THY’DE İKTİDAR SAVAŞLARI BÖLÜM 10

THY’DE İKTİDAR SAVAŞLARI BÖLÜM 10

Yukarıya fazla güvenme, ortada kalırsın…

2006 yılına girildiğinde, Genel Müdür Kotil’in şirkette Karlıtekin ve Topçu hakimiyetini kırma, en azından dengeleme çabaları devam ediyordu.  En önemli koltuklardan biri olan Ticaretten sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı, Kotil’in adamı Halil Tokel’e geçmişti. Ancak karşı cephe de boş durmuyordu. Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı Rengin Akıllıoğlu, Halil Tokel’in üzerine oynamaya başlamıştı. Hiç kuşkusuz, Akıllıoğlu  üst yönetimden destek almadan böyle bir sürtüşmenin içine  giremezdi. Bu hamle, Kotil ve ekibini kızdırmıştı. 2006 yılı Ocak ayında, Kotil’in A takımından APK Başkanı Ahmet Bolat ile Akıllıoğlu kapıştı. Kotil fırsatı kaçırmadı ve kavgaya doğrudan müdahil oldu. Kararını vermişti, Akıllıoğlu’nu gönderecekti. Akıllıoğlu’na gaz verenler, kavganın kızıştığını ve sertleştiğini görünce frene bastılar. Konu  “en tepeye” taşınırsa, RefahYol hükümetininn Başbakanı Erbakan’ın danışmanı Halil Tokel’e ve MÜSİAD eski Başkanının kardeşi Ahmet Bolat’a karşı, eski yönetimden bakiye bir yöneticiyi savunur görüntüsünün kendilerine zarar vereceğini gördüler. Akıllıoğlu, hem Tokel hem Bolat ile karşı karşıya geldiği konularda resmen ortada kalmıştı. Kotil ise acele ediyordu. Önce Kadir Fazlı Danışman’ı göndermiş, şimdi de Akıllıoğlu’nu görevden alarak, dosta-düşmana gücünü gösterecekti.

Karltekin’den “buraya kadar”

Akıllıoğlu son bir ümitle Candan Karlıtekin’e gitti. Karlıtekin dinledi ve son sözü söyledi: “Seni bu göreve ben ve Abdurrahman bey getirdik. Hep arkanda durduk. Biliyorsun ben sinirli bir insanım. Şimdi bu olaya müdahil olursam kendime hakim olamam.” Olay netleşmiş, Akıllıoğlu “gidici” olduğunu anlamıştı. 28 Şubat 2006 günü toplanan THY Yönetim Kurulu, Akıllıoğlu’nu görevden alarak Chicago Müdürlüğüne atadı. Bir taşla iki kuş vurulmuş, Rengin Akıllıoğlu yurtdışına gönderilerek “koltuk” boşaltılırken Abdurrahman Gündoğdu’nun arkadaşı olan  Chicago Müdürü Tuncay Pekin de tasfiye edilmişti. Yönetim Kurulu kararının altında “Rengin Akıllıoğlu’nun hep arkasında durduğunu söyleyen” Candan Karlıtekin’in de imzası vardı.

Maarif Kolejli gitti, İmam Hatipli geldi.

Boşalan Mali Genel Müdür Yardımcılığı için güç odakları ellerini ovuşturmaya başlamıştı. Topçu’nun perde arkası kulisleri ile koltuğu Maliye Bakanı Kemal Unakıtan doldurdu. Danışmanı ve kendisi gibi Hesap Uzmanı olan Coşkun Kılıç’ı THY’ye gönderdi. Kılıç Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuydu ve henüz 35 yaşındaydı. Operasyonla, Kadıköy Maarif Koleji mezunu Rengin Akıllıoğlu gitmiş yerine Şişli İmam Hatip Lisesi mezunu Kılıç gelmişti.

Akıllıoğlu’nun gidişinin kendi gayretleri ile olduğunu düşünen alt düzeydeki bazı personel de bu “başarıyı” sahipleniyor, bu süreçte yukarıda oynanan büyük oyunun figüranı bile olamayacaklarını düşünemiyorlardı. Oysa hesap başkaydı. Şirketteki 3 güç odağı Karlıtekin, Topçu ve Kotil, postları paylaşma telaşındaydı.

Özelleştir ama hassas dengede dur!

2006 yılı THY için en büyük dönüşümün yaşanacağı yıldı. 1933 yılında Devlet Hava Yolları adıyla Ulu Önder Atatürk tarafından kurulan daha sonra Türk Hava Yolları adını alan şirket özelleştirilecekti. İlk kez ANAP zamanında 1990 yılında Yaklaşık % 2’si halka açılan THY’de özelleştirme ateşi AKP iktidar ile tekrar yakılmş ve 2004 yılında şirketin % 23’ü daha satılmıştı. 2006 yılına gelindiğinde, THY’deki kamu hisselerini % 50’nin altına düşürmekte kararlı olan iktidar düğmeye basmış ve özelleştirme süreci başlamıştı.

Bakanda Danışman çok nasılsa…

21 Nisan 2006’da THY Genel Kurulu toplanmış, Yönetim Kuruluna Prof. Dr. Oğuz Borat’ın yerine Turkcell eski Genel Müdürü Muzaffer Akpınar getirilmişti. Akpnar’ı THY yönetimine sokan ise, küresel para sihirbazı Mark Mobius’tu. THY’nin Borsadaki hisselerinden % 10’unu satın alma karşılığında dönemin Maliye Bakanı ile görüşen Mobius hisselerini temsilen Akpınar’ın THY yönetimine alınmasını istemişti. Genel Kurulda Denetim kurulunda da değişiklik olmuş, Maliye Bakanının danışmanı Hasan Gül Kamu İhale Kurumu Başkanlığına atandığı için yerine de Unakıtan’ın bir diğer danışmanı ve Gelirler Genel Müdür vekili Naci Ağbal getirilmişti. Daha önce 1 yıl Kamu İhale Kurumunda çalışmış, bu kurumun başına getirilmesine ve Gelirler Genel Müdürlüğüne asaleten atanmasına 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer onay vermemişti. Ağbal daha sonraki süreçte YÖK üyesi, Maliye Müsteşarı,  AKP milletvekili ve Maliye Bakanı oldu.

Bağımsız Denetleme Kuruluşu denetliyor ya…  

Yapılan Özelleştirme işlemi ile THY’deki kamu payı % 50’nin altına çekildi. Böylece çoğunluk hisseleri halka açık hale geldi ve borsada işlem görmeye başladı. Kimseyi huylandırmamak için adını “halka arz” koymuşlardı ama aslında yapılan işlem “yabancıya arz” idi. Satışa çıkan hisselerin büyük bölümünü yabancı bankalar ve fonlar satın aldı. Özelleştirme ile kamu denetimi ortadan kalktı. Artık şirketin denetimi sadece Sermaye Piyasası Kurulu ile sınırlı kalmıştı. Konuya ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıyan CHP eski milletvekili Umut Oran’ın sorularına cevap veren Maliye Bakanı “THY’de SPK denetiminin yanısıra Uluslararası Bağımsız Denetim Kuruluşlarının denetiminin de sözkonusu olduğunu” iddia etmişti. Oysa, halka açık anonim şirketlerde Bağımsız Denetim Kuruluşunun denetimi bir zorunluluktu ve bu tür kuruluşlar denetimin parasını da denetlediği şirketten alıyordu. Yani parayı veren halka açık şirket, düdüğü de istediği gibi çaldırıyordu.

THY’nin ilk çocuğu Teknik A.Ş.

Hisse satış işlemlerinden hemen 2 gün sonra 23 Mayıs 2006 günü şirketin en büyük ünitelerinden olan ve sadece THY uçaklarına değil yabancı havayolu şirketlerine de hizmet veren yaklaşık 6000’e yakın personeli ile ciddi bir ağırlığı bulunan Genel Müdür Teknik Yardımcılığı, şirketten ayrılmış ve ayrı bir şirket haline getirilmişti. Turkish Technic (Teknik A.Ş.) adı verilen  bu yavru şirketin hisselerinin tamamı THY’ye aitti.

 

Yapılan Yorum Sayısı (5)

  1. Teşekkürler   - Tarih: 17 Mayıs 2016 - Saat 11:25   - Cevap Yazın

    Thy tarihine ışık tutan bir çalışma. Sizleri tebrik ederim. Arşivleriniz mükemmel

    0

    0
  2. Üvey evlat   - Tarih: 17 Mayıs 2016 - Saat 17:46   - Cevap Yazın

    THY’nin ÖZ çocuğu deseniz daha doğru olurdu. Çünkü o sırada bir de % 50’sine ortak olduğu SunEx vardı.

    0

    0
  3. ne yazık ki   - Tarih: 19 Mayıs 2016 - Saat 12:16   - Cevap Yazın

    geçmişten günümüze ,hemen her kurum ve işletmede torpil,hemşehricilik,eş,dost kayırma bu ülkede rezilce var ve daha da varolacak ve biz bu kafayla hiçbir zaman ileri gidemeyeceğiz !

    0

    0
  4. hamdi   - Tarih: 20 Mayıs 2016 - Saat 18:45   - Cevap Yazın

    hamdi kim?

    0

    0
  5. Anonim   - Tarih: 23 Haziran 2016 - Saat 11:59   - Cevap Yazın

    Yazılarınızı büyük beğeni ile okuyorum. THY tarihine güzel bir ışık tutuyorsunuz. Ancak Rengin Akıllıoğlu’nun gitme sebebini basit bir sürtüşmeden ibaret göstermeniz eksik bilgi içeriyor. Öncelikle hanımefendinin kişilerle olan iletişimi ve yönetim tarzı son derce zayıf ve sevimsiz bir yapıdaydı. Çevresinde büyük bir antipati oluşturmuştu. İkinci olarak finans okuryazarlığı zayıftı. İyi bir eğitim almış olması tek başına bir anlam ifade etmez. Kaldı ki, yenilenen finans piyasasında kendini geliştirememiş ve bilgi eksikliği ile beraber birçok hatalı işleme imza atmıştır. Hatta bu hatalı işlemlerden ötürü Temel Bey tarafından savunması istenmiş ve şirketi mali zarara uğrattığı tespit edilmiştir. Atılma sebebi mesleki yetersizliğine dayandırılmıştır ancak sizin de yazdığınız gibi perde arkasında farklı bir senaryo dönmüş olabilir. Kendisinin o dönemde çalıştığı ve yakın gördüğü ekibinde rolü büyük. Özetle, işinizi sağlam ve büyük titizlikle yapmanız gerekiyor. Ehli olmadığınız bir görevde bulunursanız hata yapmaya mahkûmsunuz ve karşı tarafa (düşmanınıza!) iyi bir mazeret vermiş oluyorsunuz.
    Ayrıca Coşkun Kılıç’ın imam hatip mezunu olması vesilesiyle THY’ye atandığı gerekçesini yanlış buluyorum. Yazınızdan Maarif kolejinden mezun biri İmam hatipliden üstünmüş gibi bir kanı oluşturuyor ki, bugüne kadar bu toplum, bu tür sergilenen yaklaşımlara gerekli cevabı vermiştir. Sizlerin bu tür konularda daha hassas yaklaşmanızı beklerim. Coşkun beyi yereyim derken farkında olmadan belli bir kesimin gözünde yüceltmiş oluyorsunuz. Coşkun Kılıca gelecek olursak, bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Öncelikle kimin adamı? Unakıtan’la yakınlık derecesi olabilir ama THY’nin CFO’luk pozisyonuna gelecek kadar yeterli midir? Coşkun Kılıç döneminden sonra paralel kadrolaşma olmuş mudur? Dikkat edin, 2006 ve 2007 yıllarında birçok kurumda paralel yapının kadrolaştığı bir devirdir. THY sorumluları kimlerdi? Sizden ricam lütfen bu konuları da araştırmanız yönünde olacaktır.

    0

    0