GENEL MÜDÜR VE TEKNİSYEN

GENEL MÜDÜR VE TEKNİSYEN

Hz.Mevlana der ki: insanda güzel olan yüzdür, yüzde güzel olan gözdür, ama insanı insan yapan sözdür. Der demesine de….

Türk bürokrasi tarihinde çehreler daima ciddi, yüzler her daim asıktır. Karada da, havada da durum aynı.

Güler yüzlü bir toplum değiliz. Kısmen değişimler yaşandı ve yaşanmakta. *Z kuşağını anlamakta zorlananların ana sıkıntısı bu.

Memlekette ciddiyetin simgesi, otoritenin maskesi asık yüzdür. Kurumlar, bu sistemin, yapının ve bu kafanın parçasıdır.

Bakın çevrenize, ne görüyorsunuz?

***

THY’de Kabin amiri veya kurslarda öğretmen; genellikle asık yüzlü, gülümsemeyen, az konuşan zat anlamına gelirdi. İstisnalar hiç alınmasınlar ama gerçek budur.

Uçağa kontrol kabin memuru mu geliyor, amiyane bir tabirle ayvayı yedin demek!  Görevini kusursuz tamamlayabilecek misin, yoksa yüreğin pır pır “neler olacak” diye titreyecek misin, ömründen ömür gider.

Üzerine çevrili, dimdik bakan bir çift göz, “ayıp olur” veya “belli etmeyeyim, endişenmesin…”düşüncesi yok. Şimdilerde buna mobbing diyorlar, Türkçesi psikolojik taciz ve hala dünyanın her yerinde var.

Başı havada, kaşı gözü botokslu gibi sabit, hiç tebessüm etmeyen, göz göze gelmekten  kaçınarak gözlem yapan bu canlı, soğuk terler dökmene sebep olur. Canlı diyorsam insanlıktan nasibini alamamış demek istiyorum.

Her sırrını, gizemini  sana anlatan can dostun, gün gelir bir makamda sana tepeden bakar.

Aslında kokpit de gizemliydi. Milattan önceki uçuşlarda, filonun neredeyse tamamı üst düzey yaş grubundaydı.  Co-pilot bile “hocam” derdi de ağzından bal damlardı. Uçağa gelen-giden her görevli, yerde ofislerde çalışanlar dahil bu tabiri hiç bırakmadılar. Hal böyle olunca her şey normal geliyor üçüncü kişilere.

***

Bir gün sivil jetlerin çoğalmasıyla birlikte sahneye gençler çıktı. Gülümsüyorlardı, espriler yapıyorlardı, hikayeler anlatıyorlardı, dinliyorlardı, dostluklar kurulmuştu.

Hava Kuvvvetlerinden genç yaşta ayrılarak, izinle gelen jet pilotları sivil havacılık sektöründe kısa sürede  yönetimde görev aldılar, söz sahibi oldular, “öyle değil, böyle olur” dediler. Haklıydılar.

Ya haksızlıklar?

Kabin ekibine ait herhangi bir yolcu şikayeti olduğunda; savunma alınır, yolcuya bilgi verilir hatta teşekkür edilir. Haklıysan eğer  yine de kulağın çekilir. Ünite müdürü, genel müdür, fark etmez. Mesela en basitinden Atina, Roma uçuşları kesilir. Zaten yönetimin üst düzeyi asker kökenli. Kafa hep aynı:

Yolcu haklıdır, velinimetimizdir.

Yolcu her zaman haklı değildir!

***

DC-9 Tipi JAA, THY filosuna ilk katıldığında önce deneme uçuşları yapıldı. 77 Kişilik uçağın bürokrat ve gazetecilere tanıtımı da muhteşemdi. Nasıl olmasın?

Şirket propoller’dan jet  çağına geçiyor. Uçak kiralık ama arkadan gelecek kendi öz malı DC-9 30 tipleri için ilk adımı atmış.

1967 Yılı Eylül ayının ilk günü, ilk uçuş gerçekleşti; Ankara-İstanbul-Brüksel. Arkasından Zürih ve Cenevre hatları açıldı.

1968’de JAB,69’da 3 adet Mcdonnel Douglas daha…

Tarifeye alınır alınmaz  uçaklara “First Class” servisi ihdas edildi. Bildiklerimizden daha farklı bir servisti. Eksikleri çok ama yakın gelecekte daha mükemmel olacağından kimsenin şüphesi yok.

***

Ön  galley’in bir adım mesafesindeki koltuklar önemli kişilere ayrılır. VIP,CIP, bakan,milletvekili, din adamı,sanatçı …

Bazı uçaklarda kabinde bölümler arasında bir seperatör vardır, perde ile iki bölüm birbirinden ayrılır.  Bazılarında -B.707, B.727 ve DC-10- perde yoktur. Kabin ekibi ve yolcu karşılıklı oturur,bakışır, bazen söyleşir.

Seperatör olsun veya olmasın, önemli bir kişi yoksa, hem yer pesoneli hem kokpit üyeleri, kısacası pass seyahat eden, göreve giden/görevden dönen şirket personeli bu bölümde ağırlanır. Şirket politikası bu zerafeti benimsemiş, çalışanlarına bir ayrıcak sunmuş. B-727,DC-10 hatta 1985’de Airbus’lar geldiğinde aynı uygulama sürdü gitti.

Kabin ekipleri mi?

Görev gereği pass seyahat eden kabin personeli, önce öndeydi, yolcu şikayetinden sonra kuyrukta, daha sonra da orta emercensi çıkışlara en yakın koltuklarda gidip gelmeye başladılar. İniş ve kalkışta olası bir emercensi olabileceği düşüncesinden hareketle.

***

Önce eğitim gelir, ihtisas ve  deneyimler eğitimi pekiştirir. İşin piri olur çalışan, yaşam koçu gibidir. Nereye giderseniz gidin, sivil havacılık sektörü bu bilinçle ekip kurar. Kokpit, kabin, teknik, yer görevlileri hatta yönetici-işletmeci-genel müdür…Bir dönüşüme hazırlanıyorsa şirket, yukarılara tırmanmak ise amacı başka yolu yoktur.

1975 senesinde bir teknisyen THY’de göreve başladı. 1978’de uçak bakım lisansını alarak Hat bakım-Arıza ve Uçak Revizyon bölümlerinde çalıştırıldı.

Yurt içi ve yurt dışında çeşitli uçak tip ve motor kursları gördü. Lisans alıp imza yetkisini  kazanarak tarifeli-tarifesiz tüm seferlerde teknik görevli olarak çalışıyordu.

***

Denison Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra Stanford’da İş İdaresi Fakültesi’ni yüksek lisans alarak tamamlayan genç bir adam doktorasını Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. Amerika’da ve Türkiye’de muhtelif şirketlerde yönetici olarak görev yaptıktan sonra 1988  Temmuz’unda, dönemin  başbakanı (rahmetli) Özal’dan acilen bir davet aldı. Başbakan:

-THY’nin performansının bir değerlendirmesini yap bakayım deyince önce çok şaşırdı genç iş adamı.

Düşünürken, sık  seyahat eden bir yönetici olarak yaşadığı  olumsuzlukları art arda sıralayıverdi aniden.

-Senin yeterince işletme tecrüben var, cesursun, kaliteyi-zihniyeti değiştirmeni, olumsuzlukları gidermeni istiyorum dedi başbakan. Her şey böyle başladı.

***.

Teknisyen görevini bitirmiş, uçağın ön bölümüne İstanbul’a pass dönmek üzere yerleşmişti. Her zaman oturduğu yere, galley’in bitişiğindeki koltuklardan birine.

Arka kapıdan ekonomi yolcular uçağa alınırken, ön kapının yanında bir araba durdu.  İçinden takım elbiseli, orta boylu, genç bir adam çıktı. Kapıdan girerek kabin amirinin gösterdiği bölüme ilerledi ve teknisyeni rahatlıkla görebilecek bir koltuğu seçti.

Teknisyenin üzerindeki üniforma genç adamın ilgisini çekmişti. Selam faslından sonra sordu:

-Pilot musunuz?

-Hayır dedi teknisyen ve anlatmaya başladı.

-Bazı uçuş noktalarında, uçağın teknik hizmetini yapabilecek görevli olmaz. Biz ekiple uçar, işi hallettikten sonra döneriz. Genç adamın ilgisini çekmişti konu, yerinden kalkıp teknisyenin yanındaki koltuğa yerleşti ve sohbet başladı.

***

Karşılıklı söyleşi, bilgi akışı öylesine uzadı ve derinleşti ki, uçuş boyunca teknisyen tüm soruları yanıtlamış, genç adam tahmin edemiyeceği bir sürede detayları öğrenmişti. Teknisyen:

-Havacılık ile çok ilgilisiniz dedi, o da THY’na yeni atanan genel müdür olduğunu söyledi.

-Adım Cem Kozlu dedi.

İstanbul’a nasıl vardıklarını anlayamadılar. Teknisyen kendisini uçaktan alıp Teknik Başkanlığa götürecek araca binmeden önce, yeni genel müdürü arabaya davet etti.  Birlikte Teknik Başkanlık’ta dolaştılar, yeni tanışmalar ve bir iki bardak demli çay….yeni genel müdür ilk görevine aniden teknikte başlamıştı. Hiç plansız, programsız.! Gözleri masmavi, ışıl ışıl, gülümseyen, genç bir genel müdür.

***

1988’de Kabin ekipleri bir  yönetici ile tanıştılar. Dönemin başbakanı öyle münasip görmüştü.

Genç yönetici “dur” dedi; sistemdeki pek çok dişli çark durdu.

Kuzey ülkeleri dahil, sivil havaclık otoriteleri ile teke tek havacılık konuşuyor, bir ışık arıyordu ve yolunu çizdi.

Kasketi takıp yolcu arasında gölge adam gibi dolaşıyordu; yerde,havada,bilet-bagaj kuyruğunda, akla gelmeyen-gelemeyecek her yerde.

Çalışanların yüzü gülmeğe başlamıştı. Muhtelif eğitim seminerleri çerçevesinde, tüm personel olması gerektiği gibi davranmayı, vücut dilini kullanmayı, gülümsemeyi öğreniyordu.

Yolcunun her zaman haklı olmadığını, kiminin uçuş korkusu veya kapalı yerde kalma fobisi, kiminin kapris, bazılarının da çok farklı nedenlerle şikayet yapabildiğini tesbit etti.

Görevliyi haklı iken aciz duruma düşüren, onuru ile oynayan kıstaslar değişti. Çalışan, arkasında kendisini sahiplenen bir yönetici olduğundan emindi artık. Zaten her şey atağa kalkmıştı, yükseliyordu çalışan da çalıştıran da.

İşte yöneticilik budur, bir ekip çalışmasıdır.

***

Yeni genel müdürün, yolcu arasındaki sık seyahatleri, sır olmaktan çıkmıştı artık. Bir çok yolcu, hiç tanımadığı-tanıştırılmadığı-görmediği halde CEO’dan “arkadaşım Cem…”diye bahsediyor, koltuk  ya da ikram değişikliği istiyor, huysuzluk yapıyordu.

Bir gün; Ankara-İstanbul gibi kısa parkurlu bir uçuşta ve full kabinde, Airbus ekibi zamanla yarışırken, böyle bir davranışla karşılaştı. Kabin amiri bunalmıştı ama yapacak fazla bir şey yoktu.

Cem bey, sabah uçuşu ile gitmiş, Esenboğa’da gerekli temasları yaptıktan sonra dönüyordu. Arka yolcu kapısından binmiş, en arka sıranın orta koltuğuna oturmuş, gizlenmişti yine.

***

Kabinde yolcu sayımı yapılırken gözler şaşar bazen, yer değiştiren olur, cam kenarına kayan, öne doğru koltuk değiştiren. Kabin amiri Zeynep, ekip tam sayıyı tesbit edemeyince kendi çıktı sayıma. En arkada Cem bey’i görmüştü.

Kalkıştan sonra; verilen ikramı beğenmeyen yolcu haksız yere huzursuzluk çıkarıyor, tehditler savuruyordu.

-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Zeynep sustu.

Biz Türkler, her yerde, her zaman aynı teraneyi çalar söyleriz, bıkmadan, usanmadan.

-Ben Cem’in arkadaşıyım, iner inmez seni şikayet edeceğim. Zeynep susuyordu.

-Gör bakalım,……

Dayanamadı Zeynep:

-Beyefendi, inişe kadar beklemeyin, Cem bey arkada *22 G’de, buyurun dedi.

Gargara, kuru gürültü, davulcu yellenmesi işte!

Adam öyle bakakaldı.

 

Meral Döşemeciler

 

*İndigo çocukları/Kistal çocuklar “Z” kuşağı olarak tanımlanıyor.

90’lı Yıllarda doğan,hızlı öğrenen, teknolojiyle iç içe olan gençler

*Koltuk no.sı

Geri

16
Kimler Neler Demiş?

avatar
11 Comment threads
5 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
0 Comment authors
Erol TüzgelRaife OrtakGenel müdürşemsa yeğinteknisyen Recent comment authors

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Tech
Ziyaretçi
Tech

Güzel bir yazı Meral hanım. Elinize sağlık. Konuda Cem beyle konuşan teknisyen kim?

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Şu anda okuduğunuz sayfanın sahibi Sefa Bey,başka kim olabilirdi ki, sevgi ve saygılar….

0

0
Anonim
Ziyaretçi
Anonim

Meralcim..canım amirim..yine ne güzel en ince detayları anlatmışsın… Evet Cem bey çok mütevazı değişime açık,fikir alan ilk Gn.Md.oldu..Bir uçuşumuzda bana arkaya gidelim bana şu duty free kasalarını bir göster demişti…
Bir Singapur uçuşuna bizimle beraber geldi..bana akşamları ne yapıyorsunuz diye sordu..bende dinlendiğimizi söyleyince ”eee burda eğlence yerleri var niye gitmiyorsunuz” dedi..ve ekipçe diskoteğe benzer otelin karşısındaki yere gittik..ertesi günde öğleden sonra havuzda güneşlendik…Çok özel bir beyefendi idi…
Hatırlamama sebep olduğun bu muteşem yazı için çok teşekkürler..sevgilerimle..Varol Güzel Meralcim..

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Bu kadar gerçeği anlatman çok güzel,sağol değerli arkadaşım-okurum!

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Çok teşekkürler,sağolun-varolun! Yorum olmadıkça yazmanın hiç bir anlamı yok! Motivasyon çok önemli.

0

0
nevin yüzak
Ziyaretçi
nevin yüzak

her zaman ki gibi mukemmel.yuregine saglik.hep zevkle okuyorum.sevgiler,başarılar

0

0
teknisyen
Ziyaretçi
teknisyen

Bir dönemi çok güzel özetlemiş ve durumu gerçekten farklı veya değişen THY bin ilk adımlarını , hatta baslarda neredeyse amatör ilk adımlarını ne güzel anlatmış yazan calisanlara ilk mükafatı iyiden tad alma olan bu sistem gönüllülük üzerine inşa edilmişti THY yı Sümerbank olmaktan çıkaran buydu cem bey şüphesiz bu gövdenin bir ayağı idi diğer ayağı ise tohumdan yetişmiş bir yönetici olan şirketin karakterini çok iyi bilen birde genel müdürü vardı yusuf bolayirli hala havacılık camiasında sadece tek bir işaretiyle yüzlerce kisininin hareketini sağlayabilecek bu yönetici de bu karışımı( cem kozlu_yusuf bolayirli ) mükemmele yakın bir yere tasimistir her ikisininde saygıyla… Devamını oku »

teknisyen
Ziyaretçi
teknisyen

Yusuf bolayirli yı unutmamak gerekir

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Ben bu yazıda bir ekip çalışmasından bahsettim, üstüne vurgulayarak. Elbette Cem bey’in bir ekibi vardı. Kimse tek başına bir şey yapamaz! Demek istediğim; Yusuf Bolayırlı Bey’i unutmuş-atlamış değilim ama…tüm yöneticileri de tek tek sayamam. Emeği geçen herkesi bu çalışma ekibi içinde minnet ve şükranla anmak boynumuzun borcudur, NOKTA!

0

0
Anonim
Ziyaretçi
Anonim

Meralciğim, yazılarında beni üzen tek şey çabuk bitmeleri! Hep okusam istiyorum! Öyle güzel bir kalemin var ki! Böylece birçok yanlış yargıyı da yıkıyorsun uçuşların perde arkası hakkında… Teşekkürler…

0

0
şemsa yeğin
Ziyaretçi
şemsa yeğin

Yazılarında beni üzen tek şey çabuk bitmeleri! Öyle büyük bir zevkle okuyorum! Uçuşların perde arkası hakkında da pek çok önyargıyı kırıyorsun , gerçekleri gösteriyorsun… Teşekkürler…

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Teşekkür ederim,sağol,beni motive ettin. Daha uzun yazsam; insanlar kopar,okuyamaz. Böyle düşünüyorum. Rekrar teşekkürler….

0

0
Genel müdür
Ziyaretçi
Genel müdür

Okuyunca hayal, kitaplardaki “masal kahramanı” gibi geldi… Biz göremedik böyle bir kişilik:(((

0

0
Meral Döşemeciler
Ziyaretçi
Meral Döşemeciler

Gerçekten yazık olmuş,saygılar…

0

0
Raife Ortak
Ziyaretçi
Raife Ortak

Canım Meral Döşemeciler…Yine muazzan bilgi donanımın ile bizleri sürükledin anılara götürdün..Ama şu da bir gerçek ki ben Cem beyin THY öncesini sadece Coca Cola CEO su olarak bilirdim..Diyorum ya eline kimse su dökemez ”araştırmacı baş yazarım” benim..teşekkürler..

0

0
Erol Tüzgel
Ziyaretçi
Erol Tüzgel

THY arşivi gibisiniz ancak bir kişiyi ön plana çıkarmış oldunuz. Cem Kozlu hakikaten farklı bir genel müdürdü. Unutmayınız ki eskiler grevler, direnişlerle karşılaştılar. Sevgiler saygılar..

0

0