundadır.

Mesela, ayda 110 saati, haftada 36 saati geçmemek, ayda 1+1+1+2+2 gün şeklinde OFF vermek zorundadır. Veya uçtunuz ve eve geldiniz; yine bu talimatta ki tabloda, yapmış olduğunuz görev zamanına karşılık gelen bir dinlenme zamanı vardır,  size bu zamanı vermeden asla yeni bir uçuş görevi veremez.

Siz de, internetten bu talimata, SHGM sitesinden ulaşabilir ve bakabilirsiniz. Ancak bazı şirketlerde, mesela Atlasjet’ te böyle olmuyor. Uçuş programlarında hiç OFF gün gözükmüyor. Uçuş yazılan günlerin dışınd aki boş günlerde de sizi arayıp uçuş tebliğ edebiliyorlar. Planlamayı ya da ilgili yöneticiyi arayıp; neden  OFF gün planlanmadı, bu bizim hakkımız denildiğinde “ kışın yaptığınız OFF lara sayın” denildiğini duyuyoruz. Sanki bizler kışın uçuş planlandığında uçmuyormuşuz gibi.

Genelde arkadaşlarımızdan duyduğumuz kadarı ile charter firmaları aynı durumda. Sefa Bey,  maalesef THY’ de olduğu gibi charter firmalarında, düzenli program çıkmaz. Plansız uçuşlar olabiliyor. Bu nedenle bizler sadece programımızda ki OFF günlerimizde özel hayatımızı planlıyoruz. İşlerimizi de ona göre ayarlıyoruz. Şirketlerin asla düşünmediği, bizlerin birer insan olduğu ve uçuş dışında özel hayatımızın ve bir ailemizin olabileceği. Yani bizde ofis çalışanları gibi ailemizle arkadaşlarımızla bir şeyler planlamak istiyoruz.

Onlar istiyor ki hadi desinler ve uçuşa gidelim. Biz üniforma ile yaşamıyoruz ki, ailemiz var, dostlarımız var. Oturup arkadaşlarımızla iki kadeh içemeyecek miyiz?  Ama bu sistemde içemezsiniz, çünkü her an aranabilir ve uçuşa gidebilirsiniz. Sefa Bey böyle bir hayatı düşünebilir misiniz? Diken üstünde yaşamak gibi… Kulağınız telefonda olacak, açmaz iseniz şirket hesap soruyor. Asla kapatamazsınız telefonunuzu, yasak çünkü. İnanılmaz mailler geliyor bu konuyla ilgili. Sanki her şey çözüldü sorun yok ta tek sorun telefonlarımız.

Özellikle kabin ekibinin durumu daha da vahim.

Kabin tam bir esir muamelesi görüyor. Ekip takip uçuş tebliğ etmek, boş gününde hatta zaman zaman OFF gününde arayıp emrivaki yapıyor, hayır uygun değilim uçamam yada bugün benim OFF günüm dediğinizde ise; uçuşa gideceksin, hayır dediğini, Murat Beyin duymasını istemezsin değil mi? deniyor

Düşünün tam bir baskı, ekmek parası için çalışılıyor ne yapacaksınız, korkudan uçuşa gidiliyor.  En ufak hatada kabin ekibinin maaşlarından büyük paralar kesiliyor,sanki çok para veriyorlar da…

Ender Saraç menüsü diye bir şey çıkardılar, aç uçuyoruz. Doğru düzgün yemek yok, oldukça geç saatlerde, bazen akşamdan sabaha kadar uçuş oluyor ama yeterli beslenmeyi sağlayamıyoruz. Çoğu zaman kendimiz takviye yiyecek getiriyoruz.

Şirketler son yıllarda, özellikle Ali Sabancı piyasaya girip de Low Cost uçuşlara başlayınca, ister istemez diğer şirketler ayakta kalabilmek için, maliyetleri düşürme yoluna gittiler. Çünkü aksi takdirde Pegasusla başa çıkmak mümkün değildi. Ancak bu maliyet azaltma işini personel üzerinde uygulayan şirketlerde, büyük sıkıntılar doğdu. Mesela, maaşları çok düşük tuttular. Piyasada işini iyi yapan kalifiye elemanların bir fiyatı var, bunun altında rakam verdiğinizde bu kalifiye elemanları almanı mümkün değil. O zaman ne olur, siz az paraya düşük kalitede adam alırsınız. yada yeterli adam bulamazsınız. Az adamla çok iş yapmaya çalışırsınız. Fazla ekiple yapmanız gereken uçuşu, adam olmadığından normal ekiple yapmak istersiniz, yani illegal olacak şekilde; o zaman size bu uçuşu bu şekilde yapamayacağını söyleyen pilotunuzu yada pilotlarınızı, hesap sormak için şirkete çağırırsınız. Bunlardan ikisi bunu hazmedemez ve istifa eder.

Bu aynen AtlasJet’ de yaşanmış bir olaydır. Ne kadar ironik. Profesyonellikle hiç ilgisi yok. Başka olan bir şeyide belirteyim; patron Ekip Planlama müdürüne diyor ki: Bana illegal uçmam diyen kaptanın adını ver.

Sefa Bey inanılmaz bir şey, tam bir keşmekeş.  İstanbul base olanlar sabah erkenden evden çıkıyorlar, iki bacak uçuş yapıyorlar, sonra havaalanında saatlerce bekletiliyor ve sonra iki bacak daha uçuyorlar. Sonuçta bakıyorsunuz, 4:00 veya 4:30 saat uçuş yapmışınız, ama görev zamanı 12:: yada 10:00 saat. Ekip havaalanında perişan oluyor. Neden bu iki uçuşu ayrı ekiplere vermiyorlar da, bir ekibi böyle anlamsız yoruyorlar?

Antalya base’li çalışan arkadaşların söylediğine göre; pilotlara servis yok, her pilot kendi olanakları ile uçuşa gidiyormuş. Arabanız yoksa taksi ile bunu yapıyormuşsunuz. İstanbul gibi değil ki, toplu ulaşım aracı bir tane belediye otobüsü o da iki saatte bir. Yani arabanız olmak zorunda ve benzini cebinizden karşılayacaksınız. Sadece otopark parası veriliyormuş. Düşünün Kazakistan veya Nijerya ‘yada dört bacak İran gibi uzun ve yorucu uçuşlardan sabah saatlerinde geliyor ve o yorgunluğun üzerine bir de eve kadar direksiyon sallayacaksınız. Girilen riske bakar mısınız? Bir gün yaşanan bir kazada  pilota bir şey olacak ama çok geç olacak.

Bu arada çok önemli bir başka konuyu da belirtmek isterim. Düşünün, bir kişi pilot olmak için 50.000 € ile kapsamına bağlı olmak üzere 90.000 € civarı para ödüyor. Atlas Jet, uçuş okulundan mezun olan ve şirket bünyesinde uçurduğu bazı ikinci pilotlara ne maaş veriyor biliyormusunuz? Tam 900 TL civarı bir para ödüyor. Bir kapıcının ortalama 1200 TL, en düşük kabin memurunun 2000 TL kazandığı bir ülkede siz ikinci pilotunuza ki tecrübesi ne olursa olsun, kaptandan sonraki tek yetkili ve sorumlu kişidir, bu parayı veriyorsunuz ve görev bekliyorsunuz.

Sorarım size siz bu paraya ne kadar işinizi doğru yaparsınız? Diyeceksiniz ki uçmasın arkadaş, gitsin normal maaşa iş bulsun. Zaten bulsa uçmaz ki bu paraya. Peki bu, çok etik bir davranış mı ? Neden insanların hakkı verilmiyor?

Geçen sene kabinden bir arkadaş bu sene de kabinden bir ve teknikten bir arkadaş, Nijerya operasyonları yüzünden Sıtmaya yakalandı ve hastanede yattılar. Kimsenin haberi yok çünkü örtbas edilmek istendi.

Dikkat edin, genelde sadece Atlas Jet bu tür sakıncalı yerlere personelini gönderiyor, çünkü öncelikli olan para kazanmak. Tabii ki şirket para kazanacak ama hiç mi çalışan ve ona para kazandıran personelin canının kıymeti yok? Ailesinin hiç mi önemli değil, çünkü aileler hiç istemiyor ama çocukları çalışmak zorundalar, başka iş bulan zaten durmuyor ve gidiyor. Yolculardan kabin memurları ile ilgili olumsuz  bir yazı alırlarsa, genelde sorgulamadan ceza uyguluyorlar. Şansınız pek yok, yolcu ne yapmış ta kabin memuru öyle davranmış önemli değil. Yolcusunu en çok seven havayolu diyerek aslında yolcusunu en çok şımartan havayoluna dönüşmüş durumda. Yolcunun her türlü kaprisini Kabin Memurları çekmek zorunda. Çünkü, ya şirkete yazarsa ve ceza alırsam korkusu sarmış durumda. Yolcu alçalış ve inişte masasını kapatmak istemiyor, Onu kapatmaya zorlayamıyorsunuz, çünkü şikayet edilme korkusu ve işinden olma korkusu var. Nerede uçuş emniyeti ve kurallar?

Sefa Bey, insanlar huzursuz, uçuş programları düzensiz, haftalık çıkıyor,  OFF diye tabir ettiğimiz, yani istediği şeyi rahatça yapabileceği, özel hayatı için planlama yapabileceği, uçuşa gitme ihtimali olmadan rahat geçirebileceği, telefon çalmayacağını bilerek huzurlu geçireceği boş günlerini görmek istiyorlar. Doğru düzgün yemek yemek istiyorlar. Yönetim kademesinin bir köle gibi değil, bir insan gibi davranıp, saygı göstermesini istiyorlar. İzin haklarının kişinin isteğine uygun zamanlarda verilmesini ve izinlerinde aranıp uçuş tebliğ edilmemesini istiyorlar. Ne yazık ki THY gibi sendikalı değiliz ve bu nedenle haklarımızı aramak mümkün olmuyor. Aramaya kalktığımızda, ya kapı gösteriliyor yada çalışmak işkenceye dönüşüyor çünkü sizinle uğraşmaya başlanıyor. Sahipsiz kalıyorsunuz, aslında sizin haklarınız için aranızdan seçilen yöneticiler koltuklarını kaybetmemek için patrona oynuyorlar ve sıkıntılar ne yazık ki çözülmüyor.

Acaba vatandaş, uçucu personelin  moral bozukluğu ve huzursuzluk içinde uçtuklarını bilse uçağa binmek ister mi ? Ben binmem şahsen.

Uçuş emniyeti sadece uçakların bakımsız olması veya dış etkenlerle ilgili değil, bu şartlarda uçan insanların, psikolojik ve ruh hali çok önemli. Hata yapma oranlarını düşünün. Resmen kazaya davetiye değil de nedir? İlla bir kaza mı olmalı tedbir almak için? Neden önlem alınmaz? Her şey kitaplar da yazıyor, bu işler artık bilimsel oldu. Uzmanlar yazıyor ve uyarıyor. Şirketlerin uçuş emniyeti anlamında hangi konularda nasıl önlem almaları gerektiği hakkında onlarca yazı ve makale var. Patronlara, uçuş emniyetinin öncelikle insanla başladığını birilerinin anlatması gerek. Bu zincirin en önemli halkasıdır insan. Siz patron olarak, çalışanınızın haklarını koruyacaksınız, hakkını vereceksiniz, en önemlisi onunda ailesi ve özel hayatının olduğunu kabul edecek ve insanca muamele gösterecek ve Ona saygı duyacaksınız. Çalışanınız da işine sahip çıkacak, oluşan aidiyet duygusu size verim ve kazanç olarak dönecek.

Teknik departmanına gelince, arkadaşlarımızın hemen hemen hepsi dertli. En çok yakınılan konu, adam azlığı. ATS’ de geçen kış sonuna doğruydu sanırım, 100 kişinin üzerinde adam çıkarıldı. Tabi ki insan üzülüyor hepsi ekmek parası için çalışan emekçi arkadaşlar. Ama neden çıkarıldıklarını kimse bilmiyor. Eminim çok geçerli bir sebepleri vardır zira ATS sadece Atlas Jete bakmıyor. Birçok firma ile anlaşmaları var. Hal böyle iken, gelen uçaklara adam yetişmiyor. Bu da uçaklara yeteri kadar özenli bakım yapılmamasına neden oluyor. Durmadan swaplama yapılıyor. Yani uçak uçsun da gerisi önemli değil. Bugün bir uçakta gördüğünüz arızayı yarın öbüründe görüyorsunuz.  Yani parçayı yenilemek ve arızayı tamamen yok etmek yerine diğer uçaktaki sağlam parça ile değiştiriyor ve bu uçağı tamir etmiş gibi oluyorlar. Yani kendimizi kandırıyoruz.

Yani anlayacağınız Sefa Bey, inanın ülkemizde sivil havacılığın çivisi çıkmış. SHGM doğru düzgün denetleme yapmıyor. Yapsa da birçok bulguyu bazı nedenlerden ?!?! görmezden geliyor. Yani aranız iyi ise, yukarıda adamınız varsa işiniz bir şekilde yürüyor.

Çok istiyorum, neden SHGM uçuşlara gelipte, Arkadaş, göster bakalım uçuş programını bir bakalım, kaç günlük çıkıyor, OFF ların legal olarak verilmiş mi? Diye sormuyor ki? Şirketlerin gönderdiği formların, bilgilerin acaba yüzde kaçı gerçeği yansıtıyor. Bizler, bize gönderilen programlara göre hayatımızı planlıyoruz. Talimata göre uçuş programları en az bir aylık olmak zorunda. Kaç şirket bunu yapıyor belki THY dışında sadece Sunexpress. Diğerlerinin hiçbiri yapmıyor, yada bilmiyorum belki yaptırılmıyor. Sonuçta planlayıcı da kendini riske atmaz ve kural ihlali yapmak istemez. Bu yüzden belkide yukarıdan gelen baskı nedeniyle talimatlara uygun yapamıyordur.

Peki, SHGM bunu bilmiyor mu? Biliyor, peki ne yapıyor? Hiç. O zaman kural ihlali olmuyor mu? Oluyor. Bir yerden kuralları delmeye başlarsanız, bu işin sonu gelmez. Sefa Bey, her meslekte yada konuda tasarruf yapabilirsiniz yada esnek olabilirsiniz ancak havacılıkta asla olamazsınız. Çünkü uçağınızda onlarca yolcu ile havaya çıktığınızda işi şansa bırakma lüksünüz yoktur. Milyonlarca liralık bir sektörde bir kişinin burnu kanarsa şirketin kapısına kilit vurursunuz. Bunun örneklerini bu ülkede çok gördük. Her an büyük kırımlar yaşanabilir Allah korusun. Eğer olmuyorsa, bu tayyarelerin teknolojik donanımları sayesindedir. Ama patronlar bunun farkında değiller.

Bu sektörde kalifiye eleman çalıştırmak zorundasınız. Ucuz paraya ucuz eleman bulursunuz, ortaya çıkan hizmetin kalitesi de düşük olur. İşi bilene hakkını vermek zorundasınız. O zaman patron olarak rahat uyursunuz. Çalışanınıza değer vereceksiniz ve haklarına saygı duyacaksınız, o zaman patron olarak şunu bileceksiniz; benim çalışanım işini doğru ve güzel yapar, beni zarara uğratmaz, kendi işi gibi düşünür. Bunlar tabii ki karşılıklıdır, ne ekerseniz onu biçersiniz. Çalışanlar kazandırır da, kaybettirir de; bu tamamen patronun yada yetkili müdürlerin, çalışana yaklaşımı ile ilgilidir.

Sefa Bey, bazen Sivil havacılığı düzeltmek zor diye düşünüyorum, o kadar yerde hata var, hatalı insan var ki hangi birini düzelteceksiniz. Ama bir söz var ya çok severim; Sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok, benimki de o hesap.  İstiyorlar ki uç, gel evine git. Yani sus diyorlar ama gönül razı gelmiyor. Şirkete bir denetleme yapar ve bulgu bulursunuz, patron en çok ceza olarak para öder, yada şirketi kapatılır.

İnanın bu ülkede kapatılan hiçbir şirketin patronu parasız kalmadı. Onların milyonları hala var. Ama çalışanın, yapılacak bir denetlemede alabileceği ceza, belki de onun işini kaybetmesine neden olur, lisansını kaybeder.  Bizlerin patronlar kadar parası yok, o zaman aç kalırız. Bu nedenle istiyoruz ki, çalışanlar olarak, SHGM kurallarına uyulsun, haklarımız verilsin, değer görelim, saygı görelim. Birer insan olarak hepimiz eşitiz, müdürü de, patronu da, çaycısı da, temizlikçisi de; herkes birbirine saygı duymak zorundadır.

Hoşçakalın Sefa Bey .

 

Geri

22
Kimler Neler Demiş?

1000

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

En Yeniler Eskiler Beğenilenler
SYN ERSOY UYUMA

Sefa Bey merhabalar.Şirketin yönetim kurulu başkanı olan Murat Ersoy havacılığa girdiği günden beri güvenerek çalıştığı insanlardan hep kazık yemiş , aldatılmış ve kandırılmıştır.Başlarda patron olarak havacılık hakkında bir şirketin işleyişine yetecek kadar bilgi sahip iken ; şuan bir havacılık şirketindeki neredeyse her birimin işini yapabilecek bilgiye sahiptir.Bu denli konulara hakim olmasına hep yöneticim, personelim diye güvendiği insanlar kendisini aldatarak ,kandırarak ve bilgi saklayarak neden olmuşlardır.Geçmişte beraber çalıştığı üst düzey yöneticilerinden büyük zararlar gören Murat Ersoy , şimdi de Orhan Coşkun (şirketin şu anki CEO su) tarafından kandırılmaktadır .AFA’nın ortağı olan Orhan Coşkun AFA üzerinden kendi gelirlerini garanti altına aldıktan sonra… Devamını oku »

Anonim

abı hekesın bayramı kutlu olsun

Anonim

abı yeni sten hayılı olsun butun yazar arkadaşlara başarılar dılerim butun doğruları yazacanızdan eminım hepinize basarılar

sıra size de geldi

Sevgili havacılık sektörü meslektaşım. ben bir teknisyenim. senin çalışma saatlerini yaşadığın zorlukları okudum ve sıkıntını paylaşıyorum. allah yardımcınız olsun. İnsan taşıyorsunuz allah sağlık versin. Ama; birlik olun ayaklanın ititraz edin diyorum, neden mi? çünkü sizde bize bunu söylediniz. Bizi 3 sene 3 te bir fiyatına çalıştırdılar, mesaiye kaldık saati 4 tl ye kadar düşürdüler. 3 lü vardiyalara getirdiler 2 günde bir vardiya değişti 3 saatlik uykuyla geri işe koştuk. dedikki bakın biz uçağa bakım yapıyoruz insan faktörlerine aykırı dedik. kimse dinlemedi neden mi? çünkü biz HABOM duk. bir şekilde taşeron duk. sghm ye kadar şikayetler edildi ama sonuç 0. bize… Devamını oku »

Dört Dörtlük

Sefa Bey, her söylediğinize katılıyorum. Bana da 150000 yolcu ve 1500000 milyon inen-kalkan uçak sayısı mantıksız geliyor. 150 milyon yolcu demek dünyanın en büyük 3 Havalimanından biri olmak demek. Fakat bu Havalimanlarından biri Atlanta Havalimanı ki uçak iniş-kalkış sayıları 1500000’a yaklaşamıyor bile. Ya biz çok iyi planlama yaptık da, Dünyanın havacılıktaki tartışmasız en gelişmiş ülkesi yapamadı o ayrı konu. Sitenizi 2 aydır takip ediyorum. Özellikle bağımsız olarak kendi portalınızı kurmanıza çok sevindim. Çünkü en başından beri hiç çizginizi değiştirmediniz ki ben anlamsız dedikodular yerine havacılık haberlerini takip etmek isteyen birisiyim. O nedenle kendi sitenizi kurduğunuz ve böylesine haberleri yaptığınız için… Devamını oku »

Hoşgeldiniz

Sefa bey hoşgeldiniz, sizleri özlemişiz. Bu mektubu yollayan kaptan arkadaşımızı da tebrik ederim, yüreğine ve eline sağlık. SHGM bildiğim kadarı ile denetlemelerine devam ediyor ancak sonuçlar neden yayınlanmıyor? Bu merak konusu. İnsanların denetleme sonuçlarını bilmeye hakkı var. Bu tip sonuçlar kamuoyuna bildirildiği takdirde her şey değişir.
Bütün şirketler kar yapmak için çalışır ve sivil havacılık kapitalizmin en şiddetli şekilde uygulandığı sektörlerden birisidir. Devlet vatandaşını korumaz ise bu durum ortaya çıkıyor.
Gerçi deveye sormuşlar, bu misal, bizim neremiz doğru ki?!!!

Sefa Bey

Sefa hocam sizleri tekrar görebilmek, yazılarınızı okuyabilmek güzel. Hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yeni sitenizle ilgili fikir beyan etmek isterim, tasarımındaki siyah renk seçimini biraz daha açık bir renk tonuna taşırsanız, yerleşimleri biraz daha kullanışlı hale getirebilirseniz iyi olur diye düşünüyorum. Başarılar.

Sefa Bey

Sefa hocam sizleri tekrar görebilmek, yazılarınızı okuyabilmek güzel. Hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yeni sitenizle ilgili fikir beyan etmek isterim, tasarımındaki siyah renk seçimini biraz daha açık bir renk tonuna taşırsanız, yerleşimleri biraz daha kullanışlı olur diye düşünüyorum. Başarılar.

CPT

Sivil Havacılığın doğru düzgün denetleme yapması için artık ne gerekiyor bilmiyorum.Yıllardır herkesin bildiği durumlar ama somut bir değişiklik yok.

SHGM

SHGM yi hiçbiri bağlamıyor malesef. Shgm personelin yanında olmaz olamaz. Shgm parayı patrondan alıyor çünkü. Yanlış yere şikayet ediyorsunuz