Sivil Havacılığımız Nereye Gidiyor?

Sivil Havacılığımız Nereye Gidiyor?

Sitemizde yeni açılan #ÖzgürKanat bölümü Sivil Havacılıkta çalışan veya emekli olmuş kaptan pilot ve F/O’lar için ayrılmıştır. Bu köşemizde görev aldığınız uçuşlarda, Sivil Havacılıkta, şirketinizde hoşunuza gitmeyen veya düzelmesini istediğiniz uygulamaları yazabilirsiniz. Yazılarınızı #ÖzgürKanat bölümünde yayınlayarak ulaşmasını istediğiniz mecraların dikkatini çekebilir. İsimsiz veya isimli gönderebileceğiniz maillerinizi info@airlinehaber.com adresine ulaştırabilirsiniz. İlginiz İçin Teşekkür Ederiz.

********
Yaklaşık olarak 30 seneden fazlaca süredir, göklerde, bu müstesna mesleği icra etmeye çalışıyorum. Bu sürenin bir kısmı Silahlı Kuvvetlerde, vatana hizmet etmekle geçti. O zamanlarda genç bir pilot olarak, büyüklerimizden aldığımız havacılık terbiyesi, uçma aşkı ve disiplin ile yetiştik ve bu mesleği bir şövalyelik olarak benimsedik.

Silahlı Kuvvetlerde pilot olmak çok farklıdır. Zira sonuçta bir devlet memurusunuzdur ve aldığınız maaş ve buna göre bir hayat standardınız vardır.  Herkesin rütbesi ve görevi bellidir. Çok fazla çıkar çatışması yaşanmaz. Askerliğin getirdiği bir sinyorite vardır ve çoğu konuda öncelik rütbeye göredir. Bir takım yetkilere sahip olmanız, terfi etmeniz hep rütbenizle ilgilidir. Belki çok az istisna vardır.  Sonuçta; asıl olan kader arkadaşlığıdır. Bir çok kez yakın arkadaşlarınızla beraber göreve gider, birlikte harekata katılır, hatta bazen kolunuzda yada ; gözünüzün önünde arkadaşınızı kaybedersiniz. Ailesine veya eşine bunu söylemek zorunda kalırsınız. Yaşanılan tüm bu olaylar sizi birbirinize bağlar ve sıkı dostluklar oluşur.  Mecburi görev sürelerini dolduran yada emekliliğe hak kazanan bazı pilotlar, uçuculuk hayatına sivil ortamda, ticari pilotluk yaparak devam etmek ister, bazıları ise kalarak, devlet memuru statüsünde hayatına devam ederler.

Ben, hayatıma Sivil Havacılık alanında devam etme kararı alarak,   Silahlı Kuvvetlerden ayrıldım ve farklı bir üniforma ile kendimi farklı bir havacılığın içinde buldum. Başlarda biraz yadırgadım, çünkü ortamlar, yapılan iş, uçaklar, insanlar çok farklı geldi. Askeri havacılıkta en önemli şey görevin yapılması idi. Yani ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun görev yapılmalıydı, öncelik ondaydı. Ancak sivil Havacılıkta, başka faktörler devreye giriyordu. Kurallar daha detaylı ve katıydı. Limitler çok fazlaydı. Dış etkenler çok fazlaydı. İşin operasyonel boyutu, ticari-parasal boyutu ve mevzuatlar boyutu vardı. Yani bir çok konu dikkate alınarak bir uçuş planlanıyordu.  İşin içine girip tecrübe kazandıkça, okuyup araştırınca, başka ülkelerde bu işin nasıl, hangi şartlarda yapıldığını görünce; Sivil Havacılıkta bilginin, araştırmanın, kalifiye elemanla çalışmanın ne kadar önemli olduğunu, uluslararası platformda şirketin prestijini, kalitenin nasıl etkilediğini gördüm. Şirkette bir düzen, bir disiplin, iyi bir ekip varsa, herşey güzel gidiyor ve en önemlisi, insanların gözünde güvenilir, tutulan bir marka haline geliyordu. Etihad, Emirates, Lufthansa, Finnair ve bunlar gibi birçok kaliteli firmayı örnek verebiliriz. Bunların hepsi, kurumsallaşmış, belli prensiplere sahip, bir kişi değil, profesyonel bir ekip tarafından yönetilen şirketlerdir.

Ancak, ülkemizdeki durum farklı.  Birçok şirkette, bu işin kurallara tam anlamda uyulmadan yapıldığını, insanların inanılmaz hatalar yaptığını, birçok konunun gözardı edildiğini, uçuş emniyetinin çok da fazla dikkate alınmadığını görüyorsunuz. Yıllarca, havacılıktaki en önemli unsurun uçuş emniyeti olduğunu bilen ve inanan birisi olarak, daha çok para için, bunun gözardı edilmesini endişeyle izliyorum.

Evet, biraz ağır geldi galiba bu sözlerim ama inanın doğru.  Patronların gözünü bürüyen daha çok kazanma hırsı, her sene katlayarak büyüyen kar hedefleri, şirketlerde büyük boyutlarda sıkıntılara yol açmakta. Bu meslekte bazı kurallar vardır ve bunları değil uygulamamak, esnetemezsiniz bile. Mesela, uçakların küçük ve büyük periyodik bakımları,  çalışanların uymak zorunda oldukları yönetmelikler, JAA, EASA, FAA ve ICAO gibi kurumların koymuş olduğu uluslararası kurallar; bu işi yaparken kesinlikle uymanız gereken kurallardır. Masraf olmasın diye bakımları es geçmek ya da yapmış gibi göstermek, eksik ekiple illegal uçuşlar yapmak, kalifiye olmayan ucuz eleman çalıştırmak; size aslında çok büyük maddi kayıp olarak dönecektir. Ancak bunu görebilmek ve doğru değerlendirmek vizyon sahibi, işi bilen kişilere mahsustur.Bütün bu aksaklık ve eksiklikler sonucunda can kaybı bile yaşanabilir, yani insan hayatı sözkonusudur. Çünkü bu meslekteki her kural kanla yazılmıştır. Ve bu uçuş emniyetinin en önemli unsuru insandır. Kişilerin bu konuda eğitilip bilinçlendirilmesi, ve emniyet kurallarına tam riayet etmesi ile sorunsuz operasyonlar yapabilirsiniz.

Sivil Havacılık hayatımda beni en çok üzen ve şaşırtan bir konuda, yıllarca tanıdığım bir çok kişinin, bu sektöre geçtikten sonra değişmeleriydi. Aslında sözün doğrusu; değişmemişlerdi ama gerçek yüzlerini göstermişlerdi. Ne şövalyelikleri kalmıştı, ne abilikleri nede dürüstlükleri. Nasıl olmuştuda Silahlı Kuvvetlerdeyken gerçek yüzlerini saklayabilmişlerdi. Uzun yılların verdiği arkadaşlıkları, dostlukları üçyüz, beşyüz euro için satan pilotlara şahit oldum. Bir koltuk kapma amacı ile, bir müdürlük yada öğretmenlik alabilmek için yapmadıkları yalakalık kalmayan, arkadaşlarına sırt çeviren, onları satan arkadaşlar gördüm. Hatta bir yemekte bir şirketin üst düzey bir yöneticisi, bir kaptana aynen şu cümleyi kurmuştu: “Bizim size bir yaptırım yapmamıza gerek yok ki, siz zaten birbirinize her türlü oyunu yapıyor, birbirinizin ayağınızı kaydırıyorsunuz”  Ne kadar acı bir söz, tabi gururunuz varsa, biraz olsun mesleğinize ve kendinize saygınız varsa. Sonuçta, böyle kalitesizlikte arkadaşlar bir

yerlerde müdür olursa, yetki alırlarsa, tabi ki o şirketlerde işler yolunda gitmiyor. Patronlara yaranmak adına birçok usulsuz uygulamaya göz yumuyorlar. Hatta personeli, yani meslektaşlarını birçok kuralsız işe zorluyorlar. Overtime uçuşlar, Duty Time aşmalar, Rest Time verilmemeler, yine verilmeyen boş günler, arkadaşları tehdit etmeler, adam kayırmalar, resmi evraklarda sahtecilikler, SHGM’yi kandırmacalar. Bütün bu hatalar hep oluyor, neden? Çünkü işin ciddiyetinde değiller. Önemli olan işler bir şekilde yürüsün. Denetlemede yakalanana kadar herşey serbest misali, işler yürüyor. Yurtdışı uçuşlarda inşallah SAFA olmaz diye dua ediyoruz.

Birçok şirkette, çalışan personelin hakları verilmiyor. Özlük hakları dediğimiz, yiyecek, giyecek yada bazı tazminatlar gibi haklar ya gasp ediliyor, yada eksik veriliyor. Bu konuda kimse ses çıkaramıyor. Çünkü bu ülkede havacının bir kanunu yok.

