2020- HAVACILIĞIN KARA YILI

2020- HAVACILIĞIN KARA YILI

Hepimiz  1 ayı aşkın bir süredir yepyeni bir dünya düzeni içinde yaşamaya başladık. Covid-19 belası hepimizi yeni  yaşama ve çalışma biçimine doğru sürüklüyor . Dünya üzerindeki bütün sektörler bu salgından değişik oranda etkinlendi.  Bazı sektörler karlılık ve satış anlamında hayal bile edemeyecekleri zirvelere tırmanırken bazı sektörlerde en kötü kabuslarını yaşıyor.

Tabiki bu salgında en büyük darbeyi alan sektörlerden biride havacılık. Gelin hep birlikte şu geçtiğimiz 1 ayda  neler yaşandı onlara bir göz atıp,  havacılık sektöründe bizleri nelerin beklediğini birlikte tahmin etmeye çalışalım.

Kabusun başlangıcı Mart 2020

Bu yıl pek de beklendiği gibi güzel başlamadı.  Hemen her ülkede ve Türkiye’de yaşanan irili ufaklı doğal afetler, kazalar, savaşlar derken Mart 2020’de kimsenin beklemediği , tahmin etmediği bir bela karşımıza çıkıverdi. Çin’den hızlıca tüm dünyayı saran Covid-19, üzerinden 1 ayı aşkın sürenin geçmesine rağmen tüm dünyayı adeta kendine esir etmiş durumda. Havacılık sektörü de Mart ayı başından itibaren  olumsuz olarak etkinlenmeye başladı. İsterseniz rakamlara  birlikte bakalım ;

Avrupa Hava sahasında ICAO verilerine göre Mart ayı başına kadar günlük ortalama 13.000-14.000 adet kalkış olurken 8 Mart’tan itibaren bu sayı  hızlıca aşağı gitmeye başladı.

Hiç bilinmeyen bu düşman karşısında alınması gereken tedbirler de geç kalınması yada aslında başta bu salgının çok ciddiye alınmaması büyük sorunlara yol açtı.  8 Mart – 14 Mart arasında ortalama kalkış sayısı 9.000’ler civarına düşmüştü.

14 Mart’tan itibaren Avrupa’da birçok ülke kabustan uyanıp ciddiyetin farkına vararak  havalimanlarını kapatmaya başladılar.

Ortalama günlük kalkış sayısı da buna bağlı olarak hızla düşmeye başladı. 15 Mart’da 9.000 olan sayı 22 Mart’ta 3.276 ya 1 Nisan’da ise 500 e kadar düştü. Geçtiğimiz haftada tüm Avrupa’da  sayı 500’ler civarında devam etti.

Dubai , Doha gibi büyük hub ların olduğu Orta Doğuya baktığımızda da resim farklı değil. 8 Mart’a kadar ortalama 2000-2500 bandında olan kalkış sayısı 17 Mart’ta 780’e 22 Mart’ta 298 e ve 1 Nisan‘da 80 e kadar düştü. Geçtiğimiz hafta ortalama kalkış sayısı Orta Doğu’da 87 ile kapandı.

ABD’ye baktığımızda da aynı tabloyu görüyoruz . Günlük kalkış sayısı 8  Mart haftası ortalama 5.000 ler civarındaydı Bugün gelinen nokta da 700’ler civarında. ABD’de 8 Mart  günü ABD’de yeni Covid-19 vaka sayısı  101 iken 5 Nisan’da 36.006 oldu.

Bu rakamlar neyi ifade ediyor ?

Peki bu verdiğim rakamlar neyi ifade ediyor.? Havacılık  sektörü, IATA ( Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği)  verilerine göre son 1 ayda %80 küçüldü.  Yine  IATA’ya göre havayollarının bu salgından uğrayacakları gelir kaybı 2020 yılı için tahmini olarak 252 Milyar $ .

Bu rakamlar  sektördeki birçok havayolunun karşılamayacağı ve başa çıkamayacağı rakamlar. Hükümet desteği olmadan havayollarının bu yükle başa çıkması çok ama çok zor görünüyor.

Yapılan araştırmalar %38’lik bir küçülme kaybı göz önüne alınarak hükümetlerin 200 Milyar $ desteği havayollarına vermesi durumunda sektörün hayatta kalabileceğini gösteriyor. Hangi hükümetler bunu başabilecek bunu hep beraber göreceğiz.

Aslında en büyük sıkıntı belirsizlik. Bu görünmez düşman daha tam tanınmadı.   Bu savaşı kazanma süremiz tam olarak bilinmiyor. Bazı iyimser kaynaklar Haziran ayında salgının control altına alınacağını ve hayatın yavaş yavaş normale döneceğini savunuyor. Bir diğer taraf bunun 2020 sonuna kadar gideceğini ve savaşın beklenenden uzun süreceğini söylüyor. Kötümserler ise 2021’de de devam edeceğini söylüyorlar.

Havayollarından  çok azının yaz döneminin de böyle geçmesi halinde ayakta kalabileceğini düşünenlerdenim. Her havayolu yaz sezonunu iple çeker. Doluluk oranlarının tavan yaptığı, insanların seyahatlerinin sıklaştığı ve yolcu sayısının maksimuma ulaştığı bu dönemin 2020 yılında nasıl geçeceği şu an için tam bir muamma.

Aslında  kendinizi yolcu olarak düşünün .  Mayıs 15’de çıkıp bu iş bitti dense kime ne kadar inanıp , hangi oranda güvenip seyahatini uçakla yapacaksınız? Yapsanız bile uçaktayken eskisi gibi rahat olacak mısınız ? Bu sorunun cevabı havayollarının geleceği için kritik.

Türkiye’deki durum ?

Ülkemizde de yukarıdaki bilgilerden farklı bir bilgi yok. Hatta  daha çok belirsizlik var . Salgın başlamadan evvel kaybettiğimiz  Atlas Global ile birlikte zaten  sektör için tehlike çanları duyulmaya  başlanmıştı.  Sektörün en büyük oyuncusu ve lokomotifi THY ‘nin aldığı tedbirler , sattığı  ve iptal etmek zorunda kaldığı biletleri 60 gün vade ile ödeme açıklaması bile sektörün içinde bulunduğu zorluğu anlatıyor . Burada tek tek tüm havayollarını eleştirmeyeceğim . Daha doğrusu eleştirmenin yersiz olduğunu düşünüyorum. Hiçbir havayolu bu duruma düşmeyi kendi seçmez. Yapılan o kadar yatırımı , verilen uçak siparişlerini, açılan  ve  açılması planlanan yeni hatları riske atmayı istemezler. Burada en büyük görev hükümete düşünüyor. Havayolu sektörünün sadece THY’den oluşmadığı gerçeğini benimseyerek tüm oyunculara  belli bir oranda destek olmalı ve kolaylık sağlanmalı. Sektör kavgaları , hırsları bir kenara bırakıp birlik olmayı başarabilirse çözüm yolu da mutlaka bulunabilir.

Türk havacılık sektörü için  ekonomik  öngörü ?  

Ülkemizde yapılan ekonomik araştırmalar da Mart ayındaki yolcu sayısının geçen yılın Mart ayına göre %49’luk bir daralmanın yaşandığını gösteriyor. Sektörde halka açık olan THY  ve Pegasus  için bu bilgi çok kritik olduğu gibi yaşanan belirsizliğin korkuları yine bu iki şirket için oldukça ciddi. Zira  uçuşların olmayacağı zaman dilimi ne kadar büyür ise bu şirketler için likidite problemi de o derece büyük olacak.

THY ve Pegasus şu an için 1 Mayıs’tan itibaren bilet satışlarını kademeli olarak bazı hatlarda açmaya başladı. Ancak özellikle dış  hatlar için varış noktalarında ki durumun ne olacağının bilinmemesi, yolcu tercihlerinin ne olacağının bilinmemesi ve belkide en önemlisi Türkiye’de hala büyük bir hızlı yukarı çıkan hasta sayısı nedeniyle  hükümet tarafından alınabilecek ekstra tedbirlerin sektörü nasıl  etkileceyeceğinin bilinmemesi   sektörü zorluyor.  1 Mayıs itibaren satılan biletlerin tekrar iptal yada iade durumu olursa ki bunu hiç dilemiyoruz bu şirketler için ciddi bir sıkıntı doğurabilir.

Olan Atatürk Havalimanı’na oldu ?

Kanımca bu süreçte yaşanan  en acı kayıp Atatürk Havalimanı oldu. Siyasi kavgaların ortasında kalan bu meydan  İstanbul için  birçok konuda  büyük bir lojistik merkezdi . Bir havacılık tutkunu olarak bu meydanın kaybedilmesi benim için ayrı üzücü.

Şu anda bildiğiniz üzere 35R&35L pistlerinin başlangıç noktaları üzerinde bir inşaat devam ediyor.  Pandemi hastanesi olarak yapılan bu inşaat için 2 pist artık kullanılmaz halde. Atatürk havalimanı  beklenen büyük istanbul’ depremi sonrası  tam bir aktarım ve lojistik merkezi olarak kullanılabilirdi. Şehrin içinde olması gelebilecek yardım uçaklarının mevcut trafiği aksatmadan yada Allah korusun diğer 2 meydan’dan birinin kullanılamaz hale gelmesinden sonra can suyu olabilecek bir limandı.

İnşaatine başlanan bu hastane mevcut terminallerden birinin içinin revizyonu şeklinde olamaz mıydı?

Diğer ve belkide bana göre daha doğru bir soru ise 128 odalı TAV Airport Hotel’in mevcut odaları çok kısa bir sürede hasta odasına dönüştürülemez miydi?

Tabiki sağlıkcı yada inşaatci değilim ama bu şekilde bir  yolla çok daha az bir maliyete katlanıp çok daha kısa bir sürede bir hastaneye  sahip olmak çok değerli bu 2 pisti kaybetmeden mümkün olmaz mıydı ?  Bu konuda sizlerinde düşüncelerini  yorum olarak mutlaka bekliyorum.

 

Sonuç olarak hep birlikte çok zor günler geçiriyoruz.  Bir müddet daha böyle gidecek gibi  gözüküyor. Umarım her türlü ön yargıdan , kutuplaşmadan uzak, birlik ve beraberlik içinde bu zor günleri de her zaman olduğu gibi birlikte atlatırız.

Sağlıkla kalın. Haftaya görüşmek üzere.

 

 

 

Geri

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

7 Comments
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Dünya düzeni
3 ay önce

Bu salgından sonra dünya düzeninin değişmesi öngörülmekte havacılıkda bundan nasibini alacak bukadar çok sayıda uçak karbon salınımı artırıyor ve dünyamız kirleniyor bence firmalara kota konulmalı 200 veya 300 den fazla uçak sahibi olunmamalı bunun sonu yok thy yi düşünürsek hedef 500 uçak bunun sonu nereye gidecek hep en büyük en fazlaya sahip olmak düşüncesi dünyanın sonunu getirecek mevcut durumdan da gördüğümüz gibi sağlık herşeyden önce gelir ve bunun için temiz dünya gerekiyor umarım dünya düzeni değişir.

alı pendaz
3 ay önce

sırketler acıl olarak bedelı sermaye artısı yapmak zorundalar ucak kıralarını sayıyla karsılastırın odenecek ucak kıraları eldekı nakıtlerı cok cabuk tuketeceklerdır bunu mınımıze etmek ıcın acılen bedellı sermaye artısı yapmalılar bu yapılmazsa sırket bunyelerınde borsadan toplanmıs hısse senetlerını blok veya borsada satarak nakıt ıtıyacını bır nebze soluk alırlar ıkıncı olay sıparıs verılen ucak alımları ıkı yıl otelene bılır kıra surelerı bıten ucakların gerı gondeılmesı en ıyı sonucu verebılır nakıt parası cok olan fırmalarda kelepır fıyattan satılan ucakları fılosuna dayıl edebılır acıl bu onlemler alınınmasa 4 aylık bır surede bılancolarıdakı 2019 yılı karları yok olur orta olcektekı fırmalar orantısız sekılde buyuduklerı ıcın… Devamını oku »

rüchan
3 ay önce
Cevapla  alı pendaz

bedelli açıklanan kağıdı kimse almaz elinde olanda satar

SAW
3 ay önce

Tüm aklı ern vatanseverler böyle düşünüyor ama rant uğruna yok ediliyor.

Atlaszede
3 ay önce

Atlas personeline yapılan haksızlıga sessiz ve tepkisiz kalmanın cezası

serdar
3 ay önce

tüm olaylardan en çok etkilenen hep havacılık sektörüdür

Ahmet
3 ay önce

Atatürk Hv.Lim.’na o pistleri parçalayıp dünyanın parasını harcayıp hastane inşa etmeyi akıl edenlerin xxxxxxx inşallah.