HAVACILIK MEDYAMIZ VE AIRLINEHABER

HAVACILIK MEDYAMIZ VE AIRLINEHABER

Meslek hayatıma; 1975 senesinde THY’de başladım. 1978 yılında lisans alarak, hem yetkili teknisyen olarak çalıştım, hem de THY’nin teknisyen bulundurmadığı alanlarda uçuş görevlerine  gittim ya da uzun süreli olarak yabancı alanlarda görev yaptım. 1986 yılında yapılan UTED kongresinde ise; üç aday arasından, en genç başkan adayı olarak aday oldum ve UTED başkanı seçildim. TALPA-UTED-TALTA-TASSA-MÜH DER isimli derneklerin birlikte hareket ettiği dönemlerde sözcülüğü sürdürdüm. (Tezcan Yaramancı dönemi) 30 sene çalıştığım THY’den verimsizlikten değil,sicil numarasına göre kadro şişkinliği bahane edilerek toplu çıkartılan 305 kişinin içindeydim.

Bu arada UTED olarak bir ilke imza attık. 1991 yılında, Türkiye’de sivil havacılık adına bir tek derginin bile bulunmadığı bir dönemde UTED dergiyi çıkardık.

Başarılı bir şekilde yayın hayatını sürdürerek, 287 aydır aralıksız olarak yayınlanan ve okurları ile buluşan bu dergimiz ile gurur duyuyorum. Dergiyi ilk çıkarttığımızda, havalimanında dağıtımını ben kendim yapardım. Pilot ve kabin memurlarının odasına bırakır ve dergi hakkında görüşlerini alırdım. Oradan basın odasına geçer ve elimdeki koli içindeki dergileri basın mensubu arkadaşlarıma dağıtır ve onlarla koyu bir sohbete girerdik.  Şimdiki havaalanı muhabirlerinin ustaları, hep oralarda olurdu.

THY’de çalışırken, gazetelere beyanatlar verip ve sıklıkla TV ekranlarına çıktığımı biliyorsunuzdur. AirportTV yönetim kurulu başkanlığı ve Kara Kutu programlarımdan da beni tanıyorsunuzdur. ATV-A Haber-CNN- Kanal D ve NTV gibi kanallara, sayamayacağım kadar çok çıktım. Bir nevi o kanallara danışmanlık yapıyorum da denilebilir. Maalesef hep kötü günlerde aranırım. Kaza-Kırım oldu mu nerede olursam olayım beni bulurlar.

Havacılık hakikaten bir hastalık. Her gün havacılıkla yatıyor, havacılıkla kalkıyorum desem pek de abartmış olmam. Şimdilerde de gördüğünüz gibi AirlineHaber ile sizlerleyim. Reyting kaygımız ve rakibimiz yok. Sağ olsunlar çok değerli havacı arkadaşlarım, her konuda bana yardımcı oluyorlar. Sizlerinde yardımlarını bekleriz. Yazı yazmak isteyen,haber yapmak isteyen herkese bu platform açık.

Havacılıkta her şeyi bilirim kimse diyemez. Bu nedenle farklı branşlarda yazarlarımız ve danışmanlarımız var

Neyse uzatmayayım. Kısaca bu platformlarda çok eskiyim.  

Gelelim benim havaalanı muhabirleri ile ilişkilerime;

Kimler yoktu ki;  hemen aklıma gelenler; Faik Kaptan, Sinan Toros, Yalçın Özmen, Güntay Şimşek, Yusuf Zengin ( şu anda Gökyüzü dergisini çıkarıyor) ve şu an aklıma gelmeyenlerde var tabii ki

Bizim zamanın habercileri şimdikilerden çok farklıydı. Havacılığa gerçekten meraklılardı. Sorar soruştururlardı. Bazıları gibi kendini çok aşan konularda ahkâm kesmeye kalkmazlardı.  Benim vardiya saatlerimde samimi olduklarımı hangarda misafir eder, bakımları ve arızaları nasıl yaptığımızı izletirdim. Şimdilerde, Hangara gelip orada olup bitenleri izleyen var mı? Hiç sanmıyorum. Havacılığın mutfağını görmeden orada yaşanan bir olayı gözünüzde canlandıramazsınız.

Bu arkadaşlar, sürekli soru sorar, not alırlardı. Özellikle rahmetli Sinan Toros ile aram çok iyiydi. THY ile ilgili bir duyum aldı mı, beni odasına davet eder ve önce ikram, izzet de bulunarak, ağzımdan laf almaya çalışırdı. Mustafa Gün arkadaşımız da aynı odada görev yapardı. Sinan Toros ile diyaloğumuza Mustafa kardeşimiz dâhil çok kişi yakinen tanık olmuştur.

Benim basın odasına arada sırada kaçamak yaptığımı bilen THY yöneticileri, THY hakkında yalan, yanlış ve eksik bilgilerle yapılan haberlere çok kızar ve “Sefa, sen onların odalarından çıkmıyorsun. Hiç anlatmadın mı, Pas geçme nedir?,  Divert etmek nedir? Acil iniş nedir?  Vb… Bunları karıştırıp duruyorlar” diye serzenişte bulunurlardı.

Çok yakın bir zamana kadar hala bu deyimleri birbiri ile karıştıranlar oluyor. Anımsarsanız; bu deyimlerin ne anlama geldiğini hem yazımda, hem de sosyal paylaşım sitelerinde yazmıştım.  Ancak yine de uçak motorlarını koli bandıyla tamir edildi, çökmüş uçağa devrilmiş diyerek haber yapanlara rastlanıyor.

Şimdi bir miktar bu yanlışlıkları düzeltiyorlar ama bir tek Tolga Özbek kardeşimiz hariç hala yanlışlara devam edenler var.

Tolga kardeşimiz de eski sayılır. UTED dergimize hem çok meraklıydı hem de UTED dergiye çektiği fotoğrafları bizzat getirip verirdi. O zamanlar Hürriyet’de değildi. Hangarda sıklıkla dolaşanlardan biriydi.  Kısaca kimler geldi kimler geçti.

Uğur Cebeci’nin hocalığını ise; Yusuf Bolayırlı yapardı. Çoğu kez Yusuf Bolayırlı beyin yanında Cebeci ile tartıştığımız olurdu. Yusuf Bey’in sert bakışlarını üstümde hissettiğimde, susardım. Cebeci, ne de olsa gazeteciydi. Hiç bir genel müdür, etkili bir yerde gazetecilik yapanı kolay, kolay kırmaz.

Hiç unutmam, Sinan abi yine bir gün, beni aradı ve Sefa, kaptan arızalı uçağı almış uçmuş. Bu kaptanın adı ne, öğrensene…” dedi.

Ben de ona; “ Sinan Abi, arızalı uçakla kaptan uçak alamaz. Kaptana uçağı teknik verir. Teknik, uçağın defterinde arıza varsa, onarır veya o arıza  MEL’e göre sefere verilebiliyorsa, arızanın yanına MEL referansını koyarak, sefere verir.

Tek başına bir kaptanın, boş verin arızayı falan ben bu uçakla uçarım diyenine rastlamadım. Birisi bu tür bir anı anlatıyorsa, bilin ki şehir efsanesidir dedim. İşin ilginç yanı; hala bir kaptanın kendi başına arızalı uçağı alıp uçabileceğine inananlar var.

İşte habercilerdeki ve yolcularda ki bu bilgisizlik, sistemin nasıl çalıştığını bilememekten kaynaklanıyor.

Bu arada THY de kaptan olarak görev yapan Menderes Çakıcı’nın “Havada Kalan Sorular” isimli bir kitabı var. İkinci baskısını yapmış. Sağ olsun bana da imzalayıp yollamış. Buradan kendisine teşekkür ediyorum. Ben okudum ve gerçekten bilinmeyenlere ışık tutan bir kitap olmuş. Yazılı ve görsel medyamız başta olmak üzere, tüm okur ve yolcularımıza tavsiye ediyorum.

Şimdiki yeni nesil haberci ve gazetecilere bakıyorum da şaşırıyorum.  Eski haberciler, son derece yetersiz teknolojik şartlarda bile haber koklar ve yazarlardı.  Şimdi işler kolaylaştı.  Oturduğun yerde haber bulup paylaşıyorsun. Kopyala-Yapıştır gitsin. Hele, hele bir de işin magazinsel yönü varsa değme gitsin… Onlar için önemli olan okutmak ve reyting yapmak. Bu nedenle tüm habercilerin gözü internette ve haber ajanslarında oluyor.

Reyting amaç olunca sizlerin hoşuna gitmeyeceği bilindiği halde haber yapılabiliyor. Sizlerin tepkisi ve yorumları haber sitesi için TIK alma dediğimiz kontör yükselmesine yol açıyor. Biri yorum atıyor diğeri ona cevap veriyor. Bu dalaşma, haberi yapan siteye yarıyor.

Bu nedenle bu nasıl haber ya demeyin. Kasıtlı yapılmış olabilir. Bilhassa belden aşağı dediğimiz haberler, en çok okunan değil tıklanan haberler oluyor. Bazen de farklı fikirler yorum savaşına dönüyor. Örneğin; Eski yazdığım sitede, 13 Ocak 2014 tarihinde “Teknisyen düşmanlığı yapmayın” başlıklı bir yazı yazmıştım. Rekor sayıda okunmanın yanı sıra yüzlerce yorum almıştım. Hepsini onaylamışım. Konu ile ilgili kaç yorum var diye baktığımda tabii ki azdı. Yani bir dolu yorum ve içinde birbirleri ile sürtüşme yorumları daha fazla oluyor. Yazıyı okumayıp, sadece yorumlara bakan bir dolu insan var. Her yorum, yazıya bir tık katkı yaptığından, yazıyı kaç kişi okudu bilmek mümkün değil.

Senelerdir bu işin içinde olduğumdan hep bir boşluk görmüşümdür.    

Örneğin; Airbus firmasının, hem uçağı hafifletmek, hem de kablo demetlerinden kurtulmak için uçuş kumandalarına bile wi-fi ile kumanda etmeye çalıştığı haberini yazdım. Bu bir haberdi. Ancak bir havacı olarak bu yapılmak istenen sisteme yönelik kuşkularımı da yazının altına yorum olarak koydum.  Amacım, bu konuda fikir tartışması yaratıp, bilhassa yeni nesil havacılarımızın farklı bakış açılarını izlemesidir.

Yine çok yakında Singapur’un A330’unun, bakım sırasında burun üstüne çöktüğünü yazdık. Kimi çöken uçağa devrildi yazdı. Kimisi bakım sehpasına yolcu merdiveni dedi. Kısaca, diyen diyene…

Peki, o uçak neden burnunun üstüne çökmüş? Yazan, çizen yok.

Medyamız görsellik peşinde. Okurlar, bu uçağın neden burnunun çöktüğünü anladı mı? Tabii ki hayır. Ancak haber okundu ya mesele burada. Bizde mesele burada olmadığından, A330 un neden çöktüğünün resmi, raporunu bularak yayınladık.

İşte bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Tabii ki siz alışık olduğunuz sitelerdeki haberleri yine okuyun. Biz kimsenin ekmeğiyle oynamak için bu siteyi kurmadık. Onlara da saygılıyız. Sonuçta beklenti ekmek parasıdır. Okuru varsa neden haber yapmasın ki…

Ancak, devamlı takip ettiğiniz sitelerdeki haberi okuduktan sonra birde bizim o habere bakış açımıza bakın ve sonra kendiniz değerlendirin. Bazılarına yandaş medya deriz ya ben buna karşıyım. Aslında bizde yandaşız. Yandaş olduğumuz taraf çalışanlardır. Denge kurulmuş durumda. Kimi patronlara kimi ise çalışanlara yandaşlık yapıyor. Takdir tabii ki sizindir.

Yine bir başka örnek olarak; İstanbul’a yeni yapılan üçüncü havalimanımız için; hükümet çevrelerince ve otoritelerin verdiği yılda 150 milyon yolcu ve 1,5 milyon uçak inecek açıklamalarının neye göre hesaplandığına yönelik bir yarışmamız vardı. Bu yarışmaya gelen cevapları okuyanlarınız vardır. Genelde bu rakamlar afaki bulunuyor ve “olanaksız! “ deniyor.

Medyamızda ise hala sunulan rakamlar ile haber yapıyorlar. Örneğin ben hala Germanwings kazasında psikopat ilan edilen pilotun suçsuz olduğunu ve düşen uçakta arıza olduğunu iddia ediyorum. İnanın ki sadece ben değil, zaman zaman birlikte olduğumuz bir çok havacı arkadaşım böyle düşünüyor.

Gerçekten sizlerde medyamız gibi, Germanwings’in pilotu  Lubitz in psikopat olduğuna inandınız mı? Biz ayda bir meslektaşlar olarak yemek yaparız. Burada bu soruyu sordum kimse ben inanıyorum demedi. Bizim önüne konanı yiyen medyamız bunu da yedi. Fransızlar ve Almanlar bu badireyi bence algı yöntemi ile ucuz atlattılar.

Yerli uçak diyorlar. Uçağı medyada süslenmiş püslenmiş görüyoruz. Tarih veriyorlar. Birde bakıyorsun ki, daha anlaşma imzalanmamış. Uçağı yapacağımız fabrikanın yeri bile netleşmemiş. Birileri de önüne koyanı hemen yememeli diye düşünüyorum.

İşte benim özlemini duyduğum havacılık haber sitesi; bu tür önüne ne konursa yeme mantığından kurtulup, otoritelere bu hesabı nasıl yaptın diyerek onları zorlamalı. Habercilik yaptığı branşta bilgili olmalı.

Sonuç olarak;

Yeni havalimanının değil altı, on altı pisti olsa yine de bu sundukları rakamlara ulaşamazlar.

Nasıl olsa onlar da biliyor ki; meydan boş, medyada boş. At atabildiğin kadar…

Hal böyle iken; medyadaki birçok haber yanlışlar eşliğinde hala devam ediyor. Bir zamanlar THY’de eğitim binasında havalimanı muhabirlerini toplar, uçağı tanıtırdık.

Şimdilerde yapan var mı bilemiyorum. Ancak çok gerekli bir uygulama. Havacılık kültürünü, önce onlar alacak ki, okurlara doğru bilgileri iletebilsinler.

Özellikle, THY gibi büyük şirketler, arada sırada tüm medya mensuplarını toplayıp, görevlendirilmiş bir teknisyen ile uçağı tanıtmalı ve abartılı yazılan bazı arızaların önemsiz olduğunu tekrar yeni nesil habercilere anlatmalılar.

Haberci arkadaşların her türlü sorularına cevap vermek lazım ki Flaş-Flaş-Flaş başlıklı haberlerin ne kadar flaş olduğunu önce onlar anlasın. Tersi durumda, yolcuyu korkutacak bir dolu saçma sapan haber başlıklarını görmeye devam ederiz.

Geçenlerde Seul-İst yapan THY’nin A330 unun haberini Motor arızası nedenli Pekine divert etti diye yazdım. Bu haberi başka bir haber sitesi sizce nasıl yazardı? THY’nin A330 unun havada motoru durdu. Gelişmeleri izleyip sizlere anında aktaracağız diyerek sizlere bir çok kez sitelerine girip reyting yaptırmak isterlerdi. Biz öylemi yaptık? Tabii ki hayır. Örneğin; “THY uçağı tek motorla acil iniş yapıyor. Gelişmeler az sonra… Tıklanma rekoru kırarsın. Biz ne yaptık? Motor arızası nedeniyle divert ediyor dedik. İşte aradaki fark.

Uçak kaza ve kırımlarında ise tüm medya susar. Susmayıp ne yapsın ki…

Otorite ve havayolu şirketi ne dediyse, onu aynen yayınlıyorlar. Tabii ki, otoritenin ve şirketin yaptığı açıklama, kuşkusuz ki önemlidir. Bu tür açıklamaları veya basın bültenlerini tabi ki yayınlamak gerekir. Ancak haberi koyduktan sonra, o açıklamalara yönelik yorum yapmak da gerekli.  Medya halkı aydınlatmak için vardır.

Havayolu şirketleri ya da otoriteler de yanlış veya yanlı beyanda bulunabilirler. Bu nedenle açıklamalar, kafamıza yatmadığında yorum yapmak veya eleştirel yazı yazmak gerekir. Tabii ki bu tür yorumların ayağı yere basmalıdır. Tersi durumda işin içinde rezil olmak da var. Bu riski göğüsleyebileceğimizi sanıyorum.

Kaza ve kırım oldu mu, hepimiz; “kara kutu bulunmadan konuşmak olmaz” deriz… ama kara kutu bulunduktan ve aradan uzun yıllar geçtikten sonra bile kimse bu kazanın nedenini açıklamaz ve o kaza unutulur gider. Ta ki, aynı sebeplerle bir kaza daha yaşanana kadar…

Bu nedenle; bizim havacılık medyası, bu gerçeği bildiğinden, ilgili kazayı veya kırımı sıcak tutması gerekirken, ilk unutan olur.

İş kazası olur. Medyamız, iş kazası ile ilgili olan yöneticilerden bilgi alır ve yazar. Konunun takipçisi olmaz. Kimse “yoğurdum ekşi” demez. İş kazası yaşanan şirket; mutlaka kendini temize çıkarmaya çalışacaktır.

İşte benim anlatmak istediğim; medyanın görevinin; uçak ve iş kazalarının üstüne gidip bir kez daha yaşanmaması için alınacak önlemleri izlemesi ve varsa yanlışları anında ortaya döküp yazması gerektiğidir. Örneğin; İş kazası sonrasında hayatını kaybeden Tuna Beken kardeşimizin boy boy haberini yaparak reyting sağlayanlar, kazanın peşine düştüler mi? Unutulmaya yüz tuttu.

Benim anladığım habercilik, bu tür olay ve kazaları takip edip okurlara sunmaktır.

Şüphesiz ülkemizde en çok okunan haberler magazin içerikli oluyor. Tabii ki oda gerekli olabilir. Bizde zaman zaman bizde yapabiliriz.

Ancak bazı magazin haberleri seviyeyi düşürecek, kişilerin özel hayatlarına girecek seviyede ise bunu haber yapmak bizim gibi ciddi habercilik yapacağız söylemi ile yola çıkanlara yakışmaz.

NOT/ Bu arada iOS ve Android sistem içeren akıllı telefonlarınıza sitemizin uygulamalarını yükleyebilirsiniz.

 

 

 

 

 

Haberi Sesli Dinle

Yapılan Yorum Sayısı (14)

  1. Tebrikler   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 00:04   - Cevap Yazın

    Sektörümüzün yandaş olmayan bir haber sitesine ihtiyacı vardı tebrikler başarılarınızın devamını dilerim

    0

    0
  2. Başkan   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 00:13   - Cevap Yazın

    Yine döktürmüşün be abi. Eline sağlık. Takipçiniz

    0

    0
  3. Sefa Abi   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 00:15   - Cevap Yazın

    Abi sayende ev araba aldık. Seni tanımayanlar olarak kafana taktığın işi mutlaka yapacağını biliyoruz. Allah yolunu açık etsin. Her zaman bizim yanımızda oldun.

    0

    0
  4. Kutlu olsun   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 00:36   - Cevap Yazın

    Sana da yakışan buydu..
    Şafak Kurnaz

    0

    0
  5. Volvo   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 01:23   - Cevap Yazın

    Tebrikler iyi bir ekiple istediğiniz başarıya ulaşırsınız

    0

    0
  6. Tarafsız   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 01:32   - Cevap Yazın

    Tarafsız bir yayın anlayışı ile istediğiniz başarıya ulaşacaksınız

    0

    0
  7. Takipteyiz   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 09:14   - Cevap Yazın

    Tüm THY Teknik olarak takipteyiz onursal başkanım. Başarılar

    0

    0
  8. Üniversite öğrencisi   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 11:25   - Cevap Yazın

    Abi bende üniversitede okuyorum ve diğer siteleride sizin sitenizide biliyorum. Burada derdim övmek yermek değil ama durum ortada. Adam gibi iş yapan bir siteniz var tebrik ederim

    0

    0
  9. Yalaktan yiyip içenler   - Tarih: 21 Ekim 2015 - Saat 12:14   - Cevap Yazın

    Aman Sefa bey, yolundan sakın sapma. Yoksa diğer bir iki site gibi güvenilirliğini kaybedersin. Hele bir tanesi var ki, okuyucu açıkça yalakalıkla suçluyor, yazarı da bunu kabul ediyor. İlişkiye bak, tam laçka olmuş.Yüzüne tükürsen- Yarabbi şükür , yeter ki bizi tıkla- diyor.

    0

    0
    • Haklısınız   - Tarih: 22 Ekim 2015 - Saat 23:21   - Cevap Yazın

      Aynen katılıyorum.Ve bizlerin üzerine düşende bu siteleri tıklamamak. İyi,dürüst,doğru olan kazansın.Ark niyetlilere yer yok aramızda..

      0

      0
  10. Hakkının hakkı   - Tarih: 22 Ekim 2015 - Saat 22:43   - Cevap Yazın

    Doğrular böyle yazılır. Başkan, medyada insanları aydınlatırken ultra prima kullanan çocuklar başımıza havacılık uzmanı kesildi? Biz bunu hak ediyor muyuz yahu?

    0

    0
  11. HAVACI GİBİ OLABİLMEK...   - Tarih: 22 Ekim 2015 - Saat 23:18   - Cevap Yazın

    Öncelikle yazınızı baştan sona dikkatlice okuduğumda sanırım haber sitemi buldum dedim. Ki bundan önceki yaptığınız haber ve yazılarınızla bunu ıspatladınız. Kutluyorum. Böyle bir anlayışla haber yapan bir havacılık sitesi olduğunuz belliydi zaten. Havacılık camiasından olduklarını zanneden ama hiçbir ilgileri olmayan,aksine havacıları gerek şahsi gerekse şirket bazında aşağılayan,hakaret ettiren,dediğiniz gibi tıklama sayısını arttırmak için kişilerin özel hayatlarını bile utanmadan haber yapan,yalan ve asılsız haber yapan,bazı yazarlarının hem kel hem fodul olan bir havacılık sitesi olmamanız bizi mutlu etti. Haa böyle haber sitesi var mı diyecekseniz var da ondan söylüyorum tabii ki…Biz bunların yalan ve asılsız aşağılayıcı haberlerinden bıktık ve bu yüzdende bundan sonra haber sitemiz sizsiniz…

    0

    0
  12. AIRWOMEN   - Tarih: 22 Ekim 2015 - Saat 23:31   - Cevap Yazın

    İyiki varsınız sefa hocam ağzınıza dilinize yüreğinize sağlık hayırlı uğurlu olsun yazınızı okumaya doyamadım çok güzel bu çizginiz diğer sitelere örnek olsun

    0

    0
  13. aviator   - Tarih: 24 Ekim 2015 - Saat 23:07   - Cevap Yazın

    Sefa bey, yayınlarınızı zevkle izliyorum ve siziz ve ekibinizi “taraflı” yayınınız için kutluyorum.
    Eskilerin bir deyimi vardır; “Bi’ taraf olan, bertaraf olur” (tarafsız olan yok olur)diye…
    o yüzden, siz hiç bir zaman tarafsız olmadınız. Hep emekçilerin. özellikle THY çalışanlarının ve Uçak Teknisyenin tarafında oldunuz, bunu herkes böyle bilir.
    Tarafsızlık,. aslında bal gibi taraf olup da tarafını saklayanların yalanıdır. Örneğin politikada tarafsızlık olur mu? İşverenin yanında olurlar ve sürekli tarafsız oldukları yalanını söylerler…
    Bunun için, sizin de taraflı yayınlarınızı başarıyla sürdüreceğinizi biliyoruz.
    Sevgiyle,

    0

    0