Hakkınızı neye göre arayacaksınız? Kime soracaksınız? THY dışında sendikalı kimse yok. Hoş THY nin sendikası kime çalışıyor oda ayrı bir konu. Çoğu sendikacı gibi işverene çalışıyorlar. İnsanlar aşırı yoruluyor, çünkü on kişilik işi beş kişiye yaptırmaya çalışıyorlar. Personelden tasarruf etmek gibi komik bir düşünceye sahipler. İnsanlar yorgun ve bitkin. Onlarca personel, hastaneden rapor almak zorunda kalıyor. Çünkü şirkete telefon açıp, yorgunum, uçamam dediğinizde, ya kapı gösteriliyor yada tehditle, baskı ile uçuşa gönderiliyorsunuz. Çoğu kişi işinden olma korkusu ile uçmak zorunda kalıyor. Hasta hasta uçan çok kişi var. Yorgun argın uçan çok kişi var. Bunlar bilinmiyor, ama büyük tehdit içeriyor.

Ucuz etin yahnisi yavan olur. Bu güzel bir atasözümüzdür. Yabancı şirketlere bakıyorsunuz, ekip planlama departmanı mükemmel. Kurallara uyarak planlama yapıyor. Kokpitin, kabinin huzuru yerinde. İnsanlar boş günlerini programda görüyor, özel hayatını planlıyor. Sosyal yaşantısı güzel. Bu şartlarda oldukça mutlu bir hayatı var. Bu işinede yansıyor. Şirketine sahip çıkıyor. Aidiyet duygusu yüksek, motivasyonu tam. Bakıyorsunuz herkes mutlu, kimse ayrılmak istemiyor. Çekirdek bir ekiple istikrarlı bir operasyon mevcut. Risk minimumda, verim maksimumda. Patron memnun. Diğer tarafta bakıyorsunuz, programlar haftalık çıkıyor ama hergün bir değişiklik sözkonusu. Ne zaman ne uçacağınız piyango gibi. Evden Münih diye çıkıyorsunuz, havaalanına giderken Dresden oluyor, havaalanına gittiğinizde Zürih’ e gideceğinizi görüyorsunuz. Komedi filmi gibi. Boş gün yok, izin hak getire, servis ayrı bir sorun. Şimdi böyle şirketlerde var.

Burada verim nerede, aidiyet duygusu nerede, daha önemlisi otorite nerede?

Diyelim ki kaptan uçuştan indi ve park yerine yanaştı. Eğer biraz hatalı park ettiyse yada taksi yaparken çizgiyi biraz şaşırırsa hemen kule ikaz eder, şirkete yazar, şirket anında hesap sorar. Ortada büyük bir sorun bir başka trafiği ihlal yokken herkes kaplan kesilir ve kaptanı hesaba çeker. Peki şirketler bu kadar kural ihlali yaparken, personeli bu kadar mağdur ederken neden kimse onlara hesap sormaz?

Neden mi, söyleyeyim; çünkü personel harcanabilir bir kalemdir. Nasıl olsa dışarıda bekleyen çok kişi vardır ve onlardan birilerin yerinize konabilir. Neden elinizdeki eğitim almış, yetişmiş personele sahip çıkmıyorsunuz? Çalışanlar sizden avanta istemiyor, ekstra para istemiyor, torpil istemiyor. Sadece kurallara uyularak planlama yapılmasını ve değer verilmesini istiyor.

Evet, sivil havacılık, bu şartlarda ne kadar ilerler, ne kadar ve ne kalitede dünyada yer alır? Gerçekten bunun cevabını vermek zor. Hayalci iseniz optimist olabilirsiniz ama gerçekci iseniz ve de ortamı iyi takip ediyorsanız, birazda dürüst, iş ahlakı olan birisi iseniz o zaman cevabınız; sivil havacılığın kötüye gittiği olacaktır. Kendimizi kandırmanın alemi yok. İyiye gitmek için ne yapılmalı?

Nasıl bir yol izlenmeli?

Bakın dünyada belli şirketler vardır, bunlar herkes tarafından bilinen, kaliteli, prensipli, çalışanı mutlu ve huzurlu, eğitim seviyesi yüksek, şirketine bağlı ve tüm dünyada saygın şirketlerdir. Burada isimlerini yazmaya gerek duymuyorum, zira bu sektörde çalışanlar bilir. Araştıracaksınız, nasıl çalışıyorlar, çalışma sistemleri nelerdir, yönetim kademesi nasıl çalışıyor, şirket yönetim şeması nasıl, departmanların birbirleri ile bağlantıları nasıl? Bunları araştırıp, profesyonel bir anlayışla, işi bilen yine profesyonel bir yönetici ile kurumsal bir yapıda çalışacaksınız. Bunu yapmadan iyi şirket olmanız mümkün değildir. Sadece günü kurtarırsınız.

Ülkemizde çok yaygın olan ve hemen hemen her kurumda gördüğümüz ahbap çavuş ilişkisine son verilmelidir. İnsanlar birisinin adamı olmadan, bilgi ve becerisiyle hak ettiği yere gelebilmelidir. Heryerde vasıfsız, kabilyetii yetersiz, bilgisi ve tecrübesi yetersiz ama birilerinin adamı olduğu için bulunan kişiler mevcuttur. Bunlar bu yapıya büyük zarar vermektedir. Liyakat sistemi alt üst olmuştur. Umarım bu tarz kadrolaşmadan geç kalınmadan vazgeçilir ve kaliteli, eğitimli personel hak ettiği yere getirilir ve işte kalite yakalanır.

 

Yapılan Yorum Sayısı (5)

  1. Güzel yazı   - Tarih: 3 Ekim 2015 - Saat 00:45   - Cevap Yazın

    Keşke bu platform tutsa da pilotlarımız içlerini dökse. Neler duyarız neler.Bilhassa SHGM nin bu platformdan öğreneceği çok bilgi olmalı. Tabi öğrenmek istiyorlarsa oda ayrı konu ya

    0

    0
  2. Shgm   - Tarih: 3 Ekim 2015 - Saat 00:47   - Cevap Yazın

    Doğru havacılık kanunu yok. Patronlar o kanunu çıkartmazlar. SHGM o kanuna destek verir mi dersiniz. THY deki sendikalı sürecide bu sene bitirirler. Bak sen o zaman pilotların bağrışmasına. Göreceğiz az kaldı

    0

    0
  3. Hayal   - Tarih: 3 Ekim 2015 - Saat 00:52   - Cevap Yazın

    Sayın kaptanımızın hayal dünyası çok geniş. Sivil havacılık bu kadrolarla hiç bir yere gelemez. Profesyonel yönetici ne otoritede var ne de şirketlerde. Otoriteyi daha önce Fırıncı Hamdi Bey seçmemişmiydi. Fırıncının seçtiği yöneticiden ne olur. THY ye bak tam bir maskaralık. Yönetim kurulu hepsi yandaş. Yandaşların getirdiği ve bundan sonra getireceği kadrolarda yandaş olacak. Nerede kaldı profesyonellik. İmam hatip mezunu oldumu tamam yeterli. Anında en az Müdür. Bitmişiz bitmiş

    0

    0
  4. ersan   - Tarih: 3 Ekim 2015 - Saat 16:34   - Cevap Yazın

    kaptanlık şovalyelikmiş yalan neden çıktın o zaman hava kuvvetlerinden para içinmi ?

    0

    0
  5. Hayalperest FO   - Tarih: 23 Ekim 2015 - Saat 00:40   - Cevap Yazın

    Ben Atlas Globalin yapisindan sikayetciyim. Atlantic Flight Academy den gelen, niteligi olmayan, ucustan anlamayan cocuklara, is garantisi veriyorlar. Ustelik ayni sekilde egitim alan, baska okullardan gelen cocuklarin, zavalli kardeslerimin o kadar zaman harcadigi, parasina kiydigi bir yer de, 900 tl maasla calistirmak, ya da tip egitimi arti sirket egitimi aldirdiktan ve release olduktan sonra, bir cogu insanin tip paralari elinde kaliyor. Atlas Global hakikatten SHGM tarafindan komple gozetim altina alinmasi gereken tek sirket. Yolcu olarak, ucmayi daha dun tamamlamis, teknik bilgisi oldukca zayif, ucaktan bile dogru duzgun anlamayan, 8-9 simulator ucusundan sonra, “haydi buyurun kontrole,FO luga” dendikten sonra ucurmaya basladigi ufak kardeslerim, maalesef hic birseyin farkinda olmadan havaciliga basliyorlar. Arti , AFA da egitim alan birisi degilseniz, uvey evlat muamelesi gormeniz, sirketin icerisinde bulunan, ogrenci islerinde sorumlu olan 2-3 bayanin surekli kendi ogrencileriyle mesajlasmasi “Bizim ogrenciler, sizler” muamelesi yapmasi, pek cekilir bir durum degil. Benim oglum da Ayjet te egitim aldiktan sonra oradaki yasadigi ayirimciligi bizzat kendisi anlatti. Bende THY de kaptan pilotum. Saygilarimla

    0

    0