HEM NALINA HEM MIHINA

HEM NALINA HEM MIHINA

Değerli okurlarım, sizlere yazdığım yazılarda işlenen konuların önemli bir kısmı eski deneyim ve birikimlerime dayanır. 
Teknik kökenli olmamın yanı sıra, senelerdir içinde bulunduğum toplumsal içerikli uğraşlarım sonucunda; sektörü, sendikaları, çalışanların beklentilerini ve işveren yapısını yakından tanıma fırsatını bulduğum da bir gerçektir. Bu yüzden, sizlere sektör ve yönetim sorunları ile ilgili görüş ve düşüncelerimi daha özgüvenli bir durumda iletebilme olanağı bulabiliyorum.

Yazılarımıza yapılan eleştirilere; kimi zaman yanıt verme şansımız bile olmadan muhatap oluyoruz. Buna karşın, yazılarıma sizlerden gelen olumlu ya da olumsuz tüm yorumları yazımın altına koyuyorum (tabiî ki ahlaki kriterler içersinde yazılmış olanları) ve onlardan son derece yararlanıyorum. Göndermiş olduğunuz eleştiri ve yorumlarınıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Çünkü bu şekilde, ortaya atılmış düşünceler, daha da olgunlaşıp zenginleşiyor ve amacına uygun hal alıyor. Bundan böyle de, sizlerden yazılarımın altına yazılan konu ile ilgisi olmayan ve kişiselleştirilmiş yorumlar bırakmamanızı rica ediyorum.

Bu haftaki yazımızda, ülkemizde yetiştirilmesi en zor meslek gruplarından biri olan Uçak Teknisyenliği’nin; değil kamuoyunun, bazı şirket yönetimlerince bile hala yeteri şekilde tanınmamasının ve hak ettiği değerin verilmeme nedenlerini sizin yorumlarınızla birlikte sorgulayacağız.

Havacılık sektöründe birçok mesleğin özel kurslar aracılığıyla elde edilebilmesi olanağı varken, bir tek Uçak Teknisyenliği şu an için bu tür bir uygulama içerisinde değildir ve zaten EASA Part 66’ya göre de eğitim verebilecek kurum sayımız 3–4 ü geçmez ve zaten bu kurumlarda özel değildir.
Bir uçak teknisyeninin sadece lisanslı olması yeterli değildir. Üzerinde çalışacağı uçağın tip kursunu görerek aldığı teorik bilgi de yeterli değildir. Bu kişi, aynı zamanda hangi uçağın tip kursunu görürse görsün, süresi 15 gün ile 4 ay sürebilecek OJT dediğimiz uçakta uygulamalı eğitim sürecini de tamamlaması gerekir. Ve aynı zamanda tek başına karar verebilecek, arızayı çözebilecek duruma gelen Trouble Shooting yapabilecek teknisyen olabilmenin süresi bence, minimum 12 senedir.

Sektörümüzde çalıştırılan uçak teknisyenlerinin çoğu SHYO’larından mezun olmuştur ve (4+1) yüksek eğitim seviyesindedirler. Ülkemizde, genel olarak Uçak Teknisyenliği, meslek olarak pek yakından tanınmamaktadır ve genelde kapalı çelik kapılar ardında, havaalanı güvenlik çemberi içinde, yalıtılmış ortamlarda çalışmak durumunda kaldıklarından, önemleri yazık ki hala bilinememektedir. Ya da, bazıları tarafından tanınmaları önlenmektedir.
En az bir Kaptan Pilot kadar eğitim ve deneyime sahip olan ve çoğu Trouble Shooting ci seviyesine gelmiş teknisyene verilen değer, aşağıda anlatılan olayda yaşandığı gibidir.( bazı şirketlerimizi tenzih ediyorum)

Olay, geçtiğimiz günlerde Teknik A.Ş de yapılan bir törende dışlanan arkadaşlarımızla ilgili. Gönderilen yüzlerce mailde, bu konunun mutlaka gündeme getirilmesi ve bu onur kırıcı davranışta bulunanların kamuoyu önünde açığa çıkarılması isteği dile getirilmiştir.
Geçtiğimiz hafta bu olayı sayfalarımıza taşıyıp, olayın sorumlularının açıklamalarını bekledik. Tepkilere hiç bir açıklama gelmemesi, tüm yönetimin de Uçak Teknisyenlerinin dışlanmasına seyirci kalması oldukça düşündürücüdür.
Mesai arkadaşımız Şükrü Can’la, THY’deyken yaptığımız bir sohbette; İngiltere’de iş aradığı dönemlerde başvurduğu şirketlere mühendislik diplomasını gösterdiğini, Air Alfa’da Genel Müdürlük yaptığını belirtmesine karşın işe alınmadığı, ama elindeki Uçak Teknisyeni lisansının işe yaradığını anlatması ilginçtir. Bu değerli arkadaşımız, şu anda yüzlerce Uçak Teknisyeninin başındadır ve bu dışlama-dışlanma olayı, ne yazık ki onun dönemimde iki kez yaşanmıştır.( A–330 ve 100. uçak törenleri)

Teknik A.Ş’nin tek malzemesi insandır. Bu malzeme ile THY’nin ve diğer yabancı ve özel havayolu şirketlerinin bakımını üstlenmek için kurulmuştur. Siz elinizdeki bu malzemeye gereken ilgiyi göstermezseniz, gereken motivasyonu sağlayamazsanız, insanların kendiliklerinden oluşturdukları psikolojik slow down’ına engel olamazsınız.
Öyle, duvarlara; ” Hepimiz bu takımın birer üyesiyiz” yazıp da uygulamada farklı tutuma girerseniz, sadece insanları kandırmış olursunuz, bu sloganınız, duvarları boşu boşuna işgal eden içi boş sözcüklerden oluşmuş bir pankarttan öteye gidemez.

Eğitim seviyesi olarak THY’nin prosedürlerine uyan, lisan ve tecrübe kriterlerini fazlasıyla aşan uçak bakımı ve arızalarında imza yetkisi olduğu halde, Teknik A.Ş de Müdür seviyesine getirilmiş bir Uçak Teknisyeni varımıdır? Yoktur. Çünkü Yönetim ve sendika onlara hala düz işçi mantığıyla bakmaya devam etmektedirler.

Gelelim Sendikamıza: Bilindiği gibi, sendikamız, 2 senede bir, danışıklı dövüş örneği, işverenle oturduğu toplu sözleşme görüşmelerinde, karşılıklı sohbet eden ve ocak ayında alınması gereken rakamsal getiriyi, en az 7 ay süren görüşmelerden sonra hiçbir kazanım olmadan kabul ederek işveren hükümete son derece faydalı olan bir kurum haline getirilmiştir. Aynen Hükümetteki sandalye sayısı hesabı yapılır gibi, delege hesabı yapılarak, ‘bu grup olmasa da olur’ mantığıyla son seçimlerde Teknik grup sendika tarafından olursa da olur olmazsa da fark etmez mantığı çerçevesinde soyutlanmıştır.

Teknik AŞ’de bu son dışlanma olayı yaşandığında, Sendikanın da tabiî ki haberi oldu. Ama ne yazık ki aynı bu kutlama töreni suskunluk burada da sürdü ve onlarda tepkisiz kaldı.
Sayın sendika yöneticileri: Sizler, 100.uçağın THY’ye, gelişi ile ilgili düzenlenen tören skandalının ardından tüm teknik personelle başka bir gün bu kutlamayı aynı yerde daha coşkulu ve dışlayanları dışlayarak yani, protokolü çağırmadan sadece çalışanlarla yapamaz mıydınız?
Onlara, üyelerinizin kendi çalışma mekânında düzenlenen ve en çok da onların hak ettiği törenin dışında bırakıldığı bir sözde kutlamanın dersini bu şekilde kibarca veremez miydiniz?
Sizin göreviniz, aynı zamanda üyelerinize yönelik yapılan bu tür onur kırıcı davranışları önlemek, mesleki itibarlarını kollamak, bu tür yanlışlara tepki vererek sessiz kalmamak değil midir?
Göreviniz, yoksa seçim zamanı, vardiya değişimlerinde elde megafon delege avlamak mıdır?

Ve siz değerli Uçak Teknisyeni arkadaşlarım, içine tıkılıp kaldığınız kapalı dünyanızdan ne zaman kafanızı dışarı çıkarıp çevrenize bakacaksınız?
Tepkinizi nasıl ortaya koyacaksınız? Tepkisiz bir toplum olmaya doğru gittiğimizden haberiniz var mı? Mesleğinizin önemini önce siz anlayacak sonra diğerlerinin anlamasını bekleyeceksiniz. Ancak bu şekilde emeğinizin gerçek karşılığını almayı hak edebilirsiniz.
Hepinize iyi haftalar diliyorum. 

Etiketler